15 Temmuz, 1 taş 3 kuş

24 Ağustos 2016 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

15 Temmuz 2016 Türkiye Cumhuriyeti için oldukça önemli bir gündür. Hatta 93 yıllık Cumhuriyet tarihinin en önemli günüdür. Ne yazık ki olumsuzluk anlamında. Adeta kırılma günüdür.

Soğuk savaş sonrasında ülkede dış güçlerin oluşturduğu politikalar içeride hep İslamcı kesimlerden destek bulmuştur. Kominizmle mücadele dernekleri adı altında "güya" Rusya tehdidine karşı ABD'nin projelendirdiği ve maddi manevi destek verdiği bu oluşum takip eden yıllarda iktidarlarca hep destek gördü. Bu kök oluşum sonraki yıllarda farklı biçimlere dönüştü. Bugünlere kadar gelen ve 15 Temmuz'da ülkeyi kan gölüne çeviren Fetö terör örgütü de, Cemaat, Hizmet v.s adı altında yıllarca faaliyetlerini sürdürdü. Üstelik, geçmişten bu güne ülkeyi yönetenlerin yakın desteğini alarak. 

Ne acı bir durum, daha yakın zamana kadar bu yapı ile birlikte olmayı, destek vermeyi adeta bir övünç gibi lanse edenler şimdilerde daha önce karşı çıkanları çoktan sollamış durumdalar. İnsanlık adına bu utanç vaziyetini not düşüyorum.

Geçmiş yıllarda, Fetö terör örgütü ile ilgili yazılan çok kitap var, örgütlenme biçimi, sürdürdüğü faaliyetler, amaçları, hedefleri, en ince ayrıntılarına kadar anlatılmış. Ayrıca devlet kurumları çeşitli zamanlarda çok kapsamlı raporlar hazırlamış. 

Emniyet'in durumuna örnek...Yıl 1999, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), basında çıkan Fethullah, Emniyet'i ele geçirdi haberleri üzerine, dönemin Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral'dan bu iddiaları araştırmasını istedi. Saral, yardımcısı Osman Ak ve Terörle Mücadele Şube Müdürü Ersan Dalman, 'Fethullah Gülen ve Işık Tarikatı' başlıklı 79 sayfalık bir rapor hazırladı. Raporda, Cemaat'in Emniyet'i kuşattığı vurgulanarak "Önlem alınmakta gecikildiği takdirde din görünümlü isyanların belki de en ciddi, en sinsi, en kapsamlı ve en tehlikelisi olabileceğine işaret etmek yanıltıcı bir tahmin olmayacaktır" deniliyordu. 

TSK'nın durumuna örnek...Basına yansıyan haberlerden ögreniyoruz. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hazırladığı Gülen ve Cemaati iddianamesine göre TSK'ne girme faaliyeti 1984'te yoğunluk kazandı, AKP iktidarı döneminde ise önleri tamamen açıldı.

TSK içinde kadrolaşmak için paralel yapının 1994 yılında harbiye giriş sınavı öncesi Türkçe sorularını çalıp ele geçirmiştir. Askeri liseler, askeri harp okulları ve harp akademilerinde gerçekleştirilen sınavlarda usulsüzlükler yapılmıştır. Sınav soruları Fethullahçı gruba sınav öncesi sızdırılmıştır. Bütün sınavlarda bu örgüt üyeleri önceden elde ettiği soruları çözerek başarı sağlamıştır. 

Fethullahçı Paralel Yapı Terör Örgütü, kadrolarını general ve amiral yapmak, TSK'nin üst yönetimini ele geçirmek için soruşturma ve davalar açtırmıştır. Bu örgütten olmayan albay, amiral ve general kadrosunu tasfiye etmiştir. Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk ve benzeri davalar TSK içerisindeki diğer görüşteki askeri bürokrasinin tasfiyesi için açılmıştır. Gizlice örgütlenen FETÖ mensupları albay ve general kadrolarına terfi ettirilmiş ve bu yolla önleri açılmıştır. 

Askeri yargıda, adli ve idari yargı gibi önemli ölçüde Fethullahçı hâkimlerden oluşmaktadır. Bu nedenle de örgüte yönelik yapılan hiçbir soruşturmadan doğru dürüst netice elde edilememektedir. 

Fethullahçı yapı din kisvesi adı altında faaliyet sürdürmesine rağmen, Başbakanlığa bağlı olarak ülkemizde din hizmetlerini yürüten kurum Diyanet İşleri Başkanlığı, bu yapı hakkında geçmişte her şey bilindiği halde, 15 Temmuz sonrası yaptığı değerlendirme gerçeklerden uzaktır.

GEÇ FARK ETTİK: Yüce Kitabımızda Allah bizi "Dikkat edin! O aldatanlar sizi Allah ile aldatmasın" diye ikaz etmesinin hikmetini ağır bir imtihanla hem ülke ve millet olarak hem de Diyanet ve ilahiyat camiası olarak oldukça geç idrak etmenin derin teessürü içindeyiz. 

KENDİLERİNİ GİZLEDİLER: Zira uzun yıllar boyunca suret-i haktan görünüp masum vatan evlatlarına himmet kisvesine bürünerek güya hakka, hakikate, millete hizmet görüntüsü altında masum çehreler ardına gizlenmiş bir ihtiras ve denaet, kendini 15 Temmuz gecesinde devlete, millete, şehirlere ve medeniyet namına elimizdeki her şeye fütursuz bir kahır ve saldırı olarak kendini izhar etmiştir. 

TSK içinde olanlar ortada iken (2011-2015) Genel Kurmay Başkanı olan Necdet Özel; darbe girişiminin ardından "Yüreğim yanıyor, millet hepimizi affetsin. Sorumluluk makamındaki herkes milletten özür dilemeli" dedi. 

14 yıl iktidar AKP, Başbakan ve Cumhurbaşkanı olan R.Tayyip Erdoğan; Gülen Cemaati'yle ilgili olarak, "Ciddi manada yanılgıya düşmüşüz. Allah bizi affetsin" dedi.

Devleti yönetenlerin tavrı gerçekçi değil, devlet adamlığı sorumluluğu ile bağdaşmıyor. Hukuk devletinde yetki ve sorumluluklar yasalar çerçevesinde belirlenmiştir. Hukuk herkes için vardır. Yetkili olduğu halde görevini ihmal edenler er geç hesap verir.

15 Temmuz darbe girişimi kimlerin işine yaradı, kimler planladı ve sonrasında kaybedenler....Bir taşla üç kuş vuruldu...

1- Fethullah Cemaati terör örgütüne dönüştü, yasal soruşturmalar sürüyor, hukuk hesap soracaktır.

2- AKP iktidarı için hiç bir şey 15 Temmuz öncesi gibi olamaz. Telaşla ve korkuyla attıkları adımlarla kuyularını kazıyorlar. Bu kaostan kurtuluşun formülü, birlik beraberlik ve demokrasidir. İktidar bunu kavrayamıyor, kavramış görünse de gücü paylaşmayı sindiremiyor. 

3-TSK bu girişim sonrası itibar ve güç kaybına uğradı. Güçlü bir ordunuz yoksa bu bölgede varlığınızı sürdürmeniz kolay değildir.

ESAS HEDEF ULUS DEVLET, TÜRKİYE...

"Ya birlikte yaşamayı öğreneceğiz...Ya da aptallar gibi öleceğiz..."