Sınırlı sorumlu hayaller

12 Nisan 2016 Salı  |  YOLCU

Kısa bir süre önce bir eğitim seminerinde lise son sınıf öğrencilerine "Hayalleriniz neler?" diye sormuştum. 

-    Falanca üniversiteye bir girsem...

-    Yurtdışında okumak istiyorum ben...

-    Şu liseyi hayırlısıyla bir bitirelim de hocam...
. . . . . . . . 

Konunun "eğitim" olmasından dolayı belki de buna odaklanmışlar ve bu tip yanıtlar vermişlerdi ama bir ara;

-    Güzel, yalnız ben size sadece akademik kariyer hayallerinizi sormadım ki. "Hayalleriniz neler?" idi sorum, dediğimde önce bir sessizlik oluştu ve kısa bir süre öyle bakıştık. Sonrasında da çok kayda değer bir gelişme olmadı. Acaba bu canavar gibi gençlerin (seminerde benden sonraki eğitmen dostlarımın sunumlarında öyle olduğunu gördük) hayalleri mi yoktu gerçekten?
.
Bizim buraların, bazı başka konularda olduğu gibi, hayaller ve hayal etme konusunda da ince ayarında bir sıkıntı var gibi geliyor bana. "Hayalle peynir gemisi yürümez" lafı örneğin. (Neden illa ki peynir? O ayrı bir konu.)  Ya da şimdi burada dile getirmenin imkansız olduğu "Hayalle yaşayanın..." diye başlayan söz.    

İnsanın sahip olduğu beynin düşünebilme yeteneği sayesinde "sınırsız" olan hayal etme ayrıcalığına mesafeli ve biraz da soğuğuz. 
"Gerçeklerimiz o kadar ağır ki, hayale vakit mi var arkadaşım?" diye yükselenler olabilir ama o gerçekler yeterince hayal etmediğimiz için öyle ağırlaşmış olmasın sakın? "Yahu, şu iş/şey öyle değil de neden şöyle şöyle olmasın?" diye sormayı ve hayal etmeyi genellikle es geçtiğimiz için ya da...

Bir de tabii örneğin yılbaşında piyangonun büyük ikramiyesi ile yapılacak olan şeyler geleneksel ve resmi yıllık hayal etme aktivitemiz olunca konu tamamen dağılıyor. 

Elbette başka memleketlerde "hayal etmeyi destekleme ve teşvik fonları" yok belki de ama iğneyi kendimize batıralım diyorum. Çünkü bir taraftan da örneğin teknoloji harikası cihazları kullanırken "Adam ne güzel hayal etmiş, onu da hayata geçirmiş arkadaş!" demeyi de ihmal etmiyoruz. Elin Amerikalısı, Japonu konusu hani... İçinde hem hayranlık, hem de bir miktar kıskançlık ve küçümseme bulunan.
Gerçi canımız ülkemizde gençlere "Teknolojiyi kullanın, faydalanın ama öte tarafını çok kurcalamayın, kafayı yersiniz sonra" diye öğüt veren büyüklerimiz de yok değil. Eksik olmasınlar...

Demem o ki, hayal etmek üç açıdan çok nefis bir şey. Bir kere tamamen bedava. İkincisi sınırsız. Moda söylemle "Sınır sizsiniz". Üçüncüsü ve bence en önemlisi de çok ama çok ihtiyaç olan şey; dertlere deva, sorunlara çözüm uygulanan yöntemlerle bulunamadığında bakış açısını değiştirebilmenin birinci adımı kafadaki ezberlere "Şöyle bir durun hele siz" deyip hayal edebilmek...
.
Şarkılar ve kahkaha hayatınızda hep olsun, kaldı ki bu sizin elinizde. Sinir bozucu şeyler isteseniz de etrafınızdan eksilmiyor çünkü...