EFOR: İyi ki genç gazeteciler var

21 Nisan 2015 Salı  |  MG ÖZEL

Henüz üniversitede okuyan bir grup gazeteci adayı cep harçlıklarıyla Türkiye'nin ilk spor kültürü dergisini yarattı.

Konu  "spor"  olunca çoğumuz dudak büker, ciddiye almayız, aslında haksız da sayılmayız çünkü Türkiye'de spor demek istisnalar dışında hep futbol demek. Dönemsel öne çıkan basketbol ve voleybolu saymazsak televizyon ekranları ve gazeteler sadece futbolla dolu. Sorun medyanın, elbette aynı zamanda devletin spora bakışından kaynaklanıyor.

Kavramların içinin boşaldığı Türkiye'de farklı bir spor, hele hele Efor gibi "spor kültürü" dergisi çıkarmak için genç olmak, cesur olmak, girişken olmak, idealist olmak, düşünmek ve sorgulamak gerekiyor. İşte, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde okuyan Emrullah Ecer, Edipcan Ertuğrul, Sedat İlter, Okan Gümüşsoy, Eren Akman, Furkan Songur ve aralarındaki tek kız öğrenci Gülçin Şimşek yola bu düşüncelerle çıkmış ve Efor'u yaratmış.

Derginin Genel Yayın Yönetmeni Emrullah, "Geçen yılın sonlarıydı. Kendi aramızda konuşuyorduk, Türkiye'de spor ortamı kötü, futbol ortamı kötü, medya ortamı kötü...Ne yapabiliriz diye düşünmeye başladık... Dergi fikri böyle doğdu. Bütün spor dallarını kapsadığı için de adını Efor koyduk"diyor.

Spor tarihçisi Mehmet Yüce ile yönetmen Gökçe Kaan Demirkıran'ın da yazılarıyla destek verdiği Efor kapaklarıyla, seçtiği konularla, araştırma dosyalarıyla ve kullandığı dille şimdiden farklılığını ortaya koyuyor. 

Örnek mi?

"Daha önce sevginin gücüne şahit oldunuz mu bilmem ama en azından Leon'u izlediyseniz bilirsiniz, sevgi her şeyi yener. Sevgi, ezer geçer hayatta güvendiğiniz ne varsa. Çünkü sevgiden, seven insandan daha güçlü hiçbir şey yoktur. Bu güce, bir film ya da kitapta da şahit olmuş olabilirsiniz, günlük hayatta da. Ama bir tenis maçında, sevginin gücü karşımıza nasıl çıkabilirdi?..."

 

NE VAR NE YOK?

 

Derginin tasarımcısı da olan Gülçin'in kaleminden çıkan bu satırlar Efor'un spor ve edebiyatı harmanladığını gösteriyor. Eğer, falanca lig maçında hangi pozisyonlar yaşandı, hangi futbolcu ne kadar koştu, teknik direktör maçtan sonra nasıl bir açıklama yaptı sorularıNIN yanıtlarıyla ilgileniyorsanız Efor'u boşuna okumayın!

Ama eğer mesela Nazilerin olimpiyatları neden sevdiğini ve Helene Mayer'in kim olduğunu öğrenmek istiyorsanız, Allen Iverson'ın biyografisini merak ediyorsanız, tekerlekli sandalye basketboluyla ilgili bilgi sahibi olmak ya da 2014 yılında en başarılı federasyonunun adını büyük olasılıkla duymadığınız Wushu olduğunu öğrenmek istiyorsanız Efor size göre bir dergi.

 

 

Derginin üçüncü sayısında kapak Abdullah Avcı'ya ayrılmıştı. Avcı tanınmış ve medyaya sayısız defa çıkmış bir spor adamı. O zaman neden onunla röportaj yapıldı?
 

Edip'le Sedat bu soruya, "Abdullah Avcı'yı bizden okumakla diğer gazetelerden, dergilerden okumak çok farklı... Her futbol adamının mutlaka söylemek istediği şeyler, bir felsefesi vardır. Biz diğerleri gibi gündelik konuları sormadık, daha kapsamlı, daha derinlikli konuştuk, Türk futbolunun nasıl kurtulabileceğini sorduk..."diye yanıt veriyor.


 

HALKI DEĞİŞTİRMEK

 

Emrullah neden farklı spor dallarına yer verdiklerini ve asıl önemlisi ulaşmak istedikleri hedefi se şöyle anlatıyor:

 "Her spor dalında farklı bir hikaye var. Onları gördüğümüzde ülkedeki spor kültürü gelişir, spor kültürü gelişince halk gelişir, halk gelişince eğitim sistemi biraz gelişir, o zaman ülke gelişir. Aslında amacımız buydu. Biz eğitim sistemini değiştiremeyiz, siyaseti değiştiremeyiz ki zaten bizim alanımız değil. Ama spor kültürüyle halkı değiştirebileceğimize inanıyoruz. Bu da ancak spor kültürüyle olur. Belki bu bir hayal ama bunun için çalışıyoruz."

Genç gazetecilerin "büyük" planları var, şu anda elektronik ortamda çıkan dergiyi basmak, kitap yayınlamak ve belgesel çekmek istiyorlar. Hatta, savaş yıllarında İstanbul'daki futbol ortamını anlattıkları "Çanakkale" belgeselini  kısıtlı olanaklarıyla çekmişler bile. 

 

 

 

KAYNAK NEREDEN?

 

Peki, kaynağı nasıl buluyorlar?

Emrullah bu soruyu gülerek, "Tek kaynağımız cep harçlıklarımız! Geçenlerde Riva'ya taksiyle gitmek zorunda kaldık, 150 lira verdik, bizi çok zorladı" diyerek yanıtlıyor. Genç gazeteciler sponsor arıyor ama bulacakları sponsorun derginin felsefesine uygun olmasına da özen gösteriyorlar.

Efor, kısa bir süre öncesine kadar Türkiye'nin sadece ilk değil aynı zamanda tek "spor kültürü" dergisiydi, geçenlerde Socrates dergisi yayın hayatına başladı. Ama genç gazetecilerin deneyimli meslektaşlarının çıkardığı dergiye yönelik eleştirileri var. Gülçin, "Biz spor kültürüne hizmet ediyoruz ama gördüğümüz kadarıyla onlar spor kültüründen faydalanıyor..."diyor.

Gazetecilik ilkelerinin önemsenmediği günümüz koşullarında Efor ( http://www.efordergi.com)   gibi idealist, alçak gönüllü ama aynı zamanda iddialı ve cesur bir dergi çıkaran genç gazetecileri tebrik etmek ve desteklemek gerekiyor.

 

Cenk Başlamış

 

20.4.2015