Geçmişten günümüze Türk Yahudileri

08 Mart 2016 Salı  |  MG ÖZEL

Yahudiler, Babil Sürgünü'nden sonra dünyanın çeşitli yerlerine göç etmişlerdir. Binlerce yıllık bir sürgün hayatı yaşamışlardır. Bu zor durum onlara çok önemli bir özellik kazandırmıştır. Tevrat'taki, ''Yaşadığın toprağın kanunlarını benimseyeceksin, ona riayet edip ona göre yaşayacaksın'' söylemine uyarak bulundukları coğrafyaya uyum sağlayıp, kültürlerini benimsemişlerdir. Göç eden Yahudilerin bir kısmının yolu da Anadolu'ya düşmüş. Osmanlı ile ilk temas da burada kurulmuş. Yani bilinenin aksine Anadolu'ya ilk gelişleri Sefarad Yahudileri ile değil. 500. Yıl Vakfı, kültürlerini tanıtmak için Neve Şalom Sinagogu'nda 'Türk Musevileri Müzesi'ni  yeniden açtı. Geçmişten günümüze kadarki Türk Musevileri'nin tarihini ve kültürünü merak edenler Neve Şalom Sinagogu'ndaki müzeyi ziyaret edebilirler. Müzede neler bulabileceğinize dair ön bilgi olması için Müze Müdürü Nisya İşman Allovi ile Türk Musevileri ve müze hakkında konuştuk.

 

-500. Yıl Vakfı ne zaman kuruldu ve kuruluş amacı nedir?

-500. Yıl Vakfı 1989 yılında kuruldu. 1992 yılında da bildiğiniz gibi birçok faaliyete imza attı. Kuruluş amacı, 1492 yılında İspanya'dan engizisyon mahkemeleri nedeniyle dinlerinden vazgeçmeme uğruna, topraklarını kaybeden Sefarad Yahudileri'nin gelişini kutlamak amacıyla kurulmuş bir kuruluştur, vakıftır. 500'üncü senesi 1992 yılında kutlanmıştır. O nedenle kurulmuştu. O dönem içerisinde de birçok faaliyetler, galalar, resim sergileri, konserler, toplantılar, yurtdışında birçok temaslar gerçekleştirildi. Ve Türkiye'nin tanıtımı lobicilik olarak yurtdışı platformlarında gerçekleştirildi.
500. Yıl Vakfı'nın üç tane kalıcı aktivitesi vardır. Bunlardan bir tanesi müzedir. Ama müze, şu anki fiili binada değil diğer binadaydı. Eski Zülfaris Sinagogu'ndaydı. Ve orada da 14 yıl, 2001'den 2015 yılına kadar hizmet verdi. Sonra biz buraya taşındık.
İkinci projelerinden bir tanesi Ahrida Sinagogu, 15. yüzyıldan kalma en eski sinagogdur Balat bölgesinde yer alan. Tadilatı yapılmıştır. En son ise Rumelifeneri sırtlarında bir orman vardır, Barış Ormanı. Bir de o yapılmıştır. Müze faaliyetlerine bugün hala 500. Yıl Vakfı olarak devam etmektedir.

-Müzeye gelenleri burada ne bekliyor?

-Yahudi tarihi. Bayramlarımız, kültürümüz, dini ritüellerimiz, yemeklerimiz gibi Yahudi kültürüne dair birçok bilgiyi bulabilme imkanına sahipler. Bir Türk Yahudisi'nin nasıl yaşadığı? Nasıl olduğu? Türk Yahudisi'ni tanıyacaklar.

-Türk Yahudileri ve diğer Yahudiler arasında bir fark var mı?

-Her Yahudi kendi ülkesinin Yahudisi'dir. Bugün Fransa'daki Yahudi ile Türkiye'deki Yahudi arasındaki fark; birinin Türk, birinin Fransız olmasıdır. Ama Yahudi olarak da, sinangoga gittiğinde aynı duaları yapsa da kültür olarak biz Türk'üz. Bir de Tevrat'ta bir söylem vardır, ''Dina markuta dina'' diye. Yani, ''Yaşadığın toprağın kanunlarını benimseyeceksin, ona riayet edip ona göre yaşayacaksın'' diye. Dolayısıyla her Yahudi kendi ülkesinin Yahudisi'dir. Yani bizim burada sizinle ortak paydamız bir Fransız Yahudisi'nden daha fazla olabilir. 

-Yahudiler Anadolu'ya ne zaman geldi?

-Anadolu'ya, M.Ö. 4. yüzyılda ilk yerleşim başlıyor. Şu an Sardes bölgesinde, İzmir'in civarında Sardes diye bir bölge var. Lidyalılar'ın başkentiydi. Orada da en eski Yahudi kalıntılarını görmeniz mümkün. Bugün hala çalışmalar devam ediyor. Andriaki bölgesinde devam ediyor. Sinop'ta devam ediyor.

-İlk olarak İzmir'e mi gelmişler?

-İlk Ege Bölgesi'ne yerleşiyorlar. Bir kısmı da Mizrahiler, ondan daha da önce geliyor. Doğu Anadolu tarafına gidenler de oluyor. Ama ilk bu iki grubun geldiğini biliyoruz.

 

 

-Peki geliş nedenleri neydi?

-Biliyoruz ki Birinci Mabed'in (Süleyman Mabedi) yıkılmasından önce de gelenler oluyor.  Esas göç İkinci Süleyman Mabedi, Beyt Hamikdaş dediğimiz yıkılmasından sonra bütün dünyaya bir yayılış oluyor. Diaspora oluyor. Onunla beraber Anadolu topraklarına da ticaretle ya da bir şekilde zamanla gelen isimler olabiliyor.

-Gelen Yahudiler hangi koldandı? Beni Yisrael mi yoksa Yahuda mı?

-Yahuda kolundanız.

-Gelenler sadece Yahuda mı yoksa diğer koldan da geliyor mu?

-Evet, gelenler sadece Yahuda kolundan.

-Türkler ile ilk temas ne zaman oldu?

-1326 yılında Bursa'da. Orhan Bey geliyor Bursa'ya ve o zaman orada yerleşik bir Yahudi cemaatini görüyor. İlk iletişim orada başlıyor. Hatta Bizans'ın daha baskıcı yönetiminden sonra Osmanlılar ile bir arada daha rahat, ferah içinde yaşıyorlar. İlk sinagog, o dönemde Orhan Bey'in izniyle açılıyor. O bölgedeki.

-Yani Osmanlı dönemindeki ilk Yahudiler Sefaradlar değil öyle mi?

-Değil. Romaniyotlar,  Mizrahiler ve Karaylar var. Bunlar daha önce geliyorlar.

-Yahudiler, Osmanlı Devleti'nde sarayda görevlerde bulundular. Bunun dışında neler yaptılar?

-Tıpta var. Mesela Günzberg'i görebiliyoruz. Müzikte, hukukta,  askeriyede, polis teşkilatında, mecliste ve sarayda görebiliriz.

-Osmanlı Devleti'nde hangi bölgede yaşıyorlardı?

-Ege'de var. Balkanlar'da var. Selanik merkezlerden bir tanesi. İstanbul, İzmir ve birçok yer var. Müzedeki haritada, Türkiye'nin çeşitli yerlerindek bütün yerleşim yerlerini görebilirsiniz. Bir sürü yer var. Adana,  Antakya, Diyarbakır, Tokat.

-İstanbul'da nerede kalıyorlar?

-İstanbul'daki yaşam genelde surlar dışında. Balat, Hasköy gibi yerlerde. Sur içindeki yani sarayın olduğu bölgede değil. İstanbul'da çok fazla yokmuş zaten. Önce Edirne,  İzmir, Bursa daha fazla. Daha sonra İstanbul'a göçler başlıyor. İstanbul'da bir kısım vardı. Çünkü 1453'te Fatih burayı aldığında özellikle hep bir politikası Osmanlı'nın aldığı bölgelere Yahudileri yerleştiriyor. Çünkü Yahudiler'in o bölgede isyan etmeyeceklerini bildiği için sağlama alıyor. Bir kısmı yerleştiriyor. Bir kısmını da Anadolu'dan ve Selanik'ten göç edip buraya yerleşmeye zorluyor İstanbul'a. Bir kısmı kendinden gelenler, bir kısmı da getirilenler oluyor.

 

 

-Yahudiler'in Kuzguncuk'u ikinci Kudüs olarak gördükleri doğru mu?

-Onun hikayesi de başka. İnsanlar geldikleri zaman gömülmek istedikleri toprak İsrail toprağı oluyor. O zamanlar tabi uçak yok, arabalar yok. Dolayısıyla Anadolu topraklarında Kuzguncuk'a kadar geldiği zaman kendini artık İsrail topraklarına girmiş sayıyor. Asya'da artık. Yani Asya'da olduğu için burada gömüldüklerinde kendini daha rahat hissediyorlar. O nedenle de Kuzguncuk'ta birçok gömü vardır.

-Kanuni Sultan Süleyman, Yahudiler için ferman çıkardı mı?

-Aslında sırf Kanuni değil, aynı zamanda Abdülmecid ve Abdülaziz de çıkarıyor.

-Bayezıd'ın da var galiba?..

-Bayezıd'ın var ama hiçbir zaman bulamadık Osmanlı arşivinde. O şeyle ilgilidir. 1492'de gelmeleriyle ilgili. Yahudiler'in çağrılmasıyla ilgilidir. Sizin dediğiniz ferman ise, Abdülmecid'in 1841 tarihli orijinal fermanı var. Kan iftiralarıyla ilgili fermandır. O da şundan bahseder:
Ortaçağ Hristiyan Avrupa'sında, Pesah (Hamursuz) dediğimiz bir bayramı vardır. Hamursuz Bayramı sırasında bir hafta boyuncu mayalanmamış şeyler yeriz. Mısır'dan, Firavun'un zulmünden kaçan atalarımız ekmeklerini pişirme fırsatı bulamadığı için bir hafta boyunca hala mayasız şeyler yeriz. O ekmek yapımının içinde hristiyan çocuklarının kanının kullanıldığına dair rivayetler çıkıyor. Tabi bu Ortaçağ. Bu söylemler daha sonra Kuzguncuk'a, Şam'a çeşitli yerlere geliyor Osmanlı topraklarında ve bununla ilgili sorunlar yaşanıyor. Bunun üzerine üç sultan da ferman yazıyorlar farklı dönemlerde. Buradakinde de şöyle diyor, ''Öyle bir millet düşünün ki Kaşerot denilen yeme sistemine bakar'' diyor sultan. Yani hayvanın kanını yemiyorsa insanın kanını nasıl yer diye. Daha sonra bu ferman Avrupa mahkemelerinde delil olarak kullanılıyor.

-Yahudiler, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı saflarında savaştı mı?

-15 Mart'ta bununla ilgili bir sergimiz var. TBMM himayesinde yapıyoruz. Ankara'da yapacağız. Çanakkale Savaşı sırasında şehit olmuş Osmanlı Yahudileri ile ilgili bir sergi.

-Müzede de bir listesi vardı...

-Burada da var ama bunun genişletilmiş sergisinin ilk ayağını Ankara'da açıyoruz. İkincisi inşallah İstanbul'a getirtilecek. Yer ve zaman bilgisini paylaşacağız. Bu çok bilinmeyen bir bilgi. Halbuki bunu paylaşmamız gerekiyor. Çünkü bize ziyaretçilerimiz geldikleri zaman ve atalarımızın, dedelerimizin bu savaş için, bu ülkenin bağımsızlığı için kanlarını verdiklerini gördükleri zaman, o zaman daha kolay bizimle empati kurabiliyorlar. Çünkü aynı saflarda savaşmışız. Dolayısıyla bu sergi de bu olay da çok önemli bizim için. 

-Yahudiler'in Osmalı dönemindeki günlük kıyafetleri nasıldı?

-Onunla ilgili müzede bir bölüm yaptık. Yahudiler yeşil giyinemezdi. Çünkü yeşil Müslüman rengiydi. Onun dışında eğer kadın dulsa, nişanlıysa hep takılarla ve kıyafetlerle kendini belli eden bir kıyafet seçimi vardı. Ya da farklı bir mesleki gruba dahil olabilirsiniz. Sırf bu Yahudiler için geçerli değil. Hristiyanlarla ilgili, katiplerle hep farklı farklı şeyler vardı. Ama genelde örtü örtünürdü. Sokakta örtünülürdü ve şaşalı da giyinilmezdi. Beyaz ve yeşil giyilmezdi. Çünkü beyaz saraya ait bir renkti. 

-Cumhuriyet döneminde aktif görevlerde bulunuyorlar mı? Yani mecliste yer alıyorlar mı?

-Mecliste yer alıyorlar. Baya aktif görevlerde bulunuyorlar. Müzede milletvekilleri kısmını görebilirsiniz.

-Son olarak mecliste ne zaman yer alıyorlar?

-1995 yılına kadar milletvekili var. En son Cefi Kamhi DYP'den çıktı. Ondan sonra da bir milletvekilimiz olmadı.
Yani bu yakın bölümünde cumhuriyet sonrası şeyleri de görebilirsiniz. Mesela yakın tarihle ilgili bir sürü bilgiler koyduk. Trakya olayları var, varlık vergisi var. Yani bunları da tarihimizin gri sayfaları olmakla beraber es geçmemek gerekir.
İkinci Dünya Savaşı sırasında çok kolay zamanlar geçirmemiş kimse. Avrupa'da Hitler kasıp kavururken buraya mesela kurtarılan Türk Yahudileri de gelmiş diplomatlar tarafından. Buna mukabil o dönemlerde daha böyle propagandaların olduğu bir dönem haline geldiğimiz zamanlar da olmuş. İşte 1934 Trakya olayları. Bunun sonucunda büyük bir göç vermişiz. Ya da 1942 varlık vergisi de sırf Yahudiler'e karşı değil, bütün sayıca azınlıklara. Ayrıca bazı Müslümanlar'dan da alınmış bir vergi. Tarihte böyle yaşanmış olaylar da var.Bunları da anlatmakta fayda var diye düşünüyorum.
-Müze ne zaman ziyaret edilebilir?

-Cumartesi günleri dışında haftann altı günü ziyaret edilebiliyor. Pazartesiden perşembeye 10.00-16.00 saatleri arası, cuma günleri 10.00-13.00 arası, pazar günleri ise 10.00-14.00 arasında.

Söyleşi: Hakan Başak

Fotoğraflar: İzet Keribar