GATA'ya son darbe

16 Ağustos 2016 Salı  |  KÖŞE YAZILARI

Gülhane Askeri Tıp Akademisi(GATA) için çıkarılan iki Kanun Hükmünde Kararname (KHK), bu kurumun sonunu getirdi.

2000 yılında çıkarılan birincisi, GATA'nın kimyasını değiştirdi ve bu parlak ilim yuvasını bugün yaşanan olumsuzluklara teslim etmişti.

FETÖ darbe girişimi sonrası çıkarılan KHK ise, GATA'ya ölümcül yumruğu vurdu.

Oysa GATA, yıllarca yurtsever askeri doktorların yuvası olmuş; yurtseverliğin, dürüstlüğün ve bilimin simgesi olarak değer görmüştür.
Ancak ne yazık ki geldiğimiz noktada, ne yurtseverlikten ne de temizlikten söz etmek mümkün görünüyor...

KİRLENMİŞ VE KİMSESİZ 

GATA, çok büyük bir kızgınlık sonucu ve kontrolsüz bir tepkiyle kapatılmış olmasına rağmen, bu kararın yanlış olduğunu söyleyen sesler çok zayıf çıkıyor.

Onu sevenler bile, belli ki; "Sahip çıkarsam acaba Fetö'cü görünür müyüm?" korkusunu taşıyor...

GATA içindeki bazı odaklar, yıllarca süren sistemli bir çalışmanın sonucu, çeşitli kumpasların kurulabildiği bir fitne yuvası haline getirilmiş olabilir...

Ancak, bazı bölümleri kirlenmiş diye tüm GATA'yı yerle bir etmenin mantığını anlamak olası değil. 

Hadi, FETÖ darbe girişimini bahane ederek, Türk tıbbının en köklü kuruluşu olan GATA'yı yerle bir etmek isteyenler olabilir. Ama, buna Genelkurmay Başkanının alkış tutmasını anlamak mümkün değil!

Herhalde Sayın Akar, FETÖ darbesi sırasında yaşadığı psikolojik darbenin etkisini kolay kolay üzerinden atamayacak. Bu psikolojik yıkıntı içinde, ne başında bulunmaya hala devam ettiği TSK'nın haklarını koruyabilir, ne de kendisine verilecek bir emre karşı çıkabilir.

Herkesin, "Org. Akar artık o koltukta oturamaz!" dediği bir ortamda, biz ondan GATA'yı korumasını bekliyoruz. Olacak iş değil!

FETÖ, uzun bir operasyon süreci içinde, Gülhane'nin bazı can alıcı noktalarına adamlarını yerleştirmiş olabilir.

GATA Sağlık Kurulları, yurtsever subaylara olumsuz sağlık raporları vererek, FETÖ'cü subayların önünü açan şeytanlığın içinde de olabilirler

Ancak...

GATA'nın bazı önemli bölümleri şeytan işgaline uğradı diye, o bölümlerle birlikte GATA'yı tümden havaya uçurmak, ne aklın, ne vicdanın ve ne de asker sağlığının kabul edebileceği bir şey değil.

 GATA'YA İLK DARBE; 2000 YILINDA KHK

FETÖ'nün devlet içine yuvalanması kırk yılı aşmasına karşılık Gülhane içine sızmaya başlaması biraz daha geç olmalı...

"Gülhane'de neler oluyor?" sorusunu sorduran olayların 1999-2000 yıllarında başladığı görülüyor.

Bu tarihlerde, TBMM, MSB Komisyonuna, GATA için hazırlanan bir kanun tasarısı gelmişti. 

TBMM'de, eski GATA'lı olarak üç kişiydik. MHP Milletvekilleri Prof. Dr. Mehmet Kaya, Kürşat Eser ve ben...

Hiçbirimiz Milli Savunma Komisyonu'nda değildik. Ama üçümüz de yasanın görüşülmesi sırasında komisyon çalışmalarına katılmaya başladık.
Yasa tasarısı, Gülhane'de köklü değişiklikler yapmak için hazırlanmıştı. Bir tasfiye yasası gibi bir şey! 

O tasfiyeyi önceleri, GATA içindeki birkaç doçentin mesleki hırs ve etik dışı davranışlarına bağlamış ve yasa tasarısının sonuçlarının nerelere varabileceğini anlamamıştık.

Biz daha çok, bu tasarının yasalaşması halinde, GATA'nın marka değerinin azalacağına inanıyor, asker sağlığının zarar göreceğini düşünüyorduk.

Çünkü o tasarı ile GATA'nın değerli bilim adamları tamamen işlevsiz hale getiriliyor, adına Yüksek Bilim Konseyi denilen bir kurula adeta- atılıyorlardı.
 

ALBAYIN GATA KIZGINLIĞI

Görüşmeler sırasında, yasanın hangi ihtiyaçtan kaynaklandığını öğrenebilmek amacıyla, MSB Hukuk Müşavirliğine gitmiştim. Oradaki hukukçu general, yasayı hazırlayan kurmay albayı davet ederek beni görüştürmüştü.

Öğrendiğim şunlardı;

Bir; Bu albay Gülhane'ye karşı kinlenmişti. İstanbul'daki GATA'ya gece acil bir sorunu nedeniyle gitmiş, gördüğü muameleyi beğenmeyince de bunu çok yüksek rütbeli bir komutanına anlatmış. Ondan da, 'gereğini yapalım!' talimatını alınca, bu yasayı hazırlamak için yola çıkmış...(Aynen bunları anlatmıştı bana!)

BU DOÇENTLERİN AMAÇLARI NEYDİ?

İki; GATA'dan üç doçent, bu yasanın hazırlanmasında ona yardım etmişti. Doçentlerin görünen amaçları, önlerini tıkamakta olan hocalarını, ağabeylerini(!) temizleyerek, kendilerine -fazla beklemeden- yönetici olmanın yolunu açmaktı. 

Daha sonra, bu iki nedenin dışında, bir de dile getirilemeyen kutsal(!) bir amaçlarının olduğunu duymaya başlamış ama pek ihtimal vermemiştik.
Yasa taslağı Komisyonda iken TBMM yaz tatiline girdi. Bu kez de, çok acelesi varmış gibi, hükümet bir KHK ile bu yasayı çıkardı.

FETÖ örgütünün Gülhane'de yuvalandığını duyunca, GATA'ya ilk darbeyi vuran KHK'yi hazırlayan Genelkurmay Başkanlığı'ndaki o albay ile üç doçent aklıma geldi.

MEHMET SAĞLAM'IN DİRENMESİ

Yasa taslağı MSB Komisyonunda görüşülürken, biz eski Gülhaneliler olarak, bu taslağın asker sağlığına vuracağı darbeyi madde madde- anlatmaya çalıştık. Ancak o sırada MSB Komisyonu'na katılan, o zamanlar DYP Milletvekili olan (Daha sonra AKP Milletvekili) Mehmet Sağlam'ın, yasanın çıkması için gösterdiği çabayı unutmuyorum.

Şimdi adı, Fethullah Gülen ile birlikte geçen o milletvekili, bu yasa taslağının komisyondan geçmesini engellemeye çalışan bizlere adeta düşman kesilmişti. 

Fethullah Gülen dosyasının açıldığı bu günlerde, geriye gidebilecek ve olayı her boyutuyla araştırabilecek yürekte olanlara anlatılacak çok şey olabilir elbette.

Yeter ki, işin ucunun bir yerlere dokunmasından korkulmasın.

Yeter ki, Rahmetli Demirel'in söylemiyle, 'turpun büyüğünün heybede' olduğu düşünülerek FETÖ'yü bugünlere getiren siyasilere de hesap sorulabilsin...