Spor medyasında Rönesans zamanı

02 Temmuz 2016 Cumartesi  |  KÖŞE YAZILARI

Önce İsrail ve Rusya ile yakınlaşma, ardından Atatürk Havaalanı saldırısı derken Milli Takım'da yaşananlar doğal olarak hemen gündemden düşüverdi. Oysa, Milli Takımlar Teknik Direktörü ve Kaptan Arda'nın söyledikleri öyle kolay kolay unutulacak gibi değil.

Ama aslında bizim konumuz Euro 2016'dan elenince küstah açıklamalar yapıp sonra sırra kadem basanlardan çok, Türk spor medyasının yaşananlara karşı aldığı tavır. Dürüst olalım, Hınçal Uluç'un yıllardır yakındığı gibi spor muhabirleri haber yapmayı bırakalı çok uzun zaman oldu. Görevini yapmaya çalışan azınlığın hakkını teslim ederek söyleyelim, muhabirlerin çoğu kulüp yöneticilerinin  kendilerine verdiği "haber"lerle yetiniyor, spor kamuoyunu asıl ilgilendiren olayların perde arkasını incelemiyor. Tabii bunda, genç spor muhabirlerini küçümseyen, kimi zaman bağırıp çağıran ve "haber vermemek"le tehdit eden kulüp yöneticilerinin de payı var. Spor medyası bu tür küstah yöneticilere karşı dik durmadığı için muhabirlerin boynu ister istemez bükülüyor.

Hele hele söz konusu Milli Takım olduğu zaman spor medyası kepenkleri tümüyle indiriyor. Neymiş, ulusal çıkarmış! Terim de Avrupa Şampiyonası öncesinde spor gazetecilerine açık açık "Bildiklerinizi şimdi yazmayın!"dedi.

Nedenmiş efendim!

Bir gazeteci oturup bu tür hesaplar yapmaya kalkarsa işin içinden çıkamaz. Bugün "ulusal çıkar", bir başka gün Milli Takım'ın çıkarı, bir başka gün Federasyon'un çıkarı, bir diğer gün falanca sponsor şirketin çıkarı derken liste uzar gider. Gazeteci toplum adına soran ve sorgulayan kişidir, kafasından estiği gibi "filancanın çıkarı için yazmayayım, söylemeyeyim" diyemez.

Son Milli Takım olayından sonra Türk spor medyasında görmeye alışık olmadığımız haberler ve yazılarla karşılaşmaya başladık. Örneğin, Fatih Altaylı Terim için şunları yazdı:

"Biz sizin haklarınızı veriyoruz ama üstten bakılınca artık orada bir dur demek lazım. Ben böyle bir Milli Takım'a tahammül edemem. Sen kimsin ya? Defol git o zaman. Sen asgari ücretin 400 dolar olduğu bir yerde milyon dolarları alacaksın. 2 tane k.çı kırık maç alacaksın diye yarım milyon lira prim alacaksın diye bıdıbıdı yapacaksın. Ben eleştiririm. Sen de dinleyeceksin"

Halil Özer'in, ""Onlar Ay-Yıldız'a zerre kadar saygı göstermedi" başlıklı yazısından kesitler:

"... Türkiye'de kulüp yöneticileri, kulüp başkanları, futbolcular ve teknik adamlar her türlü 'haltı' yiyebilirler ama sonunda ve daima o yenen 'haltları' yazan spor yazarları suçlu olurlar. İsterler ki yedikleri her 'haltı' spor medyası temizlesin ya da görmesin. "Bizdeki medya" lafı ile dünya spor medyasına özlem duyduklarını belirtirler."

"...Elbette eleştiri yapılıyor. Elbette kötü oynayan ya da kötü yönetenler için yazılar yazılıyor. Yaşanan olaylar için hesap da soruluyor. Arada dozu da kaçtığı oluyor ama ana fikir efendilik etrafında dönüyor. Ama tabii ki aynı efendiliği biz görebiliyor muyuz? Tabii ki hayır. Tehditler, göze parmak sallamaklar, tribünlere el kol hareketleri yapmak ve küfürlerin bini bir para... Bir milli takım kampında futbolcular, ile yöneticiler para ve prim için birbirine girmiş....23 yaşımdan beri milli takım kamplarını takip ettim. Ama böylesini ilk kez gördüm. .."

Bunlar gözümüze ilk çarpan örnekler. Bir gazete Messi için imalı şekilde, "Kimseye laf sokmadan Milli Takımı bıraktı" başlığını attı.

Medyaya karşı o kadar küstahça davranıldı ki sessiz sakin spor medyamız bile isyan bayrağını açmak zorunda kaldı.

Peki, herkesin bildiği, hem de aylar öncesinden bildiği olaylar, rezaletler olurken spor medyası neredeydi? Neden kirli çamaşırlar elenince ortaya serildi? Neden gerçekleri sakladı? Ne hakkı vardı?

Spor medyasında Rönesans'ın zamanı gelmedi mi?

Hesap kitap yapılmadan, kimseden korkmadan, halkın bilmesi gereken gerçeklerin yazılmasının zamanı gelmedi mi?

Küstan teknik adamlarım, yöneticilerin futbolcuların haddini bildirme zamanı gelmedi mi?

Özeleştii yapmanın zamanı gelmedi mi?

Ama galiba bu "saf" bir beklenti.

Türk spor medyasının o kadar çok günahı var ki, insan umutlu olamıyor.