Demirel'le bir anı: Aferin, iyi kullanmışsın!

19 Haziran 2015 Cuma  |  MG ÖZEL

1998 yılında Milliyet'te "10 Yıl Sonra Orta Asya" dizi yazımın yayını sürerken dönemin Genel Yayın Yönetmeni Derya Sazak Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'le de görüşmemi önerdi.

Demirel'in eski Sovyet cumhuriyetlerindeki Türk asıllı cumhuriyetlere özel bir ilgisi olduğunu zaten biliyordum. Milliyet Ankara Bürosu randevu talebinde bulundu ve hemen olumlu karşılandı. Böyle bir konuda röportaj Demirel'in de ilgisini çekmiş olmalıydı...

Kendisine sempati duyduğumu söyleyemem ama bir gazeteci olarak bunun bir önemi yoktu tabii. Çankaya Köşkü'ndeki görüşmede yuvarlak bir masaya oturduk, hatırladığım kadarıyla iki danışmanı da vardı ama hiç söze karışmadılar. Demirel'in Orta Asya hakkındaki bilgisinin derinliği beni son derece şaşırttı. Tahmin ettiğimin çok ötesinde bilgi sahibiydi, uzun uzun konuştu. İtiraf etmek gerekirse, gazetecilik yaşamımda sadece iki röportaj sırasında heyecanlandım. Biri Demirel'di, diğeri ise Gorbaçov...

 

Sanıyorum, ilk soruya yanıt vermesi en az 20 dakika sürdü, uzun uzun anlattı, Orta Asya'nın tarihinden, hatta edebiyatından söz ett, sonra diğer sorulara geçtik...O hafta sonu Demirel KKTC'yi ziyaret edecekti ve o günler itibarıyla son derece kritik bir ziyaretti. Konumuz Orta Asya olmasına rağmen ziyaretiyle de ilgili bir soru sormak istediğimi söyledim. Kuşkusuz bunu bekliyordu, hazırlanmıştı, hiç soluksuz cevap verdi, "KKTC'ye dokunan bize dokunmuş sayılır ve dersini alır!" dedi, Rumlara yönelik son derece sert sözler söyledi.

Çankaya Köşkü'nden çıkınca Sazak'la telefonda konuşurken hiç beklemediğim şekilde, "Madem Ankara'dasın, Demirel'le Lefkoşa'ya da gitsene..."dedi.

Böylece bir kaç gün sonra kendimi sabahın erken saatinde Cumhurbaşkanlığı uçağını bekleyen gazetecilerin yanımda buldum. Hemen hemen tamamı Ankara muhabiri olduğu için bir ikisi dışında kimseyi tanımıyordum. Yabancı yüzler arasında, Moskova'da tanıştığımız Meclis Başkanı Hikmet Çetin'i gördüm, gülümsedi.

Uçakta hemen küçük bir kitapçık dağıtıldı, içinde ziyaret programı, heyetin listesi ve geziye katılan gazetecilerin listesi. Aslında komik bir durumdu, "Falanca gazetenin Ankara temsilcisi", "filanca kanalın Ankara muhabiri" ve benim adımın yanında "Milliyet Gazetesi Moskova temsilcisi" yazıyordu. Bir Moskova muhabirinin Lefkoşa'ya giden cumhurbaşkanlığı uçağında ne aradığı herkesi şaşırtmış olmalıydı.

Uçak kalkar kalkmaz Demirel gazetecilerin bulunduğu bölüme geldi ve tek tek herkesin elini sıktı. Sıra bana geldiğinde, "Aferin iyi kullanmışsın!" dedi. KKTC ziyaretiyle ilgili açıklaması ve yazdığım haber Milliyet'in birinci sayfasında çıkmıştı.Onu kastediyordu.

O tarihten 1-2 yıl sonra Moskova'ya geldi, bir görüşmeden çıktığında Türk gazeteciler hızlı yürüyen Demirel'i yakalayıp soru sormaya çalışıyordu. O karmaşada Demirel'in ayağına bastım, neredeyse ayakkabısı çıkacaktı! Şöyle bir arkaya dönüp baktı, hiçbir şey söylemeden yürümeye devam etti...

 

Cenk Başlamış

 

18.6.2015