Kimliklerimiz ve sosyal medya baskısı

17 Haziran 2016 Cuma  |  SERBEST KÜRSÜ

Her insan kaçınılmaz bazı kimliklerle doğar. Bunlar insanın iradesi dışında doğumda edindiği kimliklerdir. Aile-din/mezhep-milliyet/ırk-coğrafya ve vatandaşlık gibi...

Bir de sonradan kazanılan kimlikler vardır. Bir siyasi partinin ya da spor kulübünün taraftarı olma, bitirilen bir okul veya bir meslek edinme, çeşitli dernek ya da kuruluşlara üye olma sonradan kazanılan kimliklere örnektir.
Herkes yerine-zamanına ve bulunduğu ortamlara göre bu kimliklerini ön plana çıkarır.

Bu kimliklerimizin olması kadar doğal bir şey olamaz. Önemli olan bunları ne kadar doğru ve istikrarlı kullandığımızdır.

Son yıllarda hızla gelişen ve günlük yaşantımızda çok önemli bir yer tutan sosyal medya bu kimliklerimizi en çok sergilediğimiz alanların başında gelir.

Facebook-twitter-instagram başta olmak üzere çeşitli forum ve bloglar, sözlükler vb. kimliklerimizi gösterme şansı bulduğumuz sanal alanlardır. Buralarda bazen bir yazı, bazen bir fotoğraf, bazen tek bir cümle bile olaylara, dünyaya ve çevremize bakışımız hakkında mesajlar iletir. Yaptığımız bir paylaşım, beğendiğimiz ya da beğenmediğimiz bir yazı/foto duruşumuz hakkında fikir verebilir.

İşte bütün sorun da bence burada başlıyor. Sosyal medya araçlarını kullanan bir çok kişi kendi inandığı değerler üzerinden diğerlerine tahakküm kurmaya çalışıyor. Özellikle kendine yakın kimliğe sahip olanlara sergilemesi gereken duruşlar üzerinden verilen akıllar, yapılan eleştiriler, yapması ve yapmaması gereken davranışlar bu baskının çeşitleridir. Örneğin ulusalcı bir politik görüşe sahipsiniz ve sosyal medya üzerinden bu alanda paylaşılan her etkinliğe katılmaya zorlanıyorsunuz. Diyelim bir sözü ya da fotoğrafı beğenmediniz ya da paylaşmadınız hemen eleştiri ve sorgulamalar ile karşılaşabiliyorsunuz.

Ulusal kurtuluş günleri-ulusal bayramlar-vatan-bayrak vb. konularda yapılan paylaşımlara ve sosyal medya etkinliklerine katılmadığınız, destek vermediğiniz zaman bu değerler üzerinden sorgulanmanız sosyal medya baskısı değil midir?
Ya da dinsel inançlar üzerinden yürütülen bir sosyal medya çalışmasına tepkisiz kalırsanız hemen müslümanlık anlayışınız sorgulanabiliyor.

Kişinin sadece kendisinde kalması gereken bazı ibadetlerini sosyal medya üzerinden sürekli dile getirmesi ve bunu çevresine empoze etmeye çalışması bir baskı değil midir? Oruç tutabilirsiniz, namazınızı kılabilirsiniz, çeşitli hayır işlerinde bulunabilirsiniz ama sürekli bunları "şöyle yaptım, böyle yaptım" diyerek sosyal medya üzerinden paylaşmak ve yapmayanları neredeyse suçlamak sosyal medya baskısı değil midir?

Çeşitli kaza ya da doğal afetler sonrası takınılan üzüntülü tavırlar, sanal gözyaşları, keder ve hüzün dolu mesajlar yerine farklı paylaşımda bulunanlara yöneltilen ağır eleştiriler ve suçlamalar sosyal medya baskısı değil midir? Üstelik bütün bunları hepsinin yeni bir gündemle 2-3 gün sonra unutulacağı belli iken.

Sporda da aynı takımın taraftarları arasında farklı konularda hemfikir olunamadığı zamanlarda herkesin kendi gibi düşünmeyenleri suçlaması hatta taraftarlık derecesini ölçmeye kalkması sosyal medya baskısı değil midir? Yeni gelen bir teknik direktör ya da oyuncu transferleri sonrası bunları onaylayan ya da beğenmeyenler arasında yaşanan sert tartışmalar hatta suçlamalara varan sözler sosyal medya baskısı değil midir?

Seçimler öncesi kamuoyu yaratma adına yaşananlar, bir parti ya da aday üzerinde yoğunlaşma çabaları ve bu alanda birbirini ikna etmeye çalışırken yaşananlar/suçlamalar sosyal medya baskısı değil midir?
Ayrıca tüm bunlar yaşanırken bilgi kirliliği, olayları abartma ve saptırma, dezenformasyon da işin cabası.

Bence işin daha da vahimi sosyal medya üzerinden gösterilen duruşlar acaba gerçek dünyada aynı kararlılıkla gösterilebiliyor mu?
Acaba gerçekten "olduğumuz gibi görünmek veya göründüğümüz gibi olmak " çok mu zor?
Bizim gibi düşünmeyenlere saldırmak yerine onların da farklı fikirleri olabileceğini kabullenmek çok mu zor?
Aykırılara, ötekilere, ayrık otlarına yaşama şansı vermek, onları dinlemek ve kabullenmek çok mu zor?
Klavye kahramanı diye adlandırılan sanal kimliklerin gerçek dünyada ezilmiş egolarını tatmin etme yeri sosyal medya olunca maalesef bunlarla karşılaşmak hiç şaşırtıcı gelmiyor.

Sadece bu sosyal medya baskısı yüzünden bu ortamlardan uzaklaşan ya da kendini geri plana atan insan o kadar çok ki...
Keşke sessiz çoğunluk bu kadar sessiz olmasa...

İlhan İlmenöz