Sorgun'da bir tatil köyü

02 Temmuz 2016 Cumartesi  |  KÖŞE YAZILARI

Ailecek çok uzun zamandır yazın bir tatil köyüne gidip ultra her şey dahil paketlerin tadını çıkartamıyorduk. O kadar uzun zaman olmuştu ki bu tarz tatillerin raconunu bile unutmuştuk. Kızımızın doğumunu, büyümesi, plansız yurtdışı gezileri derken ancak bu sene hayalimizdeki o muhteşem tatili yaşamak üzere, geçen yaz ortasından araştırmalara başladık. Hem benim sıcakla aramın çok iyi olmaması hem de Ramazan döneminin yazın tam ortasına denk gelmesi ile bize kalan en uygun zaman dilimi olan eylül ayını tercih etmek durumunda kaldık. Antalya'ya gidene kadar da hep tatilimizin yağmur ve çamura heba olacağını düşünerek korktum.

Yoğun internet araştırmaları, eşten dosttan alınan fikirler, otel önerileri, fiyat araştırması derken en nihayetinde soluğu en yakın bir Etstur bürosunda aldık. Taleplerimiz ve beklentilerimiz o kadar açık ve netti ki, bize yardımcı olan bayan önümüze sadece iki seçenek çıkartmıştı. Aralarından bir tanesi ise bayana göre deniz kalitesi ile diğerini ekarte edebilirdi. Kendisine inanmaktan başka çaremiz olmadığından bayanın önerdiği o son tatil köyünde karar kılıp tüm rezervasyonlarımızı yaptırdık. Tesisin kapısından içeriye girene kadar da kafamızdaki soru işaretleri hiç geçmedi.

Tatilimize Gaziantep'te başlamıştık ve Antalya'ya Adana üzerinden hareket edecektik. Gaziantep-Adana arasını yörenin bilindik bir otobüs firması ile konforlu bir şekilde kat ettik. Adana'ya indiğimizde, eşim kısa bir şehir turu yapmayı önerdi ama maalesef benim gibi sıcakla aranız iyi değilse, ve sıcakta nefes bile alamıyorsanız, eylül ayında olsanız bile Adana'da dolaşma gafletinde bulunmayın derim. O kadar sıcak, insanın nefesini boğazından geri gönderen bir sıcak vardı ki neredeyse sokakta iki blok bile ilerlemeniz mümkün olmuyordu. Kendimi yakında gözüme kestirdiğim bir pastaneye atıp tuvalette kafamı suya soktuğumu hatırlıyorum. Adana'da tatilimiz için ihtiyacımız olan son öteberileri aldıktan sonra, benim yoğun ısrarlarım ile apar topar bir taksiye binip havaalanının yolunu tuttuk.

Adana maceramızı da bu şekilde atlattıktan sonra Antalya uçağımızın vaktine kadar, havaalanının o iç ferahlatan soğuğunda oturup dinlendik. En sonunda uçağımızın vakti gelmişti ve Antalya'ya doğru uçuşa geçtik. Antalya havaalanı, çok turistik olduğundan, oldukça modern, geniş, ferah gözüken bir havaalanıydı. Havaalanı içerisinde insanın içerisine bir ferahlık duygusu geliyordu. Bavullarımızı alır almaz tatilimize başlamıştık ve içten içe de turizm şirketinin bu işte ne kadar başarılı olacağını, soru işaretlerimizin ne kadarını giderebileceklerini düşünerek havaalanından dışarı çıktık. Çıktığımız gibi karşımızda bizi şirketin kocaman standı karşıladı. Standa gidip adımızı verdik. Önlerindeki organize listede hangi tatil köyünde kalıp, kaç nolu araç ile transfer edileceğimize dair tüm detaylar mevcuttu. Stanttaki gençler bize aracımıza kadar yardımcı oldular ve yüzümüzde kocaman bir gülümseme ile tatilimize başladık.

Tatil köyümüz, Antalya'nın bazı pahalı tatil köyleri gibi, çölün ortasında bir bina izlenimi vermiyordu; tam da istediğim gibi bol ağaçların arasında, sanki bir ormanın içerisine kendiliğinden gömülmüş gibi, ferah bir izlenim veriyordu. En sonunda gelmiştik; burası Voyage Sorgun'du. Dünya üzerinde bir cennete düşmüştük sankismiley Maceramız şimdi başlıyordu...

Genelde ultra her şey dahil tatil köylerinde yemek kalitesinin çok iyi olduğundan söz edilemez ama buradaki cafe, restoran ve ana açık büfe yemek bölümündeki yemeklerin tat ve kalitesi bence 10 üzerinden 9'u hak ediyordu. Otel çalışanlarının güleryüzü, samimiyeti ve seviyesi ise kesinlikle buraya önlerine geleni çalışmak için almadıklarını kanıtlıyordu. Neredeyse hepsinin düzgün bir şekilde İngilizce konuşabiliyor olması da gurur vericiydi. Ve bir çoğu da İngilizcenin yanı sıra başka diller konuşabiliyordu. Özellikle çocuk klübü bölümünde görev alan öğretmenlerin bir çoğunun başka milliyetten olması da yabancı çocuklar için büyük bir avantajdı diyebilirim. Otel içerisinde ve havuz kenarındaki temizlik, düzen, tertip mükemmeldi. Her şey sanki bir saat gibi tik tak tik tak işliyordu. Gerek gündüz gerekse de akşam aktiviteleri ve gösteriler hayranlık uyandırıcı bir şekilde kaliteli ve güzel organize edilmişti. Havuz kenarındaki meyve, dondurma, gözleme saatleri ile kendinizi sürekli bir şeyler yediğiniz garip, keyifli,dolce vita bir yaşamın içerisinde buluveriyordunuz. Deniz ise bayanın bize anlattığı gibi gerçekten güzeldi ve çoğunlukla havuz yerine denizi tercih etmeye çalışıyorduk. Ama minik kızımız, tüm çocuklar gibi, havuzu tercih ettiğinden bir süre sonra ona ayak uydurmak durumunda kalmıştık. Tatil köyü, hem internet sitesinde bahsedildiği, hem de rezervasyon yapan bayanın bize anlattığı gibi tam bir çocuk dostu tatil köyüydü. Açık büfede, bir koca alan, sadece minik bebeklere ayrılmıştı ve haşlama sebzeden organik yoğurduna kadar her şeyi bulabiliyordunuz. Hatta büfeye konan elektronik malzemelerle evinizin rahatındaki gibi çorbanızı bile yapabiliyordunuz. Talebiniz olması halinde resepsiyondan size bir puset bile temin edilebiliyor; yine ihtiyacınız olması halinde elektrikli termometre ve benzer hizmetleri odanıza kadar getirebiliyorlardı. Çocuklar için oldukça büyük ve yeterli sayılabilecek bir kulüp söz konusuydu ve bu klüp içerisinde çocuklar için hergün yeni ve değişik aktiviteler, oyun saatleri ve sinema günleri organize ediyorlardı. Girişinde kendi iletişim detaylarınızı paylaşarak çocuğunuzu kaydettirip, gönül rahatlığı ile kendisini bırakıp diğer çocuklarla eğlenmesini sağlayabileceğiniz oldukça güvenli bir mekandı. Tatil köyünün içerisinde hem çocuklar hem de büyükler için de, içerisinde su kaydıraklarının olduğu, ayrı bir eğlence havuzu da mevcuttu. Kısacası, tatil köyü, bebek veya büyük çocukla, rahatlıkla gidebileceğiniz ve tatilinizin tadını sonuna kadar çıkartabileceğiniz tüm özelliklere sahipti. Bu da bizim için inanılmaz bir avantaj olmuştu. Tatil için yapabileceğim tek negatif yorum; günün özellikle ilerleyen saatlerinde üzerime basan yoğun, boğucu hava idi. Neredeyse oda dışındaki tüm vakitlerimi en yakındaki soğuk duşun altında nefes almaya çalışarak geçirmeye çalışmam sonucu 1.5 ay atlatamadığım gribim de cabasısmileyAma yine de değerdi diyorum. Bir de eylül ayı böyleyse ve siz de benim gibi sıcağa karşı tahammülsüzseniz kesinlikle daha erken aylarda tercih etmeyin diyebilirimsmiley

Tatilimiz bittiğinde, dönüş yolunda eşimle birbirimize bakıp, neredeyse aynı anda "seneye yine buraya geliyoruz" dedik ve gülümsedik. Hatta İstanbul'a döndüğümüzde, turizm şirketindeki o bayana elimizde bir tatlı ile gidip teşekkür etmek de istedik ama henüz başarabilmiş değilizsmiley Sıradaki planımız kendisine kısa bir ziyarette bulunmak.

Sizler de şimdiden yaz için kendinize alternatif tatil köyleri arayışındaysanız diye tatil notlarımızı sizlerle paylaşmak istedim...Malum artık yazın kavurucu sıcakları hepimizi vurmaya başladısmiley