Türkiye'de gazete neden okunmaz?

01 Ağustos 2016 Pazartesi  |  KÖŞE YAZILARI

Modern dünyada ülkeler, toplumlar ve milletler çok farklı kriterlere göre klasifike edilirlerken, bu ölçütlerden birisi de günlük olarak gazete okuma kültürü ve alışkanlığıdır. Dünyanın tartışmasız en gelişmiş ülkelerinin ve cemiyetlerinin aynı zamanda gazete okuma sayısı ve çeşitliliğinde de uzak ara önde gitmeleri elbette ki bir tesadüf değildir. Genel olarak gazete, özel olarak ise gündelik ve ulusal ölçekte yayımlanan gazeteler Batı Avrupa ve Kuzey Amerika'da 19. yüzyıldan itibaren oturmaya ve kurumsallaşmaya başlayan çağdaş toplumsal yapıların bir eseri olarak ortaya çıkmışlardı. Düzenli olarak gazete okuma kültürü, hayatı günü gününe disipline eden kapitalizmin doğal bir sonucuydu bir yerde. Nüfusun önemli bir kısmının ücretli olmaya doğru gittiği, çoğunun düzenli bir işinin olduğu ve, hayatın iş-çalışma, boş zaman ve dinlenme-uyku şeklinde temel ve sınırları az çok belirli kesitlere ayrılmaya doğru evrildiği yeni toplum tipindeki bu görüngü, bambaşka bir sosyo-iktisadi temel üzerinde yükselen sosyalist ülkelerde de devam etti. 

Gelişkin ülkeler önde 

Gerek eskiden beri, ilerlemiş kapitalist kanadın bel kemiğini teşkil eden ABD, Kanada, Japonya, İskandinav ülkeleri, Almanya, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerde olsun; gerekse de başta eski Sovyetler Birliği'nin bulunduğu zamanın sosyalist ülkelerinde olsun; regüler ve günlük gazete okuma kültürünün yetişkin nüfusun çok önemli bir oranına yayılmasının arka planındaki belirleyici etmen; gündelik hayatın iş ve ana hayat meşgaleleri ekseninde olabildiğince muntazam ve sistematik olarak planlanıp kurgulanmış olmasıydı.  Aynı şekilde; değil sosyalist, ileri kapitalist aşamaya bile bir türlü geç-e-meyen, Türkiye gibi, "Gelişmemekte İsrar Eden Ülkeler" (GİEÜ) kategorisindeki memleketlerin halklarında onlarca yıldır günlük ve düzenli gazete takip etme alışığının bir türlü yaygınlaşmadığını, kanıksanmadığını görüyoruz. Toplumsal, ekonomik ve kültürel açılardan ne çok geri kalmış, ne de onlarca yıldır durduğu yerden ileriye doğru niteliksel bir sıçrama yapabilmiş Türkiye'yi, bu nevi şahsına münhasır bu örneği ele alalım konumuz bağlamında. 

3 milyonluk tiraj 

Türkiye'de günlük olarak satılan tüm gazetelerin tirajlarının toplamı 3 milyon kadardır. Her bir gazetenin bir hanede ortaklaşa okunduğunu varsaysak bile, gazete okuyan kişi sayısı en fazla, hatta taş çatlasa 10.000.000'lar seviyesinde kalmaktadır. Ki azımsanmayacak bir tabakanın da, takip ettiği gazeteyi tek başına alıp bireysel olarak okuduğunu hesaba katmakta fayda var. Buradan bakıldığında da toplam sayı epey bir düşecektir haliyle. Düzenli ve günlük tempoda siyasi gazete okuma bilinci ve yeterliğinin ortalama en erken 13-14 yaşlarda başladığı düşünülürse; bugün nüfusu 80 milyona yaklaşan ülkenin 14 yaş altı nüfusunu oluşturan (toplamın dörtte birine denk düştüğü için) 20 küsur milyonluk kesimi toplamdan çıkardığımızda net 60 milyonluk bir kitle elde ederiz. İleri yaşlılık hali, hastalık, sakatlık, vs. gibi fiziki manada engelleyici faktörlerin muhatabı birkaç milyonluk bir kümeyi de düştüğümüzde, asgari olarak elimizde 50-55 milyonluk bir kitle kalmış olur. 55-50 10 = 45-50 milyon. Demek ki en iyimser bir tahmin ile 45 milyon kişinin yazılı biçimiyle gazete ile uzaktan yakından alakasının olmadığı görülmektedir bu şekilde kaba bir hesaplamayla.  

İnternet de fazla değiştirmedi 

Türkiye'de günlük olarak ve ülke sathında çıkan ve adlarına gazete denen yayın organlarının önemli bir kısmının teknik anlamda palavra kâğıt parçaları olduğundan hareket edersek şayet, ideolojik ve politik künyelerini dahi bağımsız değişken olarak tuttuğumuzda, ucundan bucağından gazete olan veya gazeteyi andıran yayınların tirajlarının 1-2 milyonu geçmediği görülür. Bu son ve ikinci veriden hareketle, gerçek manada gazete okuyan kitlenin en fazla 5 milyon civarında; lakin esas önemlisi okumayanların ise, sağlıklı yetişkinlerin en az yüzde doksanına tekabül eden 45-50 milyonluk devasa bir nüfus kesiti olduğu açığa çıkıyor. İnternet gazeteciliğinin hiçbir zaman, ona yüklenen misyona veya ondan umulan noktaya ulaşamamış olmasından dolayı, mevcut tablonun sanal gazete yayıncılığının gelişmesine paralel olarak değiştiği veya değişebileceği düşünülemez. İnternette gazetenin g'sinin bile olmadığı yakın tarih dönemlerinde de nominal ve göreli günlük gazete tirajları üç aşağı beş yukarı benzerdi, yakındı. Akıllı telefonlar ortaya çıktıktan sonra aygıtlarından gazete takip ettikleri öngörülen geniş kitlelerin yazılı basın organlarını bu biçimde gerçek anlamda ve düzenli okuduklarını söylemek mümkün değildir. Nitekim günlük gazetenin internet versiyonun hiçbir zaman basılı halinin tam olarak yerini tutamayacağı / tutmadığı gerçeğini de teslim etmeliyiz.   

Toplum yapısıyla ilgili       

Türkiye gibi, 'kapitalizm ha gelişti, ha gelişiyor' spekülasyonlarının yapıldığı bir ülkede her şeye karşın iktisadi-içtimai sistemin genel karakterinin halen esnaf-toplumu olduğu kuşku götürmez. Tipik Ortadoğu toplumunun esnaf seciyesine uygun olarak esnaflığı, yaşamsal bir ekonomik faaliyetle birlikte ama daha çok sabahtan akşamın geç saatlerine kadar elinde tespih dükkânının önünde volta atmak suretiyle komşu esnaf zevatı ve sokaktan gelip geçenler ile lümpen düzeyde sosyalleşmek olarak algılayan tebaanın hatırı sayılır bir nispetinin; bilinçsel ve düşünsel bir dinamik barındırmayan ve düzensiz gündelik hayatında ciddi anlamda günlük gazete izlemediği aşikâr bir durumdur. Ne var ki son birkaç on yıldır toplam nüfusun kayda değer bir bölümünün klasik küçük esnaf veya köylülükten ziyade giderek daha çok; işsiz veya düzenli işi olmayan, iktidarın gönüllü dilencisi olarak oturduğu yerden maaşa bağlanan veya düzenli sadaka alan; günübirlik, tamamen düzensiz ve en basit işlerle uğraşan yığınlardan oluştuğu dikkate alındığında; bilhassa bugünün genç ve orta yaşlı kesimlerinin ezici bir çoğunluğunun; gündelik ve regüler anlamda siyasi gazete okuyacak sosyo-kültürel ve yaşamsal alt yapısının oluşamadığı, olmadığı mutlak sonucuna ulaşıyoruz.    

KİA'lar takip edilmez  

Düzenli oturmuş ve sistemli yaşamsal, sosyo-ekonomik ve kültürel parametreleri bulunmayan Ortadoğulu veya doğulu, "İslam Dünyası"nın geleneksel küçük esnaf ve işsiz toplumlarında; ülke ve dünya hakkında bilgi almak üzere; yazılı olsun, görsel veya işitsel olsun kitle iletişim araçları ciddi, yoğun ve düzenli olarak takip edilmez. Bugün Türkiye'de, 'internetten çok daha fazla takip ediliyoruz' diye kendilerini kandıran gazeteler; sanal versiyonlarına birer tık yapılmasının, gazeteyi bütünlüklü olarak ve hakiki manada takip etmek, okumak anlamına gelmediğini kavramaktan uzaktırlar. Ezcümle, geri kalmış toplum ve ülke olmanın vazgeçilmez yanlarından birisi de günlük gazete okuma kültürü ve alışkanlığının olmamasıdır.