Bay FETÖ

30 Temmuz 2016 Cumartesi  |  KÖŞE YAZILARI

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ FETÖ terör örgütüyle ilgili olarak Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasına ilişkin görüşmeler sırasında yaptığı konuşmasında; "Burada da kurulacak olan araştırma komisyonunu çok önemsiyorum" demiş.

Ben de sayın Bakan'a diyorum ki; günaydın sayın bakan, hayır ola, hangi dağda kurt öldü de, siz muhalefetin araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin önerisine sıcak bakmaya başladınız?

Bunun için  FETÖ kaynaklı hain darbe girişiminin olmasını mı beklediniz?

Size, yıllardan beri Fethullah GÜLEN Cemaatinin tehlikelerini ve devletin içine sızdıklarını, bu konuda önlem alınması gerektiğini ikaz ettik durduk, ama 17/25 Aralık sürecine kadar hiç sesinizi çıkarmadınız ve kulağınızın üzerine yatıp durdunuz. 

17/25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet iddia ve soruşturmaları patlak verince, aklınız başınıza geldi ve bile bile sineye çektiğiniz ve yıllarca birlikte hareket ettiğiniz, sizlerin söylemi ile ne istedilerse kendilerine verdiğiniz Fethullah Gülen Cemaati ile yollarınızı ayırma gereğini duydunuz, şimdi en büyük düşmanınız Fethullah Gülen oluverdi. Bu düşmanlığınız, 15 Temmuz gecesi, Demokrasimize ve Laik Cumhuriyetimize karşı yapılan hain ve kanlı darbe girişimi ile tavan yaptı.

Daha önceleri, sırf muhalefetten geldiği gerekçesiyle, içeriğine ve haklılığına dahi bakmadan, çoğunluk oylarınızla reddettiğiniz Meclis Araştırma Komisyonu kurulması isteğini içeren muhalefet önergelerini unutmuş görünüyorsunuz ve muhalefetin de imzasını içeren FETÖ örgütüne ilişkin Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasına ilişkin önergeyi önemsediğinizi söylemek zorunda kalıyorsunuz.

Bununla da yetinmiyorsunuz ve "Geçmişte dostlarımız bu Fethullahçı yapı için çok şey söylediler, biz onlara inanmadık. Alını secdeye değenden zarar gelmez dedik. 17 Aralık'tan sonra biz çok şey söyledik. Sayın Kılıçdaroğlu'na da söyledim, siz bize inanmadınız. Artık biz birbirimize inanarak, söylediklerimizi check ederek devam edersek böylesi yapılar için tehdit ve tehlike oluşturmazlar" diyerek 260 civarında kişinin ölümüyle ve Meclisin bombalanması ile sonuçlanan 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra, devletimizin içine sızan Fethullahçı yapının oluşumuna yaptığınız katkı nedeniyle işlemiş olduğunuz suçu, millet önünde açıkça itiraf ediyor ve sıkılmadan Adalet Bakanlığı koltuğunda oturmaya devam ediyorsunuz.

Ben de buradan sayın bakana soruyorum; niçin, hangi gerekçeyle inanmadınız, devletin yönetimi, istihbaratı ve gizli bilgileri sizin elinizde değil miydi, devletin yönetiminde olmayan, devletin istihbarat ve gizli bilgilerine sahip bulunmayan çevreler,bizler, edindiği yüzeysel bilgi ve duyumlarla Fethullah Gülen'in devlet içinde tehlikeli ve illegal olarak yapılandığını görüyor ve fark ediyor da, bu illegal yapılanmayı siz nasıl göremiyor ve önlemini alamıyorsunuz? Benim bunu anlamam mümkün değil.

Sayın Bakan, AKP iktidarı olarak aslında her şeyi biliyordunuz ama, bu yapıyı kullanarak elde ettiğiniz siyasi başarılarınızdan mahrum kalmamak için, bu illegal yapılanmaya göz yumdunuz ve Fethullahçı yapı için size dostlarınız tarafından söylenen gerçeklerle yüzleşmek, işinize gelmedi, ta ki bıçak kemiğe dayanana kadar.

17/25 Aralık  süreci, bıçağın kemiğe dayandığı andı ve can havliyle, iktidarınızı korumak için  için göz yumduğunuz bu canavara karşı artık savaş açmak zorunda kaldınız.

Sayın Bakanı diyorsunuz ki; "Evet 17/25 Aralıktan önce siz bize çok şey söylediniz,biz inanmadık, 17 Aralıktan sonra biz çok şey söyledik, siz bize inanmadınız." 

Hayır yanılıyorsunuz ve konuyu çarpıtıyorsunuz sayın Bakan,size muhalif olanlar, terörist Fethullah Gülen yapılanmasının varlığına ve tehlikesine, 17/25 Aralık'tan önce de sonra da, sürekli inandılar ve ona karşı çıktılar, 17 Aralık'tan sonra muhaliflerin sizden ayrıldıkları konu; muhalifler Fethullah Gülen yapılanmasına ve bunun ülke için yarattığı tehlikeye inandıkları kadar, ayakkabı kutuları içinde ele geçirilen dolarlar, para kasaları, para sayma makineleri teknik takip sonucu elde edilen dokümanlar karşısında, bu Cemaatin polis ve savcıları tarafından ortaya çıkarılan yolsuzluk ve rüşvet iddialarına da inandılar ve bu iddiaların soruşturulması gerektiğini savundular, bu iddialar karşısında yargı önünde hesap vermekten kaçmak için söylediklerinize bizlerin inanmasını beklemeniz büyük bir yanılgı ve haksızlıktı.

Ortada bir suç iddiası ve ihbarı, bir suç soruşturması varsa, bu suçlamalara ilişkin iddiaların ihbarcılarının ve soruşturmasını yapanların, Fethullah Gülen örgütüne mensup olup olmamalarının bir önemi yoktur, ortada delillendirilmiş somut bir suç iddiası ve ihbarı ve soruşturması varsa, bu iddia ve soruşturmalara muhatap olanların, suçsuz olduklarını, iftiraya uğradıklarını, siyasi bir şantaja muhatap kılındıklarını savunacakları ve suçsuz olduklarını inandıracakları merci, yargıdır, bizler değil.

Her demokratik ülkede; muhalefet iktidarı siyaseten köşeye sıkıştıracağı ve sallayacağı yolsuzluk ve rüşvet iddialarına sahip çıkar ve bu iddiaların gerçek olup olmadığını sonuna kadar araştırır ve takip eder, muhalefetin görevi budur. Bu demek değildir ki; suç ihbarını ve soruşturmasını yürütenlerin devlet içindeki illegal yapılanmalarına sahip çıkılıyor ve o yapılanma meşru kabul ediliyor.

Hiç kimse; terörist Fethullah Gülen yapılanmasının ordumuzun içine sızan uzantıları tarafından gerçekleştirilen kanlı ve hain darbe girişiminin arkasına sığınarak, kendi günahlarının üzerini örtmeye çalışmamalı ve açıkça sorumluluğunu kabul etmelidir.