Gözümüz Aliağa'yı kirletenlerde

04 Temmuz 2016 Pazartesi  |  KÖŞE YAZILARI

Aliağa'nın toprağı, havası ve suyu, geri dönüşümü olmayacak şekilde kirletilmekte olduğu bir gerçek. Bu kirliliğin faturasını ilk çekecek olanlar, elbette Aliağa'da yaşayanlar...

Akciğer hastalıkları, çeşitli kanserler, alerjiler, bağışıklık sistemi bozuklukları ve daha nice sağlık yıkımlar...

Durumu abartıyor değiliz! Gerçekten de Aliağa'nın ve Aliağalıların geleceği için şimdiden acil önlemlerin alınması gerekiyor...

Uzmanların söylediğine göre;

Aliağa'nın havasında 40 kadar uçucu organik bileşik var...

Ağır metaller toprağa karışarak tarım ürünlerinin kirlenmesine yol açıyorlar

Demir çelik tesislerinin bahçelerinde yüz binlerce ton -tehlikeli atık kabul edilen-cüruf depolanmış durumda...

Gemi söküm ve hurda tesisleri hem havayı ve hem de denizi kirletmekteler...

Dahası da var, ama sanırım bu kadar yeter.

KİRLİ ATIK TAŞIYAN GEMİLER...

Aliağa'da her şey kaşla göz arasında oluyor gibi...

Bir bakıyorsunuz, tehlikeli atıkla bulaşmış olan yaşlı bir tanker, kaşla göz arasında gizli olarak söküm tesislerine sokulmuş ve sökülmeye başlanmış bile!

Bacalardaki filtrelerin kontrolleri bir başka sorun! Resmi kontroller sonrasında filtrelerin devre dışı bırakıldığı ya da bir kısmının istenilen kapasitede çalıştırılmadığı iddiaları yaygın...

Demir çelik tesislerinin arka bahçelerinde depo edilen kirletici özellikteki cürufların toprağa zehir karıştırmakta olduğu iddiaları da Aliağa'da yaşayanların canını sıkıyor. 

Uzmanlar dikkat çekmese, denetimden kaçırılmış bir söküm sırasında çok sayıda sıvı ve gaz kirleticinin deniz suyuna karıştığını kimse bilmeyecek...

ADRES ŞAŞIRTAN "METHANİA"

Bu 18 tonluk gaz tankeri, ilginç bir seyahatten sonra gizlice(!) Aliağa'ya gelerek söküm tesislerine alınmış!

Önce Fransa'dan Malta Adası'na giden tanker, oradaki isim değişikliğinden sonra nedense Çanakkale'ye götürülmüş. Ardından da Aliağa söküm tesislerine...

Zararlı atıkları taşıyan ya da bu atıklarla bulaşmış olan gemiler, Methania'da olduğu gibi hep adres şaşırtarak dolaşırlar. Bir kez izi yitirilince de gizlice boşaltım ya da söküm noktasına sokulurlar...

Sağlıkmış, zehirmiş, ozon tabakasıymış umurlarında bile olmaz, çünkü işin ucunda para vardır. Kaşla göz arasında sökerler gemiyi de kimsenin ruhu duymaz...

SORUMLULAR NEDEN SESSİZ?

Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Helil İnay Kınay, sıkılaştırılmış halde gaz taşıyan gemilerde asbest ve ozon tabakasına zarar veren gazların varlığına dikkat çekerek şunları söylüyor;

 "Gemi söküm yönetmeliği gereği, yabancı bayraklı bir geminin tüm atıklardan arındığına ilişkin belgesinin bulunması, gas-free işlemlerinin gemi ülkemize getirilmeden önce yapılmış olması gerekir. Geminin kargo tanklarının cidarında yaklaşık 2500 ton kontamine petrol türevli izolasyon malzemesi bulunduğu tahmin edilmektedir. Bu gemideki söz konusu tehlikeli atıklar ülkemize gelmeden önce sökülmüş müdür?"

Aliağa'da söküm için karaya çekilmiş olan bu gemide gerçekten de bunlar yapılmamışsa oluşacak kirliliğin hesabını kim verecek? 

Düne kadar bu sorulara cevap verilmediğine göre, bu sessizliğe olumlu bir anlam yüklemek mümkün mü?

ADALET YİNE GEÇ Mİ KALACAK?

İzmir Barosu Başkanı Av. Aydın Özcan, Methania'nın söküm işleminin iptali için yürütmeyi durdurma başvurusu yapacaklarını söylüyor.

Ama Başkan, adaletin yavaş işleyişi nedeniyle, mahkeme kararının geç kalmasından kaygılı...

Çünkü önlerinde bir örnek var;

2015 Ocak ayında, Aliağa'ya getirilen Kuito adlı geminin sökümünün durdurulması için yaptıkları başvuru, İzmir 3. İdare Mahkemesi tarafından kabul edilmiş ama ne zaman, biliyor musunuz?

Geminin sökümü tamamlandıktan sonra!

Gelin de Baro Başkanı'nın kaygılarına hak vermeyin!