Özür formülü: Ne yapmalı?

18 Haziran 2016 Cumartesi  |  GÜNLÜK

Türkiye ile Rusya, bu noktaya gelinmesinden pişmanlık duyulan bir  krizden, daha fazla zarar görmeden ama kendini de küçük düşürmeden çıkmanın yolunu bulmak için "barış peşrevi" çekme dönemine girdi. Üslup yumuşadı. Bugün dünden daha iyi noktadayız; sadece bu bile 'yarının daha iyi olacağı' umudunun değirmenine su taşıyor.

Durum özetle şudur: 24 Kasım 2015'de Türkiye Rusya'ya ait Su-24 savaş uçağını angajman kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle Türk hava sahasında vurduğunu söylüyor. Rusya ise uçağının Suriye hava sahasında vurulduğunu savunuyor.

Rusya, pek çok alanda yaptırım uygulama kararı aldığı Türkiye ile ilişkilerin normale dönmesi için üç şart koşuyor: 1- Türk devletinin resmen özür dilemesi, 2- Ölen pilot ve düşürülen uçak için tazminat ödenmesi, 3- Olayın faillerinin yargılanması.

Ankara'dan cumhurbaşkanı dahil her düzeyde gelmeye devam eden "ilişkileri normalleştirme temennisi ve Rusya'ya verilen önemin teyidi" açıklamaları, her seferinde Kremlin'den son dönemde ton yumuşasa ve öfke dinse de - aynı tepkiyi görüyor: "Önce şartlarımızı yerine getirin."

Rusya'daki analistlerin genel kanısı, Erdoğan'ın mizacının Rusya'dan açıkça özür dilemeye el vermeyeceği ve diplomatik formül bulunması gerektiği yönünde. Türkiye'de de benzer şeyler konuşuluyor ama somut olarak "nasıl bir formül" bulunacağına dair fazla öneri yok.

İki ülke ilişkilerinin bozulmasından en fazla canı yanan, artık bir aile olmuş, iç içe geçmiş Türk-Rus toplumunun mütevazı temsil kanallarından biri olarak TürkRus.Com, tartışmalara katkı açısından önerilerini okurlarıyla paylaşmak istiyor:

Ankara, kayıtsız şartsız bir özrü iç dinamikler nedeniyle kendi kamuoyuna izah edemeyeceğini düşünüyorsa, öncelikle "uçağın düşürülmesi olayının objektif olarak inceleneceği uluslararası bir komisyon kurulması önerisini ve bunun sonucunda uçağın Suriye hava sahasında düşürüldüğü sabit bulunursa Rusya'dan özür dilmeyi kabul edeceğini" beyan edebilir. 

Bu komisyon Rusya ve Türkiye dışında, iki ülkenin de kabul edeceği Kazakistan ya da Azerbaycan gibi bir "hakem ülke" üyelerinden oluşabilir. 

Türkiye sonuçlarını kabul edeceğini uluslararası toplum önünde açıkça ilan edeceği böyle bir komisyon teklifinde ısrar ederse, Rusya da her şeye rağmen kabul etmezse bu durum zaten Ankara'nın elini güçlendirecektir. 

Ve bu durumda "objektif gerçek arayışı" romantizminin yersiz olduğu, olaya "önyargı ve ön kabullerle bakıldığı" gerçeği ortaya çıkar ki, bu tutumu alan ülke uluslararası toplum nezdinde mahkum olur.

TürkRus.Com'un yorumunun devamını okumak için TIKLAYIN