Güle güle AB!

25 Haziran 2016 Cumartesi  |  KÖŞE YAZILARI

Kısaca Brexit adı verilen Britanya'nın AB'de kalıp kalmama referandumu yapıldı ve sonuç ayrılma yanlılarının lehine sonuçlandı. Bu sonucun ana nedenini kabaca şu şekilde özetlemek mümkün: Aslında dünya 2008 iktisadi krizini henüz atlatabilmiş değil. Mali piyasaların sarsılmasıyla başlayan küresel durgunluk her yerde siyaseti de yeniden şekillendirmeye başladı. En büyük sarsıntı ise AB'de hissedildi. Avrupa ekonomileri deprem yaşarken sonuçta Blair, Berlusconi, Sarkozy, Zapatero, Papandreu dahil bir çok lider tasfiye oldu. Bütün bunlar olurken ekonomik krizden güçlenerek çıkan tek AB ülkesi Almanya oldu ve lideri Merkel de koltuğunu koruyabilen yegane AB lideri olarak bu güne kadar geldi. Berlin giderek AB kurumlarında da etkinliğini artırırken öyle ki Almanya'nın 2. Dünya Savaşı'nda tankla-topla yapamadığını 'ekonomi' yoluyla Avrupa'yı ele geçirerek yapabildiği söylemleri artmaya başladı. Fakat son bir iki yılda artan Yunanistan ve İtalya kaynaklı borç sorunu, euro krizi ve nihayet mülteci meselesi bütün büyüyü bozdu. Karar anında Berlin'in önüne iktisadi üstünlüğü siyasi birliğe dönüştürme imkanı gelince bu her daim Kıta Avrupa'sından kopuk olan İngilizleri harekete geçirdi ve Berlin'in domine ettiği geleceği de olmayan AB yerine ayrılalım bağımsızlığımızı koruyalım söylemleri öne çıkmaya başladı. Ve sonuç ortada, Brexit hayaldi gerçek oldu!

AB'nin mevcut durumu aslında 80'li yılların SSCB'sini andırıyor. 80'lerle birlikte derin krize giren Sovyet ekonomisini reforme etmek için çeşitli yollar denendi, daha sonra bunlar perestroyka ve glasnost kavramlarıyla perçinlendi. Buna göre kumanda ekonomisi tedricen serbestleşecek ve siyaseten daha fazla özgürlük tanınarak SSCB hayatına devam edecekti. SSCB 90'a geldiğinde dönüşüme uğramıştı ama bu dönüşüm sonunda dağılmayı da beraberinde getirdi. Şimdi AB'nin durumu da pek farklı değil. 2008 krizinden sonra yapılan ilk reformlar AB'de krizi yenemedi ve Brexit'le birlikte şimdi daha yapısal bir dönüşüm süreci başlıyor: 80'ler SSCB'sinin tam tersi, yani piyasa ekonomisinden daha kontrollü ekonomiye ve geniş özgürlüklerden hürriyet kısıtlamasına doğru evrilecek bir AB bizi bekliyor. Peki bunlar İngiltere'siz AB'yi kurtarmaya yetecek mi? Bence hayır! AB'deki mevcut durum sürdürülebilir değil ve ileride özellikle Batı ile Doğu Avrupa ülkeleri arasında ayrışma belirginleşecek. İşin ironik tarafı Soğuk Savaş yıllarında Batı Avrupa Washington, Doğu Avrupa ise Moskova etkisi altındayken şimdi roller değişiyor gibi. 

İşin özü tek kutuplu dünya düzeni sona erip ABD hegemonyası yerini 2020'lerden itibaren ABD-Çin eksenli iki kutuplu yeni düzene doğru yavaş yavaş terk ederken AB'nin o şaşalı günleri artık mazide kalıyor. Zaten ABD Başkanlık ve çeşitli AB ülkeleri Parlamento seçimlerinde ortaya çıkan sert sol ve sağ adayların/partilerin/söylemlerin tutma olgusu da bu değişimin bir göstergesi. Yeni düzende Türkiye de AB'den tamamen koparken kulağımda seneler öncesinde bir İngiliz diplomatın bana söyledikleri çınlıyor: Biz içeriden siz dışarıdan AB'yi engelleyecek ve yükselmesine izin vermeyeceğiz! Herhalde vakit tamam ki artık İngiltere de dışarıya çıkıyor. Uzun lafın kısası ise gerçek şu: Güle Güle AB! Artık her nerede kimin fikrinde/cebinde yaşıyor ve yaşatılıyorsan Şengen'inle birlikte artık sana güle güle!

Fotoğraf:Hürriyet