Fabrika ayarlarına dönmek gerek

13 Ağustos 2016 Cumartesi  |  KÖŞE YAZILARI

Ülkemizin içinde bulunduğu bu kargaşa ortamından kurtulmanın tek yolu ortak değerlerimizde birleşmek

Ortak değerlerimizin neler olduğunu bakmak içinde zaman tünelinden geriye bir yolculuk yapmak gerekmekte.

Yıl 1919 ülke emperyalist işgal altında...

Ortak değerde birleşenler, kanları pahasına ülkeyi kurtarıp bağımsız bir Türkiye yarattılar...

Kurtuluşun taçlanması için kuruluş aşamasına geçildi. 

Bu aşama ekonomik, sosyal ve siyasal devrimler aşaması olduğundan, ayak uydurmayanların yolları ayrıldı, ayni ortak değer etrafında kitlenenler yollarına devam etti...

Arada Şeyh Sait ayaklanması, Menemen olayı gibi yol kazalarıyla genç Cumhuriyet yara aldıysa da, yola çıkanların kararlı iradesiyle bu kazalar kısa sürede onarıldı...

Tüm değer yargıları yeniden belirlenerek, halk gerçekleştirilen devrimlerle coşarak yol almaya, uygar ülkeler arasında saygı kazanmaya, ekonomik  atılımlar yapmaya, eğitimde uygar ilkeleri benimsemeyi ilke edindi...

Ne zamana kadar?

Gerçekleştirilen tüm bu atılımların yüce Türk  Mustafa Kemal Atatürk'ün yaşama gözlerini yumduğu 10 Kasım 1938 tarihine kadar...

Bu tarihten sonra tüm atılımlarda (Köy Enstitüleri efsanesi hariç) durağan bir dönem başladı...

Ne zamana kadar?

Devletin kurucu partisinden kopan bir gurubun  kurduğu Demokrat Parti'nin (DP) 14 Mayıs 1950 tarihinde yapılan seçimlerle iş başına geldiği güne kadar...

Bu tarihten sonra her geçen gün oy uğruna, ortak değerlerimizden ödün verilmesi ve vicdanlarımızın en güzel yerinde yaşanması gereken yüce dinimizin siyasallaştırılmasıyla gerileme dönemi başladı ve ortak değerlerimiz gün geçtikçe kaybedilerek bu günlere gelindi...

Arada, 1960, 1971, 1980, 1997 süreçleri, ortak değerlerimizden çok şey alıp götürdü...

Burada bir siyasal partinin, bir iktidarın tek başına sorumlu tutulması elbette ki doğru değil. Herkesin bu çorbada tuzu var... 

Peki, baştan beri sözünü ettiğimiz ve ülkeyi esenliğe kavuşturacağını söylediğimiz ortak değerlerimiz neler?

-Kurtuluş döneminde canı pahasına gösterilen vatanseverlik...

-Laik Cumhuriyet...

-Siyasallaştırılmayan ve vicdanlarda yaşanması gereken yüce dinimiz...

-Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından gerçekleştirilen, eğitim birliği, laiklik, kadın hakları, herkese özgürlük ve eşitlik, yurtta barış, dünyada barış ve diğer tüm devrimleri...

-Demokrasi ve hukukun üstünlüğü...

-Ülkenin bağımsızlığı ve bölünmez bütünlüğü...

-Tüm dünya ülkeleri tarafından 20 ve 21. yüzyıl lideri olarak kabul edilen büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün, yol gösterici liderliği...

Hani derler ya fabrika ayarlarına dönmek lazım...

Ben de diyorum ki...

Laik Cumhuriyetin kuruluş felsefesinin temeli olan bu değerlere dönmediğimiz takdirde düzlüğe çıkmamız zordur...

Söylemesi benden...

Kabul edip etmemek sizden...