Türk-Rus zirvesinin şifreleri

09 Ağustos 2016 Salı  |  KÖŞE YAZILARI

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında bugün günü St.Petersburg'da yapılacak görüşmeyle ilişkileri aniden tepetaklak eden "uçak krizi" yaklaşık dokuz ay sonra resmen noktalanacak.

24 Kasım'da Suriye'deki operasyona katılan bir Rus savaş uçağının Türk hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle düşürülmesi ağır bir diplomatik krize ve baş döndürücü gelişmelere yol açtı. SU-24'ün vurulmasına son derece sert tepki göstererek "Türkiye bizi sırtımızdan vurdu" diyen Putin Ankara'ya ekonomik yaptırımlar uygulamaya başladı. Putin'in mayıs ayı sonlarında Atina'da yaptığı açıklamada "Türkiye ile iyi ilişkiler istiyoruz" demesiyle bunalım çözülme sürecine girdi, Erdoğan'ın haziran ayında Rusya liderine mektup yazarak uçağın düşürülmesi için üzgün olduklarını söylemesi, Rus pilotun öldürülmesi için ise özür dilemesinin ardından iki liderin St.Petersburg zirvesinde buluşması kararlaştırıldı. Kriz öncesinde çok yakın ekonomik işbirliği içinde bulunan iki ülke 2020 yılı için 100 milyar dolarlık ticaret hedefi koymuştu.

Zirve öncesi iki başkentten yapılan açıklamalarda da ilişkilerde beyaz bir sayfa açma niyeti dile getiriliyor.

Putin'in danışmanı Yuriy Uşakov, Erdoğan'ın ziyaretinin Ankara'nın Moskova ile geniş kapsamlı işbirliği başlatmaya ilgi duyduğunu gösterdiğini söyledi. Uşakov Moskova'da düzenlediği basın toplantısında, görüşmenin yapıcı ve pozitif bir çerçevede geçmesini umduğunu belirterek zirve gündeminde Türk ürünlerine yönelik ambargo, charter uçuşlarına uygulanan yasak, Türk Akımı ve Suriye sorununun öncelikli maddeler olacağını açıkladı.

Erdoğan da TRT'ye yaptığı açıklamada, "...Bu bölgede iki belirleyici ülkenin birbirinden ayrı yaşaması, uzak düşmesi doğru değil...Bu bir araya gelişimiz hem siyasi hem ekonomik, ticari, kültürel olacak. Bütün bu alanları kapsayacak şekilde bu görüşmeyi  gerçekleştireceğiz. Görüşme ile birlikte inanıyorum ki, birçok şey rayına oturacaktır. Geçmiş döneme göre farklı görüşmelere sebep olacaktır. Bölgede Suriye meselesidir önemsediğimiz konu"dedi. Erdoğan, Rus TASS Ajansı'na açıklamasında da, Putin'le görüşmesinden sonra yeni bir sayfa açılacağını söyledi.
Diplomatik kriz, son 25 yılda ekonomileri iç içe geçmeye başlayan iki ülkeye de ama daha çok Türkiye'ye zarar verdi. Rusya Türk gıda ürünlerine ambargo uygulamakla kalmadı, ülkesinde Türkiye turlarının satışını yasakladı, Türk işadamlarının engelleyici önlemler aldı ve vize uygulamasını yeniden başlattı. 24 Kasım'dan bu yana süren yaptırımların Türk ekonomisine maliyetinin 15 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. 2014 yılında Türkiye'yi 4 milyonun üzerinde, geçen yıl 2.5 milyon Rus turist ziyaret etti, ancak "uçak krizi"nden sonra güney sahilleri aniden boşaldı. Moskova'daki Türk turizmciler, St.Petersburg zirvesinin hemen ardından Rus turist akını başlasa bile bu yıl 250 binin aşılamayacağını düşünüyor. Bu da, geçen yıla göre yüzde 90'lık bir azalma anlamına geliyor.

İşadamlarının beklentisi

Uygulanan ekonomik yaptırımlar Rusya ile iş yapan ve bu ülkede faaliyet gösteren Türk işadamlarına ağır darbe indirdi. DEİK/DTİK Avrasya Bölge Komitesi Başkanı ve Türkiye-Rusya İş Konseyi Yürütme Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Galip Savaşır, "Zirveden ne bekliyorsunuz" sorumuzu şöyle yanıtladı:

"15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle iki liderin görüşmesinin sihirli bir değnek etkisi yaratması bence mümkün. Her iki taraf da ilişkileri düzeltmeye çok ihtiyaç duyuyor. Öncelikli beklentilerimiz, Türk müteahhitlerine getirilen sınırlandırılmaların kaldırılması, Rus bankalarının müteahhitlerimize kredileri açması, vize ve çalışma izinlerindeki sıkıntıların düzenlenmesi, turizmdeki ve ithalattaki kısıtlamalarının şartsız kaldırılması, Rusya'daki Türk yatırımlarının güvence altına alınması ve yeni yatırımlara imkan sağlayacak ayrıcalıklar sağlanması. İki liderin vereceği fotoğraf bundan sonrası için önemli bir gösterge olacak..."

Halk karşı

Kriz sürecinde Kremlin'in yürüttüğü "düşman Türkiye" propagandası Rus kamuoyunda hayli etkili oldu. Yuri Levada'nın son araştırmasına göre, Rus halkının yüzde 64'ü Türkiye'ye karşı olumsuz düşünceler besliyor. Vtsiom'un araştırmasına göre de, halkın yüzde 61 krizde kaybeden tarafın Türkiye olduğunu, yüzde 79'u da Erdoğan'ın çok geç özür dilediğini düşünüyor.

Suriye faktörü

Peki, Moskova Ankara ile ilişkilerini neden yeniden normalleştirme kararı aldı? Rus Sputnik Ajansı'nın Moskova muhabiri Fuad Seferov bu sorumuzu şöyle yanıtladı:

"Rusya için şu anda en önemli konu Suriye'de iç savaşın sona ermesi. Türkiye ile ilişkilerin bozulması Rus ekonomisine de fayda sağlamıyor. Aslında, şubat ayına kadar Moskova Ankara ile masaya oturmayı düşünmüyordu. Derken Rusya, "Erdoğan'dan sonraki iktidarla masaya oturalım" düşüncesinden vazgeçmeye başladı. Şu anda Rus  yetkililer, ilişkilerin normalleşmesinin Ortadoğu'daki sorunları olumlu etkileyeceğini, Ankara ile işbirliği yapılmadan bölgede barışın sağlanmasının zor olacağını düşünüyor."

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un geçen hafta yaptığı bir açıklamada da, Suriye meselesinin Moskova'nın gündemindeki öncelikli konu olduğunu ve bu yönde Ankara'dan adım atılmasını beklediğini gösteriyor. Lavrov, Türk-Rus ilişkilerinin geleceğinin Suriye krizindeki işbirliğine bağlı olduğunu söyledi ve "Türkiye Suriye'de daha güvenilir ve şeffaf bir işbirliğinin gerektiğini anladı"dedi. Ancak Ankara, Moskova ile arasındaki en önemli anlaşmazlık noktası olan Suriye lideri Beşar Esad'ın geleceği konusundaki tutumunu değiştireceğine ilişkin henüz bir sinyal vermiş değil.


Eksen değişikliği


Türk-Rus zirvesi iki ülkenin de Batı ile ilişkilerinin gerginleştiği bir dönemde yapılacak. Temmuz ayında Varşova'daki NATO zirvesinde Rusya kışkırtıcı askeri eylemlerde bulunmakla suçlanmıştı. Türkiye'nin ise, özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden sonra özellikle ABD ile ilişkileri gerilmiş durumda. Son günlerde Türkiye'de sık konuşulan konulardan biri de Ankara'nın yörünge değiştirip değiştirmeyeceği, örneğin Rusya'ya yaklaşıp yaklaşmayacağı, Avrasya Ekonomik Birliği ya da Şangay İşbirliği Örgütü'ne üye olup olmayacağı...

 Rusya Siyasi Araştırmalar Enstitüsü Müdürü Sergey Markov bu tartışmalara değinirken, "Stratejik ortaklık iyi ama bence artık hedefimiz ikili ittifak olmalı"dedi. Markov Sputnik Ajansı'na yaptığı açıklamada, "Rusya ve Türkiye'nin çok ortak çıkarı var. Moskova ve Ankara stratejik ortaklık veya Avrasya Ekonomi İşbirliği Örgütü çerçevesinde müttefik ilişkileri kurabilir. Artık Türkiye için AB kapıları kapalı. Dolayısıyla Ankara'nın yeni stratejiler geliştirmesi gerekecek. Rusya ile ilişkilere de ağırlık verilecek"dedi.

Türkiye Rusya Araştırmaları Merkezi (TÜRAM) Kurucu Başkanı Aydın Sezer'in değerlendirmesi de benzer yönde:

"15 Temmuz darbe girişiminin iki ülke arasındaki siyasi iklime çok önemli ve olumlu katkılar sağladığı söylenebilir.  ABD ile Gülen'in iadesi konusunda yaşadığı gerginlik ve idam cezasının geri getirilmesi tartışmaları üzerinden AB ile gerilen ilişkileri ister istemez Türkiye'yi Batı ile arasına mesafe koyma noktasına getirdi. Bu doğal olarak Türkiye'yi Rusya'ya yaklaştırıyor. Rusya'nın da Batı ile Ukrayna ve ekonomik ambargo üzerinden yaşadığı sorunlar ve sıkıntılar Türkiye ileRusya'yı ister istemez aynı düzlemde işbirliğine itiyor."

Bu tartışmaları besleyen bir diğer unsur, Rusya'nın ABD'yi suçladığı darbe girişimiyle ilgili olarak Türkiye'yi önceden uyardığı yolundaki iddialar...


Türk Akımı


İki yılı aşkın süredir ekonomik krizle boğuşan Rusya'nın Türkiye ile ilişkilerini düzeltmek istemesinin nedenleri arasında Akkuyu Nükleer Santrali'ndeki 20 milyar doları aşan yatırımını korumak ve kendisi için hayati önem taşıyan Türk Akımı Doğal Gaz Boru Hattı Projesi'ni hayata geçirmenin de bulunduğu düşünülüyor. Avrupa'ya sattığı gazın taşınmasında Ukrayna'ya bağımlılıktan kurtulmaya çalışan Rusya, 2014 sonunda Ankara'ya Türk Akımı'nı önermiş, ancak farklı pozisyonlar nedeniyle proje "uçak krizi"nden önce rafa kaldırılmıştı. Yine de Rus yetkililer kriz sürecinde bile projeye ilgi duyduklarını gizlemedi. Türk Akımı Rusya'nın Karadeniz kıyısındaki Anapa'dan Trakya'ya uzanacak 900 kilometre uzunluğundaki dört ayrı hatla toplam 63 milyar metreküp gaz taşınmasını öngörüyor. Ancak şu andaki eğilim hat sayısının ikiye indirilmesi yönünde.

TÜRAM'dan Sezer, "Siyasi olarak Türkiye'nin ABD ve AB ile ilişkileri ve Rusya'ya yakınlaşma politikası Türk Akımı için uygun bir ortam oluşturuyor. Çünkü proje gündeme geldiğinde ABD ve AB'den olumsuz sesler yükselmişti. Bugün de aynı tepkiler ortaya çıksa bile Türkiye'nin ciddiye alması beklenmemelidir"dedi.

Yaklaşık 520 yıl önce diplomatik ilişki kuran, aralarındaki keskin rekabet nedeniyle bu sürenin 69 yılını savaşarak geçiren Türkiye ile Rusya'nın çıkarları duygulardan çok mantığa dayalı bir yakınlaşmayı yeniden zorlamış görünüyor.