Erdoğan nereye koşuyor?..

22 Haziran 2016 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

Kuzeyde Rusya ile kavgalı, Güney'de Suriye nezdinde İran, Rusya, sözde ABD, PYD ile kavgalı, Doğu oldukça sorunlu, Batı ile kanlı bıçaklı...

E ne yapacak o zaman?

Gezi balonu uçuralım bütün sorunlar unutulsun der gibi. Özetle: Gezi Parkı'na o intikam kokan kışla bozuntusu yapılacak, AKM'den intikam alınacak yıkılıp yerine dev bir opera binası inşa edilecek. Yetmez, Taksim Maksemi'nin olduğu yere de "meydanın ihtiyacı için" bir selatin cami (Osmanlı İmparatorluğu döneminde sultanların kendi bütçeleriyle yaptırdıkları camilere verilen ad) yapacaklarını söyledi. Ve ekledi "Ben sayın başkanıma söylüyorum. Cesur olacaksın diyorum. Eğer cesur olmazsan, biz bu işi başaramayız." 

Hukuk devletinde bir şey yapmak için cesur olmaya gerek duymak ne anlama geliyor! Dayatmanın yani baskının, ben yaptım oldu mantığının sürdürülebilmesi için duyulan baskı, güç, kudret göstergesi. Hukuk devletinde güç hukuka dayanmalı, eğer böyle olmazsa başka biri de çıkar gücün yetiyorsa yap der. Yoksa amaç bu mu! 

Devlet ile mafyanın farkı nedir? Devlet yetkisini hukuktan alır, mafya kaba kuvvetten alır.

Nereden bakarsanız bakın sağlıklı bir düşünce sistematiğinin kavrayıp anlaması mümkün olmayan davranış bütünüyle karşı karşıyayız. Bu önümüzdeki günler için hiç iyi haber değil.

Bir kaç yıl önce ülkemizde adeta kahramanlaştırılan, hayırsever ilan edilen, bakanların ödül verdiği Reza Sarraf ABD'de yargılanıyor. Davayı merak edenler var, merak nedeni değişik olmakla birlikte ucu bize uzanır mı endişesi duyanlar olduğu aşikar. Neden endişeleniyorsunuz, "Eğer abdestinizden şüpheniz yoksa namazınızdan da şüpheniz olmasın" bırakın yargılansın. Çeşitli davalarda bu sözü bol bol kullananlar vardı, hatırlatmak bir vatandaş olarak görevimiz...

Son zamanlarda ülke öyle bir hale geldi ki, korkan korkana, niye korkuyoruz, niye siniyoruz. Gazeteci işten atılma tehdidi ile karşı karşıya, öğretim görevlileri öğrencileri tarafından ihbar ediliyor, eşler birbirlerini ihbar ediyor. 

Buraya not düşüyorum, yarın bir gün İHL'lerde okuyan öğrenciler evlerindeki yaşamı ihbar edecekler. Babası içki içiyorsa veya annesi kısa etek giyiyorsa. Neden, çünkü ihbar teşvik ediliyor, toplumu dizayn etme özel yaşama müdahale alenen özendiriliyor.

Demokrasi gün geçtikçe askıya alınıyor. Dokunulmazlıklar kaldırıldı muhalefet tehdit altında. Diyeceksiniz ki ana muhalefet neden destek verdi. Teklif normal şekilde getirilmedi evet demese farklı bir noktaya taşınacaktı adeta kumpas söz konusuydu. Bu tuzağa düşülmedi. Doğrudur yanlıştır tartışılır.

İş dünyası da kayyum tehditi altında. 14 yıldır iktidar olan AKP şimdi şirketlere kayyum atamayı daha kolay hale getiriyor, neden!

AKP parti programına 2001 yılında şunları yazmıştı: 2016'da nereye geldik...

-Temel hak ve özgürlüklerle ilgili olarak partimiz aşağıdaki hedefleri gerçekleştirecektir:

-Başta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Paris Şartı ve Helsinki Nihai Senedi olmak üzere Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin insan hakları alanında getirdiği standartlar uygulamaya geçirilecektir.

-Düşünce ve ifade özgürlükleri uluslararası standartlar temelinde inşa edilecek, düşünceler özgürce açıklanabilecek, farklılıklar birer zenginlik olarak görülecektir...

AKP, Türkiye'yi "evrensel değerlerden", hukuktan, demokrasiden, özgürlükten kopartmak için her türlü zorbalığı yapıyor, hem de "Başkanım cesur olamazsak yapamayız" diyerek gaz verilerek...

AKP seçimlerde aldığı çoğunluğu bütün milletin iradesi gibi algılıyor, yaptıklarını bu yetkiye dayandırarak meşrulaştırmaya çalışıyor, toplumun tamamına kendi doğrularını dayatıyor. Giderek şu noktaya geldiler, halk istiyor siz halkın isteğine karşı mısınız. Bu demokrasi değil, çarpıtmadır. Hukuksuzluğa kılıftır. 

Seçimlerde demokrasi ile sorunumuz yok diyorlar, seçimler bitince demokrasiyi unutuyorlar.

Demokrasi sorunlu, adalet sorunlu, özgürlükler sorunlu, ekonomi sorunlu, güvenlik sorunlu, huzur yok, kutuplaşma had safhada, güven yok, terör çok...

Sizce Erdoğan nereye koşuyor...