Üst akıl-3: Sömürü zinciri

24 Ağustos 2016 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

Biyolojide "besin zinciri" diye bir kavram vardır. Fotosentez yapan bitkiler dışında, canlılar bir başka canlıyı yutarak yaşamını sürdürür. Mesela kuzu otu, çakal kuzuyu, kurt çakalı yer. Veya çekirge otla, fare çekirgeyle, yılan fareyle, kartal yılanla beslenir. Bu zincirde çoğu canlı hem avdır, hem de avcı. 

Besinden büyük ölçüde maksat enerji olduğundan, bu zincire, "enerji gaspı" veya "sömürü zinciri" de diyebiliriz. 

Bu zincirin benzerlerini insanlık katında da görebiliriz. Yukarıda örneklediğimiz canlılar yerine, uygun ülkeleri yerleştirebilirsiniz. Bu egzersiz, para transferi için de yapılabilir. 

***

Besin zinciri, milyonlarca yıldır sürüyor. Belgesellerde yüreğimiz parçalanarak izlediğimiz aslanın ceylanı yutması bir vakıadır. 

Çoğu avcının aynı zamanda av olması rahatlatıcı olabilir. 

Daha önemlisi, aralarında inanılmaz güç farkı olan canlıların ilişkisinde bile, avcıların başarı şansının sanıldığı kadar yüksek olmayışıdır. Mesela leopar yedi, Bengal kaplanı ancak yirmi teşebbüsten birinde amacına ulaşır. 

Avcının nasıl silahları ve yöntemleri varsa, avın da kendini koruma yolları vardır. Doğal seçilim, avları avcılara kolayca yem olmayacak yetilerle donatmıştır. 

***

Ülkelere dönersek, canlılar dünyasındaki gibi, hemen her ülke, ölçek farkıyla hem av, hem avcıdır. Bazısı, ceylanı yiyen aslan gibi besin zincirinin daha yukarısındadır. Bazısı kuzuyu yiyip kurda av olan çakal gibidir. Kiminin şansına da böcekler düşer ve yılandan sakınması gerekir. 

Ülkemizde, ne yazık ki, çok farklı görüşlere mensup kesimlerce, "bizim, ipleri kötü güçlerin elinde olan zavallı kurbanlar" olduğumuz dile getirilmekte ve adeta "kaderimize boyun eğmekten başka çaremizin olmadığı" ima edilmektedir. 

Bir halka bundan daha büyük kötülük yapılamaz! Kazanma şansının olmadığının kabulü, ancak yenilgiyi garantiler. 

Hiçbir ülke "kaçınılmaz" kurban değildir. Hele Türkiye hiç değildir. Ülkeyi kurbana dönüştüren, ilişkileri yönetmede ve koşullara uygun strateji geliştirmede gösterdiği başarısızlıktır. 

İlk şart, kendini bilmek yani güçlü ve zayıf yönlerinin farkında olmaktır. İkinci adım, muhtemel rakip ve müttefiklerin güçlü ve zayıf yönlerinin tespiti ve konjonktürün yarattığı tehdit ve fırsatların değerlendirilmesidir. Bundan sonrası bir satranç oyunudur ve becerinize bağlıdır. 

***

Kaldı ki, ülkeler düzeyinde görece zayıflar için, doğada olduğundan çok daha fazla ümit vardır.

İnsanlığın, doğadaki türler arasında gördüğümüz besin zincirinden farkı, konumlarının "kader" olmayışıdır. Ceylanın aslan olma şansı yoktur. 

Oysa zayıf bir ülkenin daha sonra güçlenmesi yahut tersine önceden güçlü bir ülkenin daha sonra zayıf düşmesi mümkündür. Tarihte, bir zamanların muhteşem medeniyetlerinin sonradan çöküşüne ve tersine bir zamanların sefil topluluklarının sonradan güçlü uygarlıklara dönüşüne ilişkin pek çok örnek vardır.

Yeni dünya düzeni, sanılanın aksine az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için büyük fırsatlar sunar. Sorun bu ülkelerin fırsatların önemini ıskalayıp kimlik kavgalarını öncelemelerindedir. 

Yeni bilgi üretimi, her geçen gün artan ölçüde; geleneksel ekonominin toprak, hammadde, sermaye, emek unsurlarının önüne geçmektedir. Bunun yanında mevcut bilgiye erişim kolaylaşmaktadır. Bu en güçlülerle aradaki farkın daha kolay kapatılabilme fırsatıdır. Aynı zamanda mevcut bilgilerden yenisinin üretimi için de daha adil bir başlangıç şansı demektir. 

Milletler yarışının kazanan ve kaybedenini artık askerler değil, "gerçek" bilim insanlarını arkalarına alan müteşebbisler belirliyor. 

Ve artık büyük sömürgeciler, can yakarak gasp etmek yerine, sizin enerjinizi büyük bir isteklilikle kendilerine sunmanızı sağlama becerisine sahipler. En değerli beyinleriniz onlara hizmet edebilmek için yarışıyor. Tüm dünya halkları onlar gibi yaşamaya çabalıyor. Ülkeler onlara kendi topraklarında yatırım yaptırabilmek için inanılmaz teşvikler sağlıyor. Kendi ürettiklerinizin kat be katını ödeyerek onların ürettiklerini satın alıyorsunuz.

Hal böyleyken, falanca ülkeyi "nasıl mahvedelim?" diye düşünmek için aptal olmaları gerekir. Enerjinizi rahatça kendilerine transfer ederken ve hele hele size borç verirken! 

Eski dünya tarzı kavgalarla karşı karşıyaysanız, "sebep" için öncelikle kendinize dönüp bakmalısınız. 

 

2.yazıyı okumak için TIKLAYIN

1.yazıyı okumak için TIKLAYIN