Zorunlu bir özür!

27 Mayıs 2016 Cuma  |  MENTOR

Önce Galatasaraylı dostlardan özür dilerim.
Onların asla bu olgunluğu gösterememiş olması beni ilgilendirmez, ben Fenerbahçeli'yim.
Başarısızlığımı da başarım kadar sahiplenmeyi bilmeliyim.
Çünkü bizim ilkelerimiz var. Kazanmak ama her şeye rağmen kazanmak bizim ilkemiz değil, kazananın alın terini kirletmek bize yakışmaz. 
Kupa törenine çıkmayarak "alın terine" saygısızlık etmek, maç sonrası kendi yanlışlarını örtmek için rakibini karalamak Fenerbahçeli davranışı olamaz.

En çok Fenerbahçelilere şaşırıyorum...Ben söylemiştim demeyi sevmiyorum, konu Fenerbahçe olunca hiç sevmiyorum ama bu satırlarda yazmaya başladığım günden beri olacakları ve Fenerbahçe'nin başındaki felaketi anlatmaya çalıştım. Daha bir kaç gün önce her türlü üstünlüğüne rağmen kupanın favorisinin Galatasaray olduğunu da yazmıştım çünkü kral çıplaktı.
Konu teknik direktör veya futbolcu sorunu deği,l konu başarısızılık, nefret, ayrımcılık, itaat ve sevgisizliği sistem haline getirip Fenerbahçeli sporcuların ruhunu öldürmek.

Her finalde, her kritik maçta 18 yıldır sahaya yığılan Fenerbahçe'nin sporcu ve hocalardan bağımsız bir sorunu olduğu çok açık.
Dün Fenerbahçe'nin başında sıradan, Fenerbahçe'deki ortamı solumamış bir Fenerbahçeli olsa, futbolcular 10 gün kulübün dışında kalsa Fenerbahçe maçı farklı kazanırdı.
Ama içerde kim bilir neler oluyor, ne ayrımcılıklar ne saygısızlıklar ne sevgisizlikler ne gariplikler oluyor bu takımın en başarılı hocasının video kayıtlarının medyada cirit attığını, büyük hakaretlere uğrayarak gönderildiğini, en başarılı kaptanının medyada rezil edildiğini hepimiz biliyoruz.

Sorunu doğru tespit edelim, en önemli sorun çözülmeden Hoca ve futbolcuların performansı hakkında değerlendirme yapmak abesle iştigaldir. Dün akşamki Pereira'yı falan savunmuyorum ama Fenerbahçe'deki sevgisiz, nefret dolu, sistem ve felsefeden yoksun garip ortamda "performans" aramak makul değil. 
Zaten öyle olduğunu düşünsen de elinden bir şey gelmez hiçbirini  değiştiremezsin kulübün bütün kaynakları tüketildi ancak değişim olursa Fenerbahçe'li yeniden takımına sahip çıkar yoksa  seneye kulübün gelirleri dramatik bir düşüş yaşayacaktır, değişim olmayacağını da hepimiz biliyoruz, ölür gitmez.

Onca kızgınlığıma rağmen Fenerbahçe Başkanlık bakamına olan saygımdan Başkan'dan bir ricam olacak, Sayın Başkan lütfen basket maçına gelmeyin, o insanların alın teri ve kahramanlıkları  bunu hak ediyor.
Ama geleceğinizi biliyorum, hatta maçtan önce bir kaç taraftara posta koyup salonda yeni bir Fenerbahçeliler kavgası çıkarmayı başarıp Basketbol takımına da hak ettiği dersi verirsiniz.

Son 18 yılda herhangi bir finalde refleks gösterebilen tek takım Obradoviç'in takımı 20 sayı geriden gelip bence maçı kazandılar ve bu durum 18 yıldır sorunun ne olduğunu net olarak gösteriyor, Obradoviç sağolsun, oraya elini asla süremiyor onu da bu tabloyu öngördükleri için komisyoncu falan diye yok etmeyi denediler ama Ülker dik durdu ve kurtulduk.
Erkek Basbetbol bu camiada kimin hatalı olduğunu ve camianın potansiyelini gösteriyor.

Bir de Ali Koç konusu var, sanırım Fenerbahçeliler kadar güçlü olup hala kendilerine bu kadar az güvenen bir topluluk az görülür gerçi 18 yıllık yönetim felsefesinin camiaya kazandırdığı bir "öğretilmiş çaresizlik" var ama yine bunu aşacak gücümüz var.
Godot'yu bekler gibi Ali Koç beklemeye gerek yok, Fenerbahçe'nin kimseye ihtiyacı yok, Fenerbahçe'nin sevgiye ve saygıya ihtiyacı var sıradan bir Fenerbahçeli içimizden biri Fenerbahçeyi herkesten iyi yönetir.

Ali Koç'u severim ama artık Fenerbahçe adı öne çıkmalı kişiler değil Fenerbahçe'yi Fenerbahçeliler herkesten iyi yönetir, Bayern böyle yapıyor sonuç ortada. Önde başarılı futbolcular arkada ise kendi işlerinde zirveye çıkmış adlarını bile bilmediğiniz Bayernliler.

Fenerbahçe Fenerbahçeliler'indir.