Timur'un filleri!...

11 Temmuz 2016 Pazartesi  |  KÖŞE YAZILARI

1 Kasım gecesi seçim sonuçlarını gazeteci Orhan Alpdündar Bey'le sosyal medya üzerinden değerlendirirken  Sayın Alpdündar bana "Bu sonuçlar 'Aksak Timur'un filleri' hikayesini hatırlatıyor" dedi.

Ben de bunun üzerine seçimlerden iki gün sonra bu hikâyeden esinlenerek bir yazı kaleme aldım ve sizlere paylaştım.

Bugünlerde siyasi kulislerde baskın bir erken seçim konuşulurken hikâyenin halen geçerliliğini koruyor olması nedeni ile bu haftaki yazımın ilk bölümünde Timur'un fillerini tekrar paylaşma gereği hissettim, ikinci bölümde ise Rusya'nın sırlarına kısaca değindim.

"Timur, Akşehir'e bir erkek fil getirmiş. Başıboş gezen fil, bağlara bahçelere büyük zarar veriyormuş. Filden bıkan Akşehirliler, nihayet Nasrettin Hoca'ya gitmişler:

- Hoca, bu Timur senin sözünü dinler. Şu filin bir çaresine baksan, demişler.

Hoca kabul etmiş. Yarın hep birlikte gidip derdimizi anlatalım, demiş. Ertesi gün Hoca önde ahâli arkada Timur'un yanına gitmek üzere yola çıkmışlar. Ama her yol ayrımında birkaç kişi gruptan ayrılıyormuş. Hoca Timur'un karşısına geldiğinde bakmış ki arkasında hiç kimse yok. Bunun üzerine Akşehirlilere bir ders vermek istemiş

Timur'a:

- Efendim, biz Akşehirliler olarak getirmiş olduğunuz fili çok sevdik. Ama hayvancağız yalnızlıktan olsa gerek, çok huzursuz. Ahâli bu filin dişisini de getirmenizi istiyor, demiş. 

Timur, bu sözlerden çok hoşlanmış. Akşehirlilerin isteğini yerine getireceğini söylemiş.

Timur'un yanından ayrılan Nasrettin Hoca, kendisini beklemekte olan halkın yanına varınca halk merakla sormuş. Hoca gülerek cevap vermiş:

-Müjdeler olsun. Belanın dişisi de geliyor!

Şimdi bu fıkra nereden çıktı diyeceksiniz?

Hemen anlatayım size: 

3 Kasım 2002'den bügüne kadar süregelen AKP iktidarında olanlara şöyle bir baksak,halkın  AKP lehine % 50 olarak tezahür ettirdiği milli iradesini  bir düşünsek, Aksak Timur'la Nasreddin Hoca'dan beri nedense, Anadolu insanının aynı refleksi verdiğini hayretle göreceksiniz. 

Güce ve iktidara karşı hep isyankar ve hoşnutsuz, iktidardan, hükmedenden durmadan dert yanan; ama yine de garip bir şekilde, o iktidar sahiplerine övgüler yağdıran, acı çektikçe, o acıları çektirenlere daha bir akıl almaz aşkla bağlanan, hatta tapınan ve bir de oy veren bir yaklaşım...

Bir anlaşılmaz muamma...

Bu seçim sonucu  aklıma geldikçe kalan ömrümde hep Nasreddin Hoca'yı ve Aksak Timur'un fillerini anacağım. 

Ne deyim? Sen çok yaşa Nasreddin Hoca!.. Sen çok yaşa Aksak Timur!.. Ve de yaradan o sevimli fillerini Aksak Timur'un, daim kılsın! Zinhar başımızdan, aramızdan eksik etmesin! "

Rusya'nın Sırları 

Gündemi o kadar değişken bir ülkemiz var ki, her gün başka bir olayla sarsılıyoruz. Haber kanallarına bakıyoruz konuyu bilen bilmeyen kişiler oturup bu gündemi tartışıyorlar, tıpkı uçak düşürülmesi ile başlayan ve tabiri caizse tükürdüğünü yalayarak özürle biten Rusya krizi gibi.

Sizlere köşe yazılarımızla ulaşmamıza vesile olan Medya Günlüğü Genel Yayın Yönetmeni Sayın Cenk Başlamış 32 yıllık meslek yaşamının büyük bölümünü Moskova'da geçirmiş bir gazeteci, medya eleştirileri ve Rusya ağırlıklı dış politika yazıları yazıyor. "Sovyetleri Yıkan Darbe: Kuğu Gölü Operasyonu", "Rusya'da Bir Çılgın: Son Çar Jirinovski" ve "Gorbaçov'dan Putin'e...Rusya'nın Sırları" kitaplarının da yazarıdır.

Uçak düşürme ile başlayan süreçten itibaren Rusya krizini ben ve birçok kişi sayın Başlamış'ın katıldığı TV programları,köşe yazıları ve sosyal medya hesabından takip ettik.Baştan itibaren bugüne kadar Rusya ile geçen krizde sayın Başlamış'ın tespitlerinin doğruluğuna şahit olduk.Sizlere de önerim gerçekleri öğrenmek adına sayın Cenk Başlamış'ın yazılarını mutlaka okumanız ve @djenk1907 twitter hesabını takip etmenizdir.

Sevgili Cenk Başlamış'ın ikinci baskısını yapan içinde güzel anıları da barındıran sürükleyici  "Rusya'nın Sırları" kitabını da okumanızı mutlaka tavsiye ederim.

Kitapla ilgili bilgilere bu linkten ulaşabilirsiniz: http://www.medyagunlugu.com/kitap-rusyanin-sirlari