Milliyet'in bitmeyen çilesi!..

09 Haziran 2016 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Bir zamanlar Türk basınında gazetecilik standartlarını belirleyen, gücünü tirajından değil saygınlığından alan Milliyet'te Fikret Bila dönemi de sona erdi.

İki nedenden dolayı bu aslında "beklenen sürpriz"di:

Birincisi, Bila'nın gazetenin sahipleriyle arasının açık olduğu uzun süredir gündemde bulunan bir iddiaydı.

İkincisi, Milliyet 1990'lardan başlayarak ortalama iki yılda bir genel yayın yönetmeni değiştirme gibi kötü bir üne kavuştuğu için 2013 ortalarından bu yana görevde olan Bila'nın ayrılması çok da şaşırtıcı olmadı.

Çok değil, 2000'lerin başına kadar kadar referans gazetesi kabul edilen, "Basın Güven" sloganını hakkıyla, dolu dolu kullanan Milliyet maalesef çok uzun zamandır freni boşalmış bir kamyona benziyor.

1990'ların başında Milliyet'in geleneksel çizgisini terkederek "magazinleşmesi" ve bitmek bilmeyen yönetim değişikleri bugün gelinen sonu hazırladı.

Bakın, son 25 yılda Milliyet'te kimler genel yayın yönetmenliği yaptı:

Doğan Heper, Umur Talu-Yalçın Doğan, Ufuk Güldemir, Doğan Heper, Derya Sazak, Umur Talu-Yalçın Doğan, Mehmet Y. Yılmaz, Sedat Ergin, Tayfun Devecioğlu, Derya Sazak ve Fikret Bila.
İnsan okurken bile yoruluyor!

Yönetimlerin ortalama iki yılda bir değişmesi, adı gazeteyle özdeşlemiş muhabirler ve yazarların anlaşılmaz gerekçelerle afaroz edilmesi Milliyet'in DNA'sını bozdu, hafızasını sıfırladı, kimliğini, geleneklerini yok etti. Günümüzde, bir yazı işleri toplantısındaki tartışmada çıkıp, "...Milliyet'in geleneğinde üzerinde konuştuğumuz haberi şu şekilde kullanmak vardır..." diyebilecek kişi neredeyse kalmadı.

Bir zamanlar gündem belirleyen çarpıcı haberlere imza atan Milliyet'in, "İmralı Zabıtları" dışında son yıllarda olay yaratan, günlerce konuşulan bir haberini hatırlıyor muyuz?

Elbette bu noktaya bir günde gelinmedi.

1990'ların başında Milliyet'in zorla kulvar değiştirmesiyle başlayan, sayısız yönetim operasyonu ve sembolleşmiş gazetecilerin uzaklaştırılmasıyla devam eden ve son yıllarda hükümete yanaşmaya kadar uzanan hatalar zinciri var.

66 yıl...

İnsan hayatı için uzun ama gazeteler için çok kısa bir süre.

Bu açıdan bakıldığında "genç" olması gereken Milliyet gücü tükenmek üzere olan yaşlı bir insana benziyor.

Hızla duvara giden freni boşalmış kamyonu son anda koltuğa atlayacak usta bir sürücünün kurtarması mümkün mü?

Çok zor görünüyor.

25 yıl gazeteye emek vermiş bir kişi olarak yazması acı geliyor ama Milliyet'in meşalesi sönüyor...

Not: Bugün yayınlanan Milliyet, Genel Yayın Yönetmeni Fikret Bila'nın istifasını haber olarak kullanmadı!