F. Gülen 'geliyorum' dedi!

27 Temmuz 2016 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

Fethullah Gülen'in (FG) kurduğu teşkilatın (Cemaat) dört aşaması olduğu anlaşılıyor.

Bir; Kuruluş dönemi (1970- 1990)

İki; Genişleme dönemi (1990- 2000)

Üç: Devleti ele geçirme dönemi (2002-2013)

Dört; Çıkar çatışmasında geri düşme ve yenilme dönemi (2013-...)

Ve 15 Temmuz 2016;

FG, hem egemenlik alanının giderek daralmaya başladığını gördüğünden...

Ve hem de; asker, yargı, polis, bürokrasi ve üniversitelerdeki kadrolaşmasının bir darbe yapabilecek güce ulaştığına inandığından, hızlı bir hazırlığa girdi.

Yalnız başına değil elbette...

'Ülke elden gidiyor!' korkusuna kapılan kimi Atatürkçülerle, 'fırsat bu fırsat, yerimizi alalım!' diyen kimi fırsatçıları da yanına alarak...

ESKİ   İSTİHBARATÇILAR  UYUMAMIŞTI              

İlk dönemden son döneme kadar, hem askeri ve hem de sivil istihbaratçılar FG'nin farkında oldu. Ancak devleti yöneten siyasilerin çeşitli nedenlerle bu istihbaratı değerlendirme farklılıkları FG örgütüne büyük şans verdi.

 Sadece askeri yönetimlerin bu istihbaratı ciddiye aldığını görüyoruz; FG, 1971'de cezaevine konuldu, 1980'de ise kaçınca hakkında yakalama emri çıkarıldı.

 Ülkeyi yöneten siyasilerin ona dokunmamalarının iki nedeni vardı.

Bir; FG cemaatinin oylarını yitirmemek...

İki; FG'nin bir imam olması nedeniyle, yüzde yetmişi muhafazakar olan halkımızın tepkisinden korkmak...

Özal, Demirel, Çiller hep bu düşüncelerle FG'nin "Genişleme" dönemine göz yumdular.

Ecevit'in FG'ye tavır almamasının nedeni, merkez sağdakilerden farklıydı.

O, FG'nin tüm dünyada açtığı okulları Türkiye'nin tanıtımında çok önemli buluyordu.

Yani Ecevit, diğerlerinden farklı olarak, FG'nin din ve oy yanını değil eğitim yanını dikkate alıyordu.

PASİF HAKSIZLIKLAR DÖNEMİ

Gelişme döneminde FG hareketi, siyasilerin oportünizmi ya da körlüğü nedeniyle çok başarılı oldu;

Sınav sorularını çalarak, sınav jürilerini ele geçirerek, bürokrasi içinde bir koruma zinciri oluşturarak; askeri okullara, polis okullarına, yargıya, bürokrasiye yerleştiler.

Sayısız insanın hakkını yediler, yerine, FG'ye biat edecek asker, polis, yargı mensubu ve her meslekten on binlerce kişiyi devlet kadrolarına yerleştirdiler...

Nasıl bir Müslümanlıksa yaptıkları!

DEVLETİ  PAYLAŞAMAMAK

2000 yılından sonra FG hareketi, artık devleti paylaşacak potansiyele ulaşmıştı.

Asıl büyük şansı da, İslam'ı referans olarak kullanan bir partinin iktidara gelmesiydi.

Birlikte çalışmanın önü açılmıştı...

Türkiye'de, Ilımlı İslam Devleti kurmak bir ABD planıydı. Yeşil Kuşak içinde böyle bir devletin kurulmasında, ABD'de yerleşen FG işe yarayabilirdi. Sayın Erdoğan da iktidarda olduğuna göre FG ile Erdoğan'ın kuracağı ittifak ABD'nin politikalarını sırtlar götürürdü...

Başlangıçta her şey toz pembe gitti.

Ancak, FG'nin adamları, gemi azıya aldı. Sadece devletin ana damarlarını siyasi iktidarın elinden almakla kalmadılar, daha fazlasını istemeye başladılar.

Bu arada, ne kadar Atatürkçü ve yurtsever varsa, kumpaslar kurarak ele geçirdiği mahkemelerle- hepsini cezaevlerine doldurdular...

Ve siyasi iktidar, kendi egemenlik alanını kaybetmeye başlayınca artık açıktan FG ile mücadeleye başladı...

Güçlü olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olunca FG köşeye sıkıştı;

Ya yenilgiyi kabul ederek kabuğuna çekilecekti...

Ya da son bir çaba ile ve bazı güçleri de yanına alarak darbe yapacaktı...

Yapmaya çalıştı da....

Hem de, kimi yurtsever, "vatan elden gidiyor," diye düşünen askerlere gaz verip, yanına alarak...

(Özellikle de, Hava Kuvvetleri'nde tutuklanan filo komutanlarından çoğunun bu kategoriye girdiğine inanıyorum.)

FG'nin bu darbe girişiminin verdiği en büyük zarar, bu siyasi iktidara bundan sonra; 'her istediğini yapma' şansı vermesi oldu.

Bundan sonra korku ve ibretle olanları izleyeceğiz...