Gazeteciliği gazeteciler bitirdi!

26 Ocak 2016 Salı  |  MG ÖZEL

Medya Günlüğü'nün "Pazartesi Söyleşileri" bu hafta genç bir gazeteciyi ağırlıyor. Yeni mezun olmasına karşın beş yılı aşkın süredir çalışan genç gazeteci Taylan Özgür Dil, "gazeteciliğin sorunları" deyince başlıyor anlatmaya... Ona göre, gazeteciliğin bu hâle gelmesinin başlıca sorumluları yine gazeteciler. Deneyimlilerin yeni başlayanlara iyi bir mesleki miras bırakmadığını söyleyen Dil, "sarı öküzü vermeyecektik" demenin de, pişmanlığın da faydası olmadığını savunuyor ve ekliyor: "İktidar güçlendi ve önce bizim karınca yuvamıza bastı. O ilk darbeden sonra dağılmayacaktık, bir arada durmaya çalışacaktık." Kendi neslinden çok umutlu olduğunu da belirten genç gazeteci, "Sabırla ve inatla bu işi yapacağız" diyor. 

-Her seferinde yakındığımız "Türkiye'de düşünce özgürlüğünün hâli" hakkında sen neler söylersin? 

-Düşünce özgürlüğünü sorarsan sana sadece Can Dündar ve Erdem Gül derim, daha ne denebilir ki? Düşünce özgürlüğüne zarar veren bir başka şey de aslında medyadaki ikiye bölünme hâli. Solcular ideoloji için gazetecilik yapıyor, diğerleri de sermayeye hizmet eden işletmeler olarak çalışıyor. Yani ben "sol medyayı" da beğenmiyorum, slogan atar gibi manşetler çıkarılıyor. Gazeteciliğin amacından saptığını düşünüyorum. Bize öğretilen "halk için gazetecilik" nerede? Bu meslek kimilerince para kazanmak için, belli çıkar gruplarına yaranmak ve reklam koparmak için yapılıyor. Hiç kimsenin halkın düşündüklerini ve sıkıntılarını hükümete taşıma gibi bir niyeti yok. Derslerde yıllarca şunu anlattılar: Gazeteciler, yönetilenlerin isteklerini yönetenlere iletir, yani aracıdır. Hani?

-Sen gazetecilik okurken her şey tam da böyleydi. Buna rağmen bu mesleği yapmaya başladın ve devam ediyorsun 

-Evet, aynıydı her şey. İktidarın bir kopma noktası var zaten; 2007. O yıldan bu yana her şey daha da sertleşti, hem tabanda hem de tavanda ayrışmalar yaşandı. Ben İstanbul Üniversitesi'ne gazetecilik okumak için 2009'da girdim. Birinci sınıftayken bir matbaada çalışıyordum ve bir turizm gazetesine tesadüfen başladım. Sonra "Güle Güle" adındaki ulaştırma gazetesine başladım. Otogarın altını üstüne getirdim, adeta pislik içinde habercilik yaptım, her işe koştum; gazete dağıtıyordum, dağıtımlarda tahsilatı da ben yapıyordum.  

-Maaş alıyor muydun?

-Neyse ki maaş alıyordum. Öğrenci olduğum için sigortasız çalıştım bir sene orada. Oradan çıkıp Halk Ulaşım dergisine girdim. Üçüncü sınıfa gelince herkes iyi yerlerde staj yapmaya başladı. Bir an kaygılandım. "Ne olacak acaba, herkes büyük işlere girdi" dedim. Sonra ben de Kanal D Haber'de staj yaptım. Orada televizyon muhabirliği için koltuk kapmanın, kadroya alınmanın ve hatta maaşlı çalışan olmanın ne kadar zor olduğunu gördüm. 

-Uzun süre "gönüllü staj" yapsak da kadroya alınmıyoruz Buna benzer neler yaşadın?

-İki yıl maaşsız, sigortasız çalışan arkadaşlarım var. Ben Kanal D'de kadrolu eleman olamayacağımın farkındaydım. Öyle hemen kadro olmaz.

-Neden?

-Senelerce kadro bekleyen, harçlıkla ya da maaşsız çalışan bir sürü insan var. Kadroya almak için niteliğe bakmıyorlar, kurum içinde kimi tanıdığın ve kimin nesi olduğun daha önemli. Ya torpiline bakıyorlar ya da senelerce ses çıkarmadan bedava çalışmanı istiyorlar. Belki biri insaf eder de işe alınırsın. Bütün ayak işlerini de sana yaptırırlar. Bu işte farkındalık çok önemli, hayal dünyasında yaşamamak lazım.

-Belki de farkında olduğun için devam ediyorsun, çünkü birçok arkadaşımız işsiz 

-Kimisi de kendini kandırıyor. Biraz gerçekçi olmak lazım, çünkü gerçekçi olmamız gereken bir mesleği yapıyoruz. Her şeyi yüzüne tokat gibi vuruyorlar daha stajyerken. "En büyük gazetelerde staj yaptım, ne güzel bilgisayarlar var, insanlar neşe içinde çalışıyor, maaşları da yatıyor" dememek lazım Bir uzmanlık alanı belirlemek, ardından da gerçekçi ve emin adımlarla yürümek gerekiyor. 

-Okulda gazeteciliğin iyi öğretildiğini düşünüyor musun, işyerlerinin bizden istediği vasıflara sahip miyiz sence?

-Okulun tek katkısı, işe başlarken "İstanbul Üniversitesi'nden mezunum" diyebilmek. Asıl mesele, deneyimlerin ve kişisel yeteneklerin. Benim için asıl okul Dünya gazetesiydi. Ayrıca iletişim fakültelerinde okuyanların sadece yüzde 5'i gazetecilik yapabilir. Gerekirse kapıdan kovulup bacadan gireceksin, ama bir yerde çalışacaksın. 

-Gazetecilik mezunu birçok kişi başlamadan vazgeçti. Sen bu mesleği yapmakta ısrarcı mısın? 

-Gazeteciliği seviyorum, devam edeceğim. Ekonomi alanında çalışmayı sürdüreceğim. Diğer alanlara kıyasla daha az baskı var ekonomide. Artık ekonomide de bir şey yazamıyorsun gerçi, herkeste bir otokontrol var. Okulda bir örnek vermişti hocamız Nurdoğan Rigel, kurbağayı daha önce ısınmış su dolu bir kaba koyarsın ve zıplar. Ama suyu yavaş yavaş ısıtırsan zıplayamaz, zamanla ölür farkında bile olmadan. Tüm bu konuştuklarımızı bir örnekle özetleyebilirim aslında; bir cemaat gazetesine iş görüşmesine gitmiştim iki ya da üç yıl önce "Gezi'ye katıldın mı" diye sordular, sonra da işe alınmadım. Hükümetle araları bozulunca Gezi'yi yüceltmeye başladılar. Ayrışmanın ve gazeteciliğin geldiği yer bu işte. 

-Ekonominin daha güvenli bir alan olduğunu söylesen de konuşurken bile kendimizi baskı altında hissedebiliyoruz. İşsizlik riskiyle karşı karşıyayız çünkü. Psikolojin nasıl etkileniyor bu işi yaparken?

-Deliliğe bağlamazsan çalışamıyorsun. Her gün işsiz kalmayı bekliyorsun. Zaten bir süre sonra da işsizliği kanıksıyorsun. Öğrenci arkadaşlarıma da tavsiyem, bu zorlukların farkına varmalarıdır. Ayrıca, sorularını yanıtlarken fark ettim ki ekonomi gazeteciliği de zormuş. Hiçbir alan diğerinden daha güvenli değil bu meslekte. 

-Neden hedefte hep gazeteciler var?

-İktidar, gazeteleri başlıca propaganda aracı olarak görüyor çünkü. Gündem değiştirmek için de, seçim propagandaları için de, gücünü sabitlemek için de medyayı kullanıyor. 

-Aslında haber ne için yapılır, neyi değiştirmeyi hedefler?

-Halkın anlayamayacağı şeyi yazmayız biz. Pazar fiyatlarından asgari ücretteki değişmelere kadar her şeyi halka anlatmak isteriz, böyle bir anlayışla haber yaparız. Gazetecilik halka bir şey anlatmaktır, ama sermaye ve iktidar artık buna izin vermiyor. 

-Üst nesil gazeteciler, yeni başlayanlara düşünce özgürlüğü ve habercilik anlamında iyi bir mesleki miras bıraktı mı sence?

-Hayır. Kendileri emekli olduysa torpille aldıklarını çalışma arkadaşlarımız olarak bize bıraktılar. Bugün üzerine konuştuğumuz pek çok sıkıntıyı deneyimliler yarattı aslında. Gazetecilik yapmayıp para kazanmayı önemsedikleri için bu hâle geldi mesleğimiz. "Persona Non Grata" belgeselinde konu edilen Derya Sazak'ın 700 bin dolarlık evini hatırlasana. Bu nedenlerle, gazetecilik yok olmak üzere. Mesleği elinde tutan ve değişime direnen bir kuşak var bir de. Bunlar, hâlâ kahvehanedeki kitleye gazete hazırlayan ve başlıkları ona göre atan yönetici konumundaki kişiler. Bizim yine de gerçek ustaların tecrübelerine ihtiyacımız var.  

-Bu baskı ortamının var olmasında gazetecilerin üzerine düşen bir öz eleştiri var öyleyse 

-Gazeteciliği bu hâle getiren gazetecilerdir, hükümetler değil. Bir arada durabildiğimiz de yok. Bu baştan var olmuş bir çözülme. Biz kalifiye elemanlar da bir arada olabilmek için çalışma koşullarını yenemiyoruz, hafta bitsin diye dua ettiğimiz oluyor bir gün izin yapabilmek için. Meslek örgütlerinin de herhangi bir faydası olduğunu düşünmüyorum. "Ayda bir lokale gidelim, her yılbaşında birbirimize ödül verip alkışlayalım" faaliyetlerinden başka bir şey değil. Bu mu meslek örgütü? Tekrarlıyorum; Türkiye'de gazeteciliği gazeteciler bitirdi. İktidar güçlendi ve önce bizim karınca yuvamıza bastı. O ilk darbeden sonra dağılmayacaktık, bir arada durmaya çalışacaktık. Üst nesiller, bu yüzden sorumlu. Sarı öküzü vermeyecektik, diyorlar şimdi ama pişmanlık boşa. 

-Kendi neslinin geleceğinden umutlu musun?

-Evet, çok umutluyum. Sabır ve çalışmayla kendimizi geliştireceğiz, inatla bu işi yapacağız. Gazeteciliği yapamayan zaten çoktan elendi, ama koşullara direnen arkadaşlarımızdan çok iyi gazeteciler çıkacak. 

 

Portre/Taylan Özgür Dil

1991 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde Gazetecilik okudu. Üniversiteye başladığı 2009 yılından bu yana birçok sektörel dergi ve gazetede çalıştı. Zorunlu stajını Kanal D Haber'de tamamladı. Mezun olduktan sonra Dünya gazetesinde çalıştı.Şu an Yeni Yüzyıl gazetesinde ekonomi muhabirliği yapıyor.