Bir garip darbe girişiminin düşündürdükleri...

17 Temmuz 2016 Pazar  |  SERBEST KÜRSÜ

İlk jet seslerini duyduğumda, darbe girişimi olduğunu anlamakta zorlanmadım. Ama başarı şanslarının olmadığını öngörmek için de çok beklemem gerekmedi. Sanırım tanık olduğum en beceriksiz darbe girişimiydi. 

***

Darbeleri asla tasvip etmedim. Bu yüzden, mevcut yönetimden tüm hoşnutsuzluğuma rağmen, muvaffakiyetlerini dilemedim. 

Ama hem önceki gün hem de Ergenekon davasının hararetli günlerinde bir burukluk hissettim. Bu Türk halkının en güvendiği kurumların başında gelen askeriyenin beklemediğim ölçüde zafiyet sergilediği kanaatiyle ilgiliydi. Belki tuhaf görünebilir ama kötülük kadar, kötülüğün kalitesizliği beni üzmüştü. 

Dağdağalı saatlerin sonunda, "ya başarsalardı" diye düşünüp ürperdim...

***

Ergenekon davaları sonrası artık yaşanmayacağını sandığım darbelerin, Türkiye realitesi olduğunu itiraf etmek gerekiyor. 

Mevcut iktidarın son 8-9 yılındaki olağanüstü kötü yönetimi ve bağışlanmaz kusurlarına rağmen hala başta kalabilmesinde darbelerin de payı olduğunu kanısındayım.

Ne yazık ki, darbeler, askeriyeyi ülkenin bir numaralı muhalifi konumuna getirdi. Kısa yoldan, silah zoruyla hükümetleri kolayca alaşağı edişi, muhalefet kültürünün serpilmesine fırsat vermedi. 

Ülkenin zora girdiğini düşünenler, yönetimi meşru yollarla değiştirmek yerine, gözünü askeriyeye dikti. Askeriyenin rahatsız eden uygulamaları bile, bu beklentiyi yok etmeye yetmedi. "Faşist ordu" diye haykıranların, orduyu göreve çağırmalarına tanık olduk. 

Umarım darbeler biter. Ve umarım, muhalefet becerisi kazanabiliriz. 

***

Sonuçta, son teşebbüsün sonuca ulaşmaması mutluluk vericidir. 

Ancak mutluluk duyamıyorum.

Korkum, mevcut girişim bahane edilerek, zaten şirazesinden çıkmış hukuk düzenimizin ve demokrasinin tümden canına okunmasıdır. Bu konuda ilk işaretler hemen sökün ediverdi. 

Yine darbe teşebbüsünün, giderek zorlanan iktidara can suyu olduğunu düşünüyorum. Zaten AKP ve Erdoğan'ın en büyük dostunun sözde düşmanları olduğu söylenebilir. Sözüm ona iktidarın sıkı muhalifleri, onları ayakta tutmak için birbiriyle yarış halindeler. 

En büyük destek PKK, onun güdümünden çıkamayan HDP ve bir bölüm beyaz Türk'ten gelmişti. Sonra ulusalcılar, milliyetçiler ve MHP imdada yetişti. CHP de çorbada tuzu olsun istedi. Dünkü akıllara ziyan eylemle Cemaat da listedeki yerini aldı. 

***

Ülkeyi dört bir koldan, koşar adım felakete sürüklüyoruz. 

Her bir adımda toparlanma ve yaraları sarma ümidim giderek azalıyor. 

Yanılmayı ve görebilirsem yazdıklarımdan utanmayı umuyor ve diliyorum. 

Dr. Ömer Dönderici