Kum saati gibi ülke

13 Haziran 2016 Pazartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

Şapka çıkarıyor ve kutluyorum: Erdoğan, günümüz Türkiye'sinin Erdoğan demek olduğu gerçeğini, dostuna düşmanına kabul ettirdi. 

Artık cümle âlem; iktidarın, hükümetin, Anayasa'nın, yasamanın, yargının, yürütmenin mutlak hâkiminin Erdoğan olduğunu; medyanın hoşlanmayacağı şeyleri dile getirmeye cesaret edemeyeceğini biliyor.

Ülkede hangi icraatın yapılacağına, banka faizinin ne olması gerektiğine, dış politika manevralarına, kimlerin terörist, kimlerin devlet hayrına çalıştığına, okul müfredatına, doğacak çocuk sayısına, desteklenecek ya da kösteklenecek şirketlere varana kadar bilumum kararı O'nun verdiğini de biliyor. 

***

Sorun o ki, bu durum O'nu içeride büyüttükçe dışarıda küçültüyor. Tıpkı, bir yanı dolarken öbür yanı boşalan bir kum saati gibi Ülkede önünde diz çökmeyen kalmadı sayılır. Ama ülke dışında, durumun tam tersi olduğu görülüyor. 
Üzüntüm, Erdoğan'ın nasıl algılandığı değil. Üzüntüm, Erdoğan algısıyla Türkiye algısının bir tutulmasıdır. 
Sanırım Türkiye tarihinin hiçbir döneminde bu denli itibarsızlaşmamıştı. 
Birbiriyle kanlı-bıçaklı ülkeleri bile aynı anda düşmanımız haline getirmeyi; herkesi kendimizden nefret ettirmeyi başardık. 

***

Bazen çok bunaldığımda göğe çıkar, yeryüzünü oradan seyretmeye çalışırım. Son temaşalarımdan birinde kendimi Gulliver'in seyahatlerindeymişim gibi hissettim. Anadolu'ya baktığımda gördüğüm dev, sınırların ötesine geçince cüceleşiveriyordu...

Dr. Ömer Dönderici