Ben böyle muhalefetin...

27 Haziran 2016 Pazartesi  |  KÖŞE YAZILARI

Ülkemizde olup bitenleri gördükçe ve yaşadıkça, üzülmemek mümkün değil.

Sahipsiz bir ülkede, sorumsuz, doyumsuz, onursuz, sözüm ona sahip oldukları inançlarıyla bağdaşmayacak şekilde bu dünyada fani olduklarını ve hadlerini bilmeyen kişilerin yönetiminde yaşamanın tüm ayıbını, utancını, zorluğunu, acısını ve ağırlığını omuzlarımızda hissediyoruz.

Ülkemizde dinci IŞİD ve bölücü PKK terörü karargâh kurmuş, her gün bir yerlere saldırıyor, güvenlik güçlerimizi ve masum halkımızı öldürüyor, ülkede can ve mal güvenliği kalmamış, buna rağmen; en başta Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturmakta olan zat olmak üzere, bu ülkenin Başbakanı, Bakanları, Meclis Başkanı ve Milletvekilleri, ülkemizde olup bitenleri görmezlikten gelerek, bunlara çare üreteceklerine, kendi aralarında siyaset, dokunulmazlık, başkanlık, laiklik ve anayasa kavgası yapıyorlar. Halkımızın, sorunlarını çözmeleri için Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gönderdiği temsilcileri milletvekilleri, Mecliste işlerini güçlerini bırakmışlar, kendi aralarında meydan savaşı yapıyorlar, tekmeler ve yumruklar havada uçuşuyor.

Anayasa'ya göre partisiz ve tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan zat; tamamen siyasetin içine gömülmüş, AKP'yi kendi siyasi emelleri doğrultusunda yeniden dizayn etmenin uğraşını veriyor, AKP'nin Genel Başkanı ve Başbakan iken dahi yapmadığı siyasi entrikaların içine giriyor, Cumhurbaşkanlığının sorumsuzluk zırhı içinde, ülkesini seven muhaliflerine karşı, kendisine Cumhurbaşkanına hakaret suçunu kalkan yaparak, her gün Anayasa'yı ihlal suçu işliyor.

İşin en acı yönü de, halkımız ve aydınlarımız, üniversiteler, barolar, yüksek yargı, sivil toplum kuruluşları; sinmişler, hergün pervasızca Anayasa suçu işleyen ve buna rağmen, hala kendisini Anayasa'ya göre tarafsız ve meşru bir Cumhurbaşkanı zanneden bu zat karşısında korkarak, yer yer kendisine saygı dahi göstererek, sessiz bir şekilde, ülkemizin başına gelecek olan melaneti bekliyorlar.

Yavru muhalefet partisi MHP'nin Genel Başkanı Bahçeli; Anayasa'yı çiğneyen, parlamenter sistemi ortadan kaldırdığını ve fiilen başkanlık sistemini ilan ettiğini açıklayan Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan zata, artık dur diyeceğine, kendisinden hesap soracağına, millete önderlik ederek onları ayağa kaldıracağına, kendi içindeki muhalefeti sindirmek için kirli oyunlara başvuruyor.

Peki, ana muhalefet partisi lideri ne yapıyor dersiniz?

Bol, bol konuşuyor. Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan zat ile karşılaşınca ayağa kalkıyor ama korkudan sinen, susan ve kaderine razı bir şekilde başına gelecekleri bekleyen halkı ayağa kaldırarak, demokrasi ve laiklik adına, bir türlü sokağa dökemiyor, halkımızı silkelenerek uykudan uyandırıp, kendisine getirme başarısını gösteremiyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu,her zaman olduğu gibi, yine sadece konuşuyor ve Erdoğan'ın baskın seçiminin kokusunu almış olmalı ki, sanki seçim mitingine çıkmış da, iktidara gelirlerse neler yapacaklarını sıralayarak, herkese iş, şehit yakınlarına ve gazilere, milletvekillerinin yararlandıkları sağlık imkanlarından yararlandırma sözü vererek, yine bol keseden atıyor. Sinen, korkan ve ayağa kalkmak için ülkesini seven cesur bir lider arayan ve bekleyen halkımıza, yine umut ışığı olamıyor.

Velhasıl, halkımız; hukukun üstünlüğüne, insan hak ve özgürlüklerine dayalı demokratik ve laik cumhuriyetin, her geçen gün, yavaş yavaş eriyerek elimizden kayıp gitmekte olduğunu, sadece seyretmekle yetiniyor.

Bu ne kadar acı ve üzücü bir tablo değil mi?

Ama ne demişler, gerçekler her zaman acıdır...

New York