'Hasta adam...'

03 Ağustos 2016 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

Yaklaşık 160 yıl önce Batı Osmanlının durumunu "Hasta Adam" diye tanımlamıştı.

Neden?

Osmanlı o yıllarda her bakımdan kötü durumdadır. Ekonomi iyi değil, siyasi hayat kilitlenmiş, ama yolsuzluklarda hiçbir gerileme yoktur. Bu durumda olmasına rağmen yüzünü Batı'ya dönme çabasındadır. Batı'nın hesapları ise Osmanlıyı parçalamak ve paylaşma üzerinedir.

Hasta adam giderek ölüme yaklaştı. 1855'ler de başlayan ve yıllarca sürüp giden savaşlar devamında işgaller, toprak kayıpları, Anadolu'ya sıkıştırılmış bir avuç yiğit insan ve Atatürk liderliğinde başlayan Kurtuluş Savaşı sonrasında yeni bir bağımsız devlet Türkiye Cumhuriyeti Devleti. 

Atatürk liderliğinde Türkiye Cumhuriyeti kurulurken tarihten alınan dersler, devlet deneyimleri, örf, adet ve gelenekler dikkate alınarak, çağdaş bir ülke inşa edilmiştir.

Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Atatürk'ün gerçekleştirdiği devrimin iki büyük amacı vardı.

1-Çok milletli ve çok cemaatlı Osmanlı Devleti içinde, "Osmanlıcılık" uğruna dili, tarihi, kültürü, unutulmak noktasına gelmiş olan Türkleri, Osmanlı Devleti'nin bu aslî unsurunu, kendi benliğine, kendi kimliğine kavuşturmak, "ümmet" anlayışından kurtarıp "millet" anlayışı kazandırmak.

2-Kimliğini ve kişiliğini kazanmış, "millet" olmuş Türk toplumunu, çağdaş uygarlık düzeyinin de üstüne çıkmayı hedeflemiş medenî bir millet haline getirmekti. 

Atatürk döneminde bu hedeflere ulaşabilmek için çok büyük adımlar atıldı, Atatürk İlkeleri adı altında kurumsallaştırıldı. Atatürk İlkeleri, başlangıcından beri Türk Devrimi içinden doğmuş ve onun uygulamalarına yön vermiştir. Bu konuları araştıran bilim insanları bu ilkeleri Temel İlkeler ve Bütünleyici İlkeler olarak iki başlıkta toplarlar. 

 

-Temel ilkeler...

1-Cumhuriyetçilik, 2-Milliyetçilik, 3-Halkçılık, 4-Laiklik, 5-Devletçilik, 6-Devrimcilik.

-Bütünleyici ilkeler...

1-Ulusal birlik, 2-Çağdaşlık, 3-Akılcılık, 4-Ulusal Egemenlik.

Bu ilkeler Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren Atatürk'ün ölümüne kadar titizlikle uygulanmıştır. Atatürk'ün ölümü ile birlikte oluşan yönetim zayıflıkları ve muhafazakâr eğilimli siyasetçilerin karşı koymaları yüzünden aynı kararlılıkla uygulanamamıştır. 

1946'dan sonra çok partili döneme geçilmesi ve 1950'den itibaren başlayan muhafazakâr iktidarlar ise gün be gün bu ilkelerden uzaklaşarak, Osmanlı döneminin son zamanlarında oldukça yaygın olan mandacılık ve güçlü devletlere yaslanma politikaları sonucunda, ülke adım adım farklı bir şekle büründürülmüş, daha sonra iktidar olan siyasi partiler özellikle bu uygulamaları daha ileri boyutlara taşıma yarışı içerisine girmişlerdir. Hatta isim zikredilerek biz o partinin devamıyız demeyi marifet saymışlar, adeta manevi miras yemek için yarış içinde olmuşlardır.

Ilımlı İslam projesi kapsamında son 14 yıldır iktidar olan AKP de bu yarışta yerini almış, seçim meydanlarında Menderes'in, DP'nin devamıyız diye oldukça yaygın miras sömürüsü yapılmıştır. Hatta bu yetmemiş Cumhuriyetin kuruluşu ve devamı yok sayılmış, tarihten silinmiş Osmanlıyı diriltmeyi dillendirerek insanların hayallerini sömürülmüştür.

Ilımlı İslam projesinin diğer ayağı Fethullah Cemaati ise AKP ile yıllarca ortaklık içinde oldular, menfaatleri çatışınca birbirlerine savaş açtılar, çeşitli aşamalardan sonra 15 Temmuz isyanı ile karşı karşıya kaldık. Ne TSK kaldı, ne devlet. Yine olduk "Hasta Adam"

Neden?

Atatürk İlkelerinden uzaklaştık, yok saydık, küçük gördük, değersizleştirdik, atılan adımların kıymetini bilemedik geldik bu günlere. Takke düştü kel göründü. Umarım çok geç kalmadan aklımızı başımıza alırız, almazsak acı ama gerçek bölünme, parçalanma, iç savaş kaçınılmazdır.

Bu topraklarda Atatürk'ü anlamadan ve özümsemeden bağımsız bir ülke ve bağımsız bir iktidar olamazsınız. Sonra emperyalizmin oyuncağı olursunuz.