Politika: İkiyüzlülüğün de ötesi

10 Temmuz 2016 Pazar  |  SERBEST KÜRSÜ

Politika"; Latince bir kelime. 
Anlamı; "çok yüzlülük". 
Yani, ikiyüzlülüğün de ötesinde bir uğraşı. 

Yeryüzünde yaşayan insan sayısı kadar,  farklı "politik düşünce" ve "inanç" vardır dünyada.
Aksini iddia etmek; bilimin, seri şekilde insan klonladığını söylemek olur.

"Politikalar" ve "inançlar" 'ı insanlarla  tartışmaktan hep uzak durdum.
Bunu, "nafile" bir çaba olarak gördüm. 
Onların, bu iki alandaki fikir değişimlerinin, başkalarının değil, kendi çabalarıyla olması gerektiğini savundum. 
"Neden fikirlerinin değişmesi gerektiği" ise ayrı bir soruydu.
"Fikirsel değişimlerini" kendi çabalarıyla yapmaları halinde, bu "değişim", bir değer taşıyacaktı.                                                                          

Ayrıca, fikirsel değişimlerinin "dış etkiler" 'e açık olması; kendilerine ait "düşünsel ilkeler" 'e sahip olmadıklarının göstergesiydi ki, bu durum; onları "siyasal açıdan, güvenilmez figürler" olarak kabul etmek olacaktı.

"Doğru" ile "yanlış" 'ı, "hak" ile "haksızlığı" kendi iradeleri ile seçemedikleri anlamına gelmekteydi bu. Benim açımdan ise; "durumun çok daha vahim olduğunu kabullenmek" demekti.

Toplumsal bilinçde, böyle bir "vehamet" bulunduğuna inanmak istemedim.
En azından, bağrından "kör değil, gör dünyası" şeklinde bir atasözü çıkarmış bir toplumda.                                                                               Tarihsel süreç; yanıldığımı bana gösterdi. 

Diğer yandan; "politika" ve "inanç" alanlarının; insanların "uzlaşmasına" değil, "ayrışmasına" neden olduğuna inandım.
Politik açıdan, benim için "doğru" olan bir görüş, başkaları için, aynı ölçüde "yanlış" olabilmekteydi.

Aynı kural, tersi durumda da geçerliydi.

"Kesin doğru" veya "kesin yanlış" yoktu, politik alanda. Aynen, doğada sadece "siyah" ve "beyaz" renklerin olmadığı gibi.
Sorunlara veya olaylara "farklı bakış açıları" vardı, sadece.

Her "olumlu" politik düşünce; içinde bir "olumsuzluğu", her "olumsuz" politik düşünce ise; içinde "olumlu bir durumu" barındırmaktaydı. 
Bu açıdan, temel insan haklarına aykırı olmadıkları sürece, politik düşüncelerin, birbirlerinden pek de farkları olduğu söylenemezdi.
Tek fark; tüm siyasi düşüncelerin, bazıları için "olumlu", bazıları için "olumsuz" olduğuydu.
Ve tabi, bu "bazıları" 'nın "kim" olduğu.. 


Siyasi görüşlerime benzer görüşlere sahip insanlar arasında, "uzak durulması gerekenler" 'e çok rastladım. Ancak, farklı siyasi görüşlere sahip insanlar arasında rastladığım "erdemli" insanların sayısı  da bir elin parmaklarını geçmedi.
Bu durum; insanların sahip oldukları siyasi görüşlerin, onların "erdemli" olup olmamalarında, belirleyici bir rol oynamadıklarına işaret ediyordu.

Öte yandan; herkesden gizli, kapalı bölmelerde oy kullandırıldı bize hep.
Peki, neden ? Hiç düşündük mü ?
Size de garip gelmedi mi bu durum ?

Madem, "demokrasi"; şeffaflık rejimi, "siyasi tercihimiz" 'i, dolayısıyla "siyasi düşüncemiz" 'i, açıkca ifade etmemiz gerekmez mi ?

Kurulu olan "siyasal sistem",  "siyasi tercihimiz" belli olup da, devlet veya diğer insanlarla aramızda husumet oluşmaması için, "gizli" oy kullandırdı bize.

Her "siyasi düşünce"; mutlaka birilerinin "zararına" olmasaydı; "siyasal sistem", siyasi tercihimizi "gizli" olarak alma yoluna gider miydi sizce ? 
Bu durum, aynı zamanda, "siyasal sistemin", "siyasi tercihimiz" nedeniyle, bizi, devlete ve halka karşı koruyamayacağı/korumayacağı anlamına geliyordu ki, bu; "acizliğin" veya sergilenmekte olanın bir "oyun" olduğunun zımni bir göstergesiydi.

"Siyasi tercihinizi açıkca ortaya koyarsanız, "çoğunluk" 'a yem olabilirsiniz" demekteydi "siyasal sistem" bize.

Eleştirimizi yaptık. Çözüm önerilerimizi de ortaya koymadan olmaz.

Ne yapmalı ?

Partilerin parlamentoya girişlerinde, önlerine inşa edilen "baraj" tamamen kaldırılmalı.

Barajın kalkması ile; herhangi bir partinin tek başına iktidara gelmesi fiilen önlenmeli.

Böylece çok partili koalisyonların, yani diğer bir ifade ile "toplumsal uzlaşma" 'nın önü açılmalı.                                                                        

Gerçek "demokrasi" yi, ancak böyle bir "siyasal sistem" oluşturmamız halinde, hayata geçirme şansı yakalayabiliriz. 

Bülent Akyol

Karikatür: Hasan Aycın