Kadın gazeteci olmak zor!

29 Şubat 2016 Pazartesi  |  MG ÖZEL

Medya Günlüğü'nün "Pazartesi Söyleşileri"nde bu hafta genç gazeteciler ve çeşitli nedenlerle gazetecilik yapmaktan vazgeçenler var. Hepsi genç, hepsi kadın. Bu genç kadınlarla Türkiye'de düşünce özgürlüğünü, medyadaki işsizliği ve cinsiyetçiliği konuştuk. Hepsinin ortak derdi; erkek egemen medya düzeni! Evet, adına 'dert' deniyor. Ancak hepsinin bu derde bir de tepkisi var: 'Bir kadın olarak' diye başlayan cümleler kurmayın!.. 

"AMK diye gazete var!"

Genç gazeteci Nazmiye Köseer, kendini bileli gazeteci olmak isteyenlerden. Köseer, Mesleğin başlıca sorunlarının cinsiyetçilik, emek sömürüsü ve işsizlik olduğunu söylüyor. Köseer'e göre Türkiye medyasında iki temel sorun var: Sansür ve cinsiyetçilik. Meslektaşlarının bilinçli bir birliktelik kurması gerektiğini vurgulayan Köseer, "İktidarlar dünya tarihi boyunca her zaman basına sansür ve baskı ortamı kurmuşlardır. Zaten bana göre var olma sebepleri bu. Ancak biz bununla mücadele etmeliyiz" diyor. Genç gazetecinin, cinsiyetçilik konusundaysa söyleyecek aslında çok şeyi var. Zira o, spor basınında yoğunlaşmayı seçmiş. Spor basınındaki durumu şöyle anlatıyor: "Cinsiyetçilik ve eril dille mücadele etmek için çabalayan bir avuç kadın gazeteciden biriyim. Önce senin "onlar" kadar spor bilip bilmediğin sorgulanacaktır. Ben kendime spor basınında yer edinmedim, yer kazandım. Türkiye'de spor basını, nefretten ve cinsiyetçilikten besleniyor. AMK diye bir spor gazetesi var, daha ne diyeyim?"  

"Kadından spor muhabiri olmaz, dediler"

Gazeteci olmanın hayalini çocukluğundan beri kuranlardan biri de Arzu İzci. Yaşadığı tüm sıkıntılara rağmen bu mesleği seçtiği için asla pişman olmadığını söyleyen İzci, gazetecilerin kendi işlerine saygı duymadığı söylüyor. Ona göre de mesleğin başlıca sorunu, cinsiyetçilik. Sorunu şöyle anlatıyor:

"Medyada kadın olmak konusunda, saatlerce konuşabilirim. Sayısız cinsiyetçiliğe maruz kaldım özellikle spor medyasında. Hürriyet'teki stajımın ilk gününde, "Galatasaray muhabiri olmak istiyorum" deyince "Kadından olmaz" cümlesini duydum. Mesleğe bu cümleyle başladım. Lafı uzatmadan spor medyasındaki cinsiyetçiliği özetleyeyim: Düzenli olarak duyduğum cümleler şöyle: "Öz geçmişiniz çok iyi, dört dil biliyorsunuz, ama biz erkek çalışan arıyoruz. Geç saatlere kadar çalıştığımız için kadınlar bunu kaldıramaz."

"Toplum kadın varlığını tanımalı"

Bir süre muhabirlik yaptıktan sonra "medya analizi" alanında çalışmayan Özge Yeşildağlı ise, "İsteyerek seçtiği gazetecilik mesleğinin, memlekette bu kadar zor olacağını tahmin edemediğini" söylüyor. Yeşildağlı da gazetecilikteki cinsiyetçiliğe değiniyor. "Bir kadın olarak" diye başlayan soruların can sıkıcı hale geldiğini ifade eden Yeşildağlı, "Bu gibi soruların bitmesi için önce toplumun kadın varlığını tanıması gerekiyor. Bu toplumda kadın olmak çok zorken bir de işin içine muhabirlik giriyorsa cinsiyetçi tutumları yoğun yaşıyorsunuz"  diyor.

"Kadın canının istediği her yerdedir"

Yeni gelişen "girişimcilik" camiasının bir fertlerinden biri Hazal Rodop. Arkadaşlarıyla 3D çizimlerin arttırılmış gerçeklik teknolojisi ile mobil cihazlarda tüketilebilir hale gelmesini sağlıyorlar. Rodop, "Neden gazetecilik yapmıyorsun" sorusuna "Bir pazar sabahı evimin önündeki arabama binerken öldürülmemektir nedeni" diye yanıt veriyor. 

Diğer genç gazetecilerin değindiği cinsiyetçilik konusunaysa "Kadın canının istediği her yerdedir. "Bir kadın olarak" diye başlayan sorular, biz sormayı bırakırsak hemen yok olur bence" diyerek başkaldırıyor. Ona göre, Türkiye'de "hırsızlık, kaypaklık, plaza gülümsemesi ve sırttan vurmacılık" gibi şeyler dışında özgür olan pek bir şey yok. Yine de "bir cumartesi gününe Can Dündar'ın teşekkürüyle uyanmaktan memnun olduğunu" söylüyor. 

"Gazetecilik artık bir lüks"

"Topluma fayda sağlayan bir meslek olduğu için gazetecilik okuduğunu" söyleyen Funda Çelik, şimdi fotoğrafçılık yapıyor. Artık gazetecilik yapmanın bir lüks olduğunu vurgulayan Çelik, "Kendi mesleğimi yapmak isterdim ama böyle bir lüksüm bulunmuyor. Gazetecilik yapmamamın nedeni, para kazanmak zorunda olmam. Çünkü gazetecilik, mesleğe yeni başlayan biriyseniz -özellikle de iyi bir torpiliniz yoksa- ilk iki yıl para kazanmadan emek harcamanız gereken bir iş kolu" diyor. "Vazgeçmene sebep olan olaylardan birini anlatır mısın" deyince ise şöyle söylüyor:
"Gazeteciliğe başlamayı denedim aslında. Ama daha stajyerken, amacı haksızlıkları gözler önüne sermek olan bu meslek içerisindeki haksızlıkları görerek bu yolda emek harcamanın boşa kürek çekmek olacağını anladım. CNN Türk'te üç aylık bir stajyerken benden bir yıl önce gelmiş arkadaşlarım vardır. Açık pozisyonlarda kadroya girebileceğimizin hayallerini kuruyorduk, bir sabah tanımadığımız iki kişi gelip kadrolu olarak işe başladılar."  

"Gazetecilik cesaret isteyen bir meslek"

Bir haber portalında çalışan Büşra Yalvaç, aslında bir reklamcı. Türkiye'de tarafsız gazetecilik yapılmadığını düşünen Yalvaç,  "Üniversite okurken hocalarım tarafsız bir medya olmadığını söylerdi. Ben bu söylenene inanmazdım. Çünkü bence gazeteci tarafsız ve şeffaf olandır. Zaten ülkemizde tarafsızlığın da çok kolay olduğunu düşünmüyorum" diyor. Haberciliğin başlıca sorunlarından biri, ona göre de "erkek egemen yapı!"  Yalvaç, "Kadınlar her mesleği icra ederken zorluk çekiyor. Baskın olan her zaman erkekler oluyor. Gazetecilik ayrıca cesaret isteyen bir meslek. Cesur olmak da Türkiye'de kadınlara benimsetilmiyor; kadının geri planda durması, susması isteniyor" diyor.

"Korkusuzca yapabilen herkes gazetecidir"

Hilal Arslan, bir grafiker. Kendi mesleğinde iş bulamayan yüzlerce gençten biri. Şimdi bir haber portalında editörlük yapıyor. Gazeteciliğin kendi gözündeki yerini şöyle anlatıyor: "Bu mesleğe gönül veren, gerçekten severek ve inanarak korkusuzca yapabilen herkes gazetecidir gözümde." Arslan'ın da kadınların medyadaki yerine ilişkin söyleyecekleri var: 
"Kadınlar nerede özgür olabilmiş ki bu meslekte de özgür olabilsin! Erkek egemen zihniyet nedeniyle ikinci planda bırakılıyoruz. En iyi örneği bu söyleşi aslında. Söyleyecek daha ağır sözler varken sadece bu kadarını söyleyebiliyoruz, öyle değil mi?"

"Mezunsun, ama stajyer gibi çalışıyorsun"

"Gazetecilik kazandığımda yaşadığım mutluluğu, şu ana kadar hayatımın hiçbir evresinde yaşamadım" diyen Sinem Çalışkan, bir buçuk yıldır işsiz. Mezun olduktan sonra, bir haber sitesinde editörlük yapmış. Maddi ve sosyal sebepler nedeniyle gazeteciliğe erken veda ettiğini söyleyen Çalışkan, "İş bulmak çok zor. Buldun diyelim, mezunsun ama stajyer gibi çalışıyorsun" diyor. Çalışkan da "medyanın erkekliğine" şu sözlerle tepki veriyor:
"Türkiye'de ne yazık ki erkek egemen bir zihniyet var. Kadın haklarını ağzıyla savunup zihninde uygulamayan birçok insan var. Öyle bir algı var ki toplumda, kadınları iki adım geride tutmak için ellerinden geleni yapıyorlar. "Elinin hamuruyla bulaşma" gibi kaba bir düşünceyle hem de"