Tepki çekecek bir bayram yazısı

20 Temmuz 2016 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

Ne zaman bayram tatilinin uzatıldığı müjdesini(!) duysam, içim ürperir... 

Ülkenin ekonomisine vurulan darbeden dolayı değil, tatillerde verilemeyen sağlık hizmetlerinden...

Acil servislerde çaresizlik içinde bekleyen ve uzmanını bulamayanlar...

Bayram öncesi hastanelerden taburcu edilen ama yeniden ağırlaşarak korkulu anlar yaşayanlar...

Tatile 'turp gibi' çıkan ama karşılaştıkları sağlık sürprizi nedeniyle acı deneyimlerle karşılaşanlar...

Sağlık Bakanlığı ne kadar "önlem aldık" derse desin...

Ne kadar, "Hastanelere yeterli nöbetçi doktor hemşire koyduk!" derse desin...

Uzun bayram günlerinde, sadece karayollarında değil hastanelerin acil servisleri ile yatan hasta bölümlerinde de Azrail kol geziyor kol geziyor...

Çünkü hiçbir sağlık hizmeti, bayramlarda tam olarak verilemiyor!

KANSER HASTASININ BAŞINA GELENLER

Kanser hastası olan babasını bir hastanenin aciline götüren bir arkadaşımın anlattıklarını dinleseniz, uzun bayram tatilinin hastalar ve nöbetçi sağlıkçılar için ne demek olduğunu, nasıl bir sağlık sefaleti yaşandığını çok iyi anlarsınız.

Hastalarla dolu bir acil serviste, bu yoğunluğun faturasını doktora kesen ve onu dövmeye kalkan hasta sahiplerini...

İki saat bekledikten sonra muayene olabilen babasına - tatil nedeniyle- verilemeyen sağlık hizmetlerini... 

Aşırı kansızlığı nedeniyle tatil nedeniyle- sadece kan takılmasına karar verilen hastanın, hasta yoğunluğu nedeniyle sırasının bir türlü gelemediğini...

Aşırı hasta yüklenmesi nedeniyle baygınlık geçiren hemşirenin,-yerine bakabilecek kimse olmadığı için- serum takılarak görevine devam edebildiğini üzülerek anlattı arkadaşım.
                                     
Bayramlar Hele de uzatılan bayramlar...

Zaten, hafta sonlarına da rastlaması ile beş altı günü bulan bayramların...

Bir de uzatılarak dokuz on günlere çıkarılması, neyin nesi?

KAYTARAN MİLLET

Zaten, işten kaytarmak için her fırsatı kullanan insanlarız. 

Ramazan'a bir hafta kala, işi yavaşlatarak Ramazan havasına girmeye başlarız...

Ramazan Ayı, her şeyin Ramazan sonrasına ertelendiği bir 'yavaş çekim' değil midir? 

Ramazan Bayramında, Ramazandaki 'yavaş çekim' nedeniyle yorgunluğunu(!) atmaya çalışan halkımıza çok iyi gelir! 

Ve halkımız, on günlük Ramazan bayramının rehavetini bitirmeden başka bir müjdeyi(!) alır;

"İki ay sonraki Kurban Bayramı da on gün tatil olacak!"

İnanınız, daha Ramazan tatilini tamamlamadan, Kurban tatilinin gevşekliğini içimizde duymaya başlarız.

Kurban bayramını bir hafta önceden başlatır, on günlük bayram sonrasında, bir haftada ancak kendimize geliriz...

Böyle bir ülkede hasta olmanın ne demek olduğunu biliyor musunuz? 

LÜTFEN HASTALARI DÜŞÜNÜN!

Biliyorum, bu yazı tepki alabilecektir...

"Ne yani, gözünü bizim iki günlük tatilimize mi diktin?" diyenler...

"Hastanelerimizde her türlü önlemi alıyoruz, böyle olaylar yaşanmıyordur!" diye savunma içinde olan yöneticiler...

"Ramazan'ın kutsallığını hakkıyla yerine getirenler için bayram bir dinlenme değil, kutsama olayıdır," diye olayı farklı değerlendirenler olacaktır.

Bu savunmayı ya da suçlamayı yapanlar lütfen biraz düşünsünler;

Diyelim, on günlük bayram tatili içinde, yakınlarından birinin -Allah korusun- bir kalp krizi geçirdiğini düşünsünler...

"Eyvah, şimdi ne yapacağım? Bu tatil havasında hangi hastaneye gidersem, hastama bakılabilir acaba?" diye düşünmeyecekler midir?

Bayram tatillerini uzatanlar şunu iyi bilmelidirler;

Tüm kurumlarıyla Türkiye'nin tatilde olduğu bir bayramda, ne kadar nöbetçi konulursa konulsun, sağlık hizmetleri yeterli olarak verilemez...

Bu nedenle her bayramda en büyük bayramı Azrail yapmaktadır...