Dalkavuk...

06 Ağustos 2016 Cumartesi  |  KÖŞE YAZILARI

Eskiden sarıksız külah giyermiş dalkavuk. Bu nedenle ne iş yaptığı hemen anlaşılırmış. Padişahların huzurunda, konaklarda, efendilerini güldürmek, ya da kafalarını dağıtmak, eğlendirmek  için görevliydiler dalkavuklar. Aradan epey zaman geçmesine rağmen şimdi yine tarihsel görevlerini sürdürüyorlar.

Ne var ki, şimdiki dalkavukların kılık kıyafetleri eskisi gibi değil. Marka giyiniyorlar. Son moda kostümler, gömlekler, kravatlar, hatta resmi kıyafetlileri bile var. Ne yazık ki, gün geçtikçe çoğalıyorlar, saçmalıyorlar. Kimi zaman yıvışıyorlar. Kimi zaman da cıvıtıyorlar.

Hangi birini, nasıl anlatayım?

Darbelerde, darbe girişimlerinde, depremde, yangında, su baskınlarında, toprak kaymasında, sahip olunan değerleri bir anda kaybetme korkusu yaşayan insanları düşünürüm. 

Anlarım ki; korkunun ecele faydası yok! Tedbirini ona göre alacaksın. Herkesin eşit olduğu, en azından öyle olması zorunlu olan değerleri kaybetmemek için dik duracaksın. Ne cumhuriyetten, ne laik devlet düzeninden ödün vereceksin. 

İş işten geçti mi, ne "kandırıldık" demek işe yarar, ne de Atatürk'e ve posterlerine sarılmak!..

Türkiye, demokrasiyi yalnız seçim sandığı sanan sığlığın labirentlerinde  yıllarını yitirmedi mi? 1923'ü anlamayanlar, anlamak istemeyen siyasetçiler nedeniyle bugünlere gelmedi mi? 

Günah çıkarır gibi, "ben de yardım ettim, aldatıldım. Bu FETÖ denilen örgüt, zamanında Ecevit'i de, Özal'ı da, Çiller'i de kandırdı" demek neyi değiştirecek ki!

Hangi birine yanacaksın?

"FETÖ'cü örgütün darbe teşebbüsü" nedeniyle on binlerce insan gözaltına alındı. ( bu yazıyı yazdığım saatlerde gözaltı sayısı 51 bin 472 idi) Kurunun yanında yaşın da yanmayacağını kim garanti edebilir? 

Haber doğru ise, gözaltı için evine giden polislerin, gazeteci Bülent Korucu'yu bulamayınca eşini (karısını) göz altına almasına ne diyeceksin? 

Bülent Korucu'nun oğlu Tarık Korucu'nun sosyal medya üzerinden, "Gazeteci Bülent Korucu'nun oğluyum ve annem, babam bulunamadığı için 5 gündür rehin. Sesiz kalmayın." şeklindeki feryadını kime, özellikle de Batı'ya nasıl anlatacaksın?

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez'in hiç gereği yokken, ve de üstüne elzem değilken, "Diyanet İşleri de Cumhurbaşkanına bağlansın" çıkışını nereye koyacaksın? (Not düşelim: Aynı gün, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş'un, "Çok şık değil" demiş olması durumu kurtarmaz)

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli'nin, "Darbe girişiminin ardından başlayan operasyonlar kapsamında Gülen Cemaatine yakın, ancak üyesi olmayan 'sempatizanların' tavsiye edilmeden alt kademelerde pasifize edeceğiz. Diğer cemaatlerle sorun yok!" demesini ne yapacaksın? 

Eğip bükmeden konuşalım: 

Bu ülke ne çektiyse, cemaatlerden, tarikatlardan, TC düşmanlarından,  cumhuriyet karşıtlarından  ve de "örümcek kafalılardan" çekmedi mi?

Ya dik duracaksın...

Ya da devlet yönetmek gibi bir işe kalkışmayacaksın!

 *     *     *

Önceki gece, (3 Ağustos 2016, Çarşamba)  HalkTV'de,  zamansız emekli edilen Emniyet Müdürlerini izledim. Konuklardan biri, Emniyet Genel Müdürlüğü eski Başmüfettişi, eskimeyen eski dostumuz Mutlu Çelik idi. Ekranda söylediklerini Milliyet'ten Tunca Bengin ayrıntılı yazmış. Noktasına virgülüne dokunmadan, büyük bir bölümünü Tunca'nın hoşgörüsüne sığınarak buraya aldım, okumakta fayda var:

"Açıkçası, TSK gibi Emniyet'teki temizlik operasyonunda da şu ana kadar açığa alınanlar aysbergin görünen yüzü. Bunun en somut kanıtı da Emniyet Genel Müdürlüğü'nde Polis Başmüfettişi olarak da görev yapan emekli Emniyet Müdürü Mutlu Çelik'in şu sözleri:

'Emniyet'teki Fethullahçıları üçe bölersek; biri Fethullahçı olduğunun bile farkına varmayıp biata çok yatkın Atatürkçülüğü unutup emir komutanın hükümete odaklı olduğunu zanneden grup, şu anda rütbeli onlar.

İkinci grup Fethullahçı olduklarını bilip bu işe kendilerini adamış olanlar. Bunların arasında cemaat içinde mağdur edildiğine inanıp itirafçı pozisyonunda hükümetin yanında bu mücadeleyi veriyormuş gibi görünenler ile Fethullah'ın ilk zamanlarındaki kurduğu yola girip şimdi cezaevinde olan birinci sınıf Fethullahçılar var.

Bir de Fethullah okullarından, dershanelerinden olmak ve belge getirmek suretiyle teşkilata son 10 yılda sokulan, ilk maaşlarını da cemaate vermek zorunda bırakılan polis memuru düzeyindekiler var.

Yani şu anda görevde olup Fethullahçı olmayan bir kişiyi gösteremezsiniz.

Fethullahçı olmak illa Fethullah'a hizmet etmeyi gerektirmiyor, cemaatle mücadele etmeyen, Atatürk ilkelerinden Cumhuriyet'e bağlılık yemininden çıkan, biata yönelen, her verilen emri fütursuz yerine getiren polis benim için Fethullahçıdır, Menzilcidir, hiç ayırmam haindir.'