Suriyeliler ve misafirlik

15 Temmuz 2016 Cuma  |  KÖŞE YAZILARI

Ülkemizde var olan ve tamamen AKP ve Erdoğan'ı borazanlığını yapan, onlar ne derse ve yaparsa, doğru ve ülke yararına olduğunu savunan, göbekten AKP'ye bağlı bir havuz medyasının yanı sıra, bir de merkez medya olarak anılan ve AKP ve Erdoğan'a gizliden gizliye hayran olmalarına rağmen, sözüm ona bağımsız olduklarını savunan, yeri geldiğinde göstermelik olarak onları da kısmen ve yüzeysel olarak eleştiren, bağımsız ve tarafsız görünümlü, ancak AKP ve Erdoğan'ın hışmından korktukları için, her vesileyle ona bağlanan ve onun nutuklarını, sürekli ekranlarından canlı olarak yayınlayan, bağımsız ve tarafsız olmakla övünen bir medya, ülkemiz insanlarını etki alanlarına almış bulunmaktadır.
Bu nedenledir ki, ülkemizde kamuoyu oluşturan, halkımızı doğru olarak bilgilendiren ve aydınlatan, bağımsız ve tarafsız bir medya yok denecek kadar azdır.

Kendilerinin tarafsız olduğunu iddia eden CNN Türk, NTV, HaberTürk gibi televizyon kanallarının haber ve tartışma programlarına baktığımızda, tartışılan konunun lehinde ve aleyhinde konuşacak ve yorum yapacak olan kişilerin seçiminde sürekli aynı isimlere yer verildiğini ve karşı fikri temsil eden kişilerin tamamen AKP yandaşı ve üyesi kişilerden seçildiğini, konuyu tartışırken halkın aklıyla alay edildiğini görmekteyiz.

Hafta başında bu kanalların birinde, Suriyeli sığınmacıların Türk vatandaşı yapılacağına ilişkin Cumhurbaşkanı'nın söylemleri tartışılırken konuklardan  AKP yandaşı bir hukukçu, gözümüzün içine baka baka konuyu saptırarak,Türk Milletinin ve öncesinde de Osmanlı'nın misafirperverliğinden dem vurarak, Suriyeli sığınmacıların Türk vatandaşı yapılmasının misafirperverliğimizin gereği olduğunu savunmaya başladı.

Oysa biz hiçbir zaman Türk Milleti misafir sevmez demedik ki. Türk Milleti öyle bir millettir ki, elindeki lokmasının yarısını misafiri ile paylaşmaktan geri kalmaz. Suriye'deki iç savaştan kaçarak ülkemize sığınan Suriyeliler de bizlerin misafirleridir, o nedenle yıllardır yediriyor, içiriyor, sağlıklarıyla ve eğitimleriyle elimizden geldiği kadar ilgileniyoruz.

Ancak, misafir etmek ile vatandaşlığa kabul etmeyi birbirine karıştırmamak lazım, her ikisi farklı kavramlar olup, sonuçları da tamamen farklıdır. Misafirlik, geçici bir statü olup, vatandaşlık ise kalıcı ve ülkenin her alanda geleceğini etkileyen çok önemli bir statüdür.
Hafta başında programda yorum yapan AKP yandaşı hukukçu, Hitler Almanya'sının zulmüne uğrayan Yahudi asıllı Alman bilim adamlarının ülkemize kabul edilerek vatandaş yapılmasını örnek göstererek, Suriyeli sığınmacıların da vatandaşlığa kabul edilebileceklerini savunarak, halkımızı kandırmaya ve yanıltmaya çalışmıştır.

Hitler Almanya'sından kurtulmak için ülkemize gelen bilim adamları, kaçarak, can havliyle ülkemizin sınırlarına dayanmamışlardır. Almanya ile Türkiye sınır komşusu değildir. Bu bilim adamlarının sayıları da, üç milyon olmadığı gibi, her biri kendi dallarında seçkin bilim adamı ve profesör unvanlı kişiler olup, o tarihlerde ülkemizde yetişmiş nitelikli bilim adamı sayısının azlığı bir gerçek olup, ülkemizin o sığınmacı bilim adamlarına ihtiyacı vardır. Sayıca az olan bu bilim adamları, bizzat devletimiz tarafından ülkemize çağırılmış ve davet edilmişledir. Ülkemizde kurulan bir çok üniversite ve fakültede büyük emekleri vardır.

Fırsattan yararlanarak, Hitler rejiminden kurtulmak isteyen ve sayıları yüz bile olmayan yetişmiş bilim adamlarını, kendi bilim adamı açığımızı kapatmak amacıyla, sınırdaş dahi olmadığımız Almanya'dan ülkemize davet ederek vatandaşlığa kabul etmemiz ile Suriyedeki iç savaştan dolayı kaçmak zorunda kalan ve can havliyle sınırımıza dayanarak canlarını zor kurtaran sınırdaş komşumuz üç milyon Suriyelinin ülkemize sığınmalarını aynı kefeye koyamayız. Alman bilim adamlarıyla kıyaslayarak üç milyon vasıfsız Suriyeliyi vatandaş yapamayız.Kimse kimseyi kandırmaya çalışmasın.

Suriyelileri iç savaş bitene ve kendi ülkelerine dönene kadar misafir statüsünde ağırlamaya eyvallah.  Suriyeli sığınmacıları vatandaş yaptığın taktirde neler olacağını, ülkemizin ne gibi risklerle karşılacağını düşünmek dahi istemiyorum.

Suriyeli sığınmacıları siyasi çıkar uğruna vatandaşlığa kabul etmek, bu vatana ihanetlerin en büyüğü olur.

Şu da unutulmamalıdır ki, üç milyon Suriyeliyi bir gecede çıkaracağınız bir torba yasa ile vatandaş yaptığınız taktirde, Suriyeli sığınmacıların ihtiyaçlarını karşılamak için uluslararası kuruluşlar ve Avrupa Birliği tarafından yapılan ve yapılması vaat edilen maddi yardımı da kaybetmek ile yüz yüze gelebiliriz.

Halk arasında bir deyiş vardır "misafirin az oturanı makbüldür."

Sevgili Suriyeli misafirler,sizlerin ziyareti de yeteri kadar uzun olmuştur. Biz ödediğimiz vergilerle, bize sunulmayan haklarla sizleri en iyi şekilde ağırlamışızdır. Siz de bundan istifade ülkeniz için savaşmak yerine bol bol sevişip çocuk yapmışsınızdır.

Artık misafirlik bitmiştir. Köylünün köyüne,evlinin evine gitme vakti çoktan geçmiştir