Düşler ve kara gerçekler

18 Ağustos 2016 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Bir ayak oynasa çocuklar seksek, kaydırak parlamentosunda Türkiye'nin ne iyi olurdu...

Şimdiki parlamento karamsarlık saçmaktan başka işe yaramıyor.

Tam bağımsız Türkiye ve ülkelerinde özgür yaşayan insanlar hayaliyle 1919 Mayıs'ında Samsun'a çıkan Mustafa Kemal bütün Anadolu halkını da yanına alarak.

Çocukların gülerek büyüyeceği gelecek endişesi olmayan bir ülke tasavvur ediyordu.

Şöyle hayalleri vardı diye düş kuruyorum:

'Bir ayak oynasak yüce parlamento binalarında devletlerin.

Seçim yapmasa insanlar ve denizde en çok taş kaydıran olsa devletlerin ilgilileri.

İlgi alanları düş kurmak olsa.

Kesintisiz düş kurmaktır milletin en anlaşılır açılımı.

Güzel günlere dair düşler.

Savaşın düşünü kim kurabilir ki.

Savaşsız sömürüsüz bir dünya düşümüz değil miydi hepimizin.

Aldırmayın konuştuğumuz dilin Türkçe, Kürtçe, Rumca, İtalyanca, Rusça olmasına

Düşlerin dili insancadır.

Bulutlarına bakıp da gökyüzünün düşlere dalmak, tapu da memur olmaktan bin kere, on bin kere evlâ değil midir?
Kimin bulutudur başınızdan aşağı yağmur olup yağan, çıkarabilir misiniz bulutun tapusunu üstünüze.

Denizleri dünyanın kimin mülküdür tapulu ya dağları ormanları''

Kendilerini yekdiğerinden ayırmadan hep beraber hürriyet için, bağımsız Türkiye için saf tutmamışlar mıydı Anadolu'nun kadını erkeği genci yaşlısı? Anafartalar'da Sakarya'da ve sel olup akmamış, kuş olup uçmamış mıydı, Kocatepe'den Afyon ovasına Akdeniz'e? Bir sigara tüttürülmemiş miydi Kadifekale' de, yorgunluğun hürriyetle bağımsızlıkla sonuçlandırılmış olması şerefine.

Fakir Baykurt'a Amerikan Sargısı kitabını yazdıran şey bütün bir Anadolu'nun güzel günlere', gündüzlerinde sömürülmeyen ve aç yatılmayan gecelerinde, ekmek gül ve hürriyet'' düşleri değil miydi?

İyi de nerden gelmiştik nasıl gelmiştik hürriyet günlerinden 'istiklali tam'' günlerinden "Amerikan Sargısı"na?

Kim, nasıl ve neden, 10 yılda 15 milyon her yaştan gencin demir ağlarla ördüğü, çıplak eti gibi kendine yakın hissettiği, yazda serin çınaraltı, kışta kömür isiyle karışık sıcaklıkla sarmalanmış kardeşliği ve üretkenliği çekip almaya çalışmıştı elimizden?

İşte bunu sormadan sorgulamadan günü anlamaya olanak yok. Hamaset bir şeydir belki ama sormak sorgulamak çok daha başka ve çok daha değerli güzel bir şeydir.

Marshall yardımı nedir, ne zaman hangi amaçla başlamıştır? Nedir barış gönüllüleri ve neden Harput 'ta, Sivas'ta, Maraş'ta Gaziantep'te, Talas'ta Tarsus'ta, Merzifon'da Amerikan kolejleri, hatta Kayseri'de Amerikan anaokulu kurulmuştur daha Osmanlı devrinde ve Gazi Mustafa Kemal Türkiye'si bu okulları kapatınca yeniden açılmaları için baskılar kurulmuş, türlü entrikalar döndürülmüştür?

Ve Mustafa Kemal ile arkadaşlarının Anadolu devrimine ( tam bağımsız Türkiye ) karşı devrim örgütlenmeleri ne zaman kimler eliyle hangi hedefe varmak için örgütlenmeye başlamıştır?

Öğrenip bilip ona göre davranmalıyız

İlkokulu bitirmemiş Erzurumlu bir vaiz kimler eliyle, nasıl devşirilmiştir?

Tanrı, Türkçe anlamaz bilmezmiş veya Türkçeye karşıymış gibi, ibadet dilinin yeniden Arapçalaştırılması ile önemli bir ivme kazanan bu gerici kalkışma en önemli adımlarından birini de Necip Fazıl Kısakürek liderliğinde örgütlenen ve yayın hayatına da başlayan 'Büyük Doğu'' ile atmıştır.

İşte, neredeyse  ' Büyük Doğu' dergisinin manifestosu diyebileceğimiz görüşler, Necip Fazıl'ın kaleminden şöyle dökülüyordu:

"Amerikan politikasını korumakla mükellefiz...Amerikan siyasetini tutmak biricik yol...Amerika'dan nazlı bir sevgili muamelesi görmek biricik dikkatimiz olmalı. Yoksa bir Amerikan bahriyelisinin iki yana açık bacakları arasında mütalaa ettiği kadından ileri geçemeyiz. Dış siyasetimizde Amerikan siyaseti ve iç bünyemizde Amerikanizm politikasını kendimize tecezzi etmez (birbirinden ayrılmaz) bir siyaset vahidine (tekliğine) göre ayarlamakta büyük ve her işe hâkim bir mânâ gizlidir."

Necip Fazıl Kısakürek, Büyük Doğu Dergisi, 20. sayı, 17 Temmuz 1959, Cuma.

Kimler vardı bu örgütlenmenin içinde ve bugün neredeler?

Fethullah hoca var mıydı ve başka kimler vardı? Araştırıp bilecek ona göre ayağa kalkacak Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesine dört elle sarılarak güncelleyeceğiz.

Birinci vazifemiz:

Çocukları gelecekten umutlu bir Türkiye yaratmak...

Arş  işe, aşa bilime...