Metin Kurt: Arsada top oynamışların en güzel abisi

24 Ağustos 2016 Çarşamba  |  SERBEST KÜRSÜ

"Futbol arsada güzeldir, borsada değil" diyen  Metin Kurt, aramızdan ayrılalı tam 4 yıl oluyor... O,  24 Ağustos 2012'de  64 yaşında iken aramızdan ayrılan gerçek bir futbol emekçisi, gerçek bir futbol entelektüeliydi... 

Gerek saha içi çalışkanlığı ve emekleri, gerekse saha dışı söylemleri ve duruşu ile saygı duyduğum iki Metin'den biridir Metin Kurt. Diğer Metin'i söylemeye gerek yok sanırım... Bir futbol adamının deyişi ile oynadığı yıllarda futbolu en iyi bilen 3 kişiden biridir.

Her ne kadar bazı çevreler tarafından "persona non grata" olarak ilan edilmiş de olsa gerçekten hak ettiği değeri bulamadığına inandığım bu futbolcuyu, futbol adamını, gerçek bir futbol emekçisini anmanın ve  onurlandırmanın bir görev olduğunu düşünüyorum. 

Metin Kurt, Altay ve özellikle  PTT'de oynadığı futbolla dikkat çekecek ve ondan sonra Galatasaray'a transfer olacaktır. Bu transfer ile hem ailesini maddi olarak rahatlatacak, hem de uzun süre adından söz ettirecektir. Galatasaray'a geldiği 1970 yılından itibaren arka arkaya 3 yıl şampiyon olan takımın en etkili oyuncularından biridir artık. 

Teknik direktör Brian Birch ile en iyi anlaşan ve O'nun en güvendiği futbolcuların başındadır. Çizgi üzerinden O'nun kadar hızlı ve seri top süren bir futbolcu daha görmek çok zordur. Sadece Galatasaray değil o yılların milli takımının da değişmez elemanlarından olan Metin Kurt yurt dışındaki otoritelerin bile dikkatini çekmiştir.

Ancak Metin Kurt'u efsaneleştiren özellikleri sadece iyi futbolcu olması değil aynı zamanda kişiliği ve dünya görüşlerinin de farklı olmasındandır. Kitap okuyan, dünyayı farklı algılamaya çalışan, sözünü asla esirgemeyen, haksızlıklar karşısında dik duran ve hakları için sonuna kadar mücadele eden yapısı ile bugün bile örneğine zor rastlanan bir kişiliktedir. 

O yıllarda doğan birçok çocuğa Metin adı verildiyse birçoğu bu Metin'lerin  Metin Oktay'dan geldiğini düşünür ama adını Metin Kurt'tan alan çok insan olmuştur.

"Halka yakın olmak için kanatta oynuyorum" sözü ile hafızalara kazınan "Türk Futbolunun Sol Açık'ı", Galatasaray'ın unutulmaz bir değeriydi.
Türk sporuna futbolcu ve teknik adam olarak hizmet veren Metin Kurt, siyasi kimliğiyle de ön plana çıktı. Sporculara yönelik sendikal çalışmalarda bulunarak, Devrimci Spor Emekçileri Sendikası'nı kuran Kurt, 2011 genel seçimlerinde Türkiye Komünist Partisi'nin İstanbul milletvekili adayı oldu.

Metin Kurt'un "biz futbolun arsada oynananını sevdik, borsadakini değil" sözleri de sloganlaşmıştı: "futbol arsada oyun olarak güzel ve temizdir; borsada ise kirli ve çirkindir. Biz bu oyunun arsada oynananını sevdik borsadakini değil."

Bir söyleşide söylediği "tabanı olmayan spor  emek batakhanesidir. Bizler futbolu bir oyun olduğu için sever ve oynardık ancak artık futbol, para, son model arabalar ve güzel mankenler için oynanıyor. Futbolu oyun olarak severiz ancak bugün kullanılış şekliyle sevmemiz kendi kalemize gol atmak anlamındadır. Devrimciler hiç bir zaman spora karşı olmadı. Sporun içinde her zaman yer aldılar ama her zaman yanlış tarafta yer aldılar." sözleri O'nun futbola bakışını özetler.

Şike skandalının patlak verdiği günlerde kendisiyle yapılan bir röportajda sorulan; "Şike skandalını nasıl yorumluyorsunuz?" sorusuna bakın nasıl yanıt vermiştir.

"Ben biraz daha genelden bakmak istiyorum olaya. Günümüzde spor bir oyun değil sporcular da oyuncu değil. Spora damgasını vuran burjuva rekabeti sporu metalaştırmıştır. Devasa bir futbol endüstrisi ortaya çıkmıştır. Ben 50 yıldır bu işin içindeyim. Kimse bu alanda spor olsun diye bulunmuyor. Şike, doping, siyaset, mafya, ırkçılık, şiddet, küfür zaten düzenin spora yansımalarıdır. Bunlar münferit olaylar değil. Bu bir sistem sorunudur ve düzenin sporu neoliberal politikaların sporudur. Yıllardır sporu yöneten sağ siyaset bugün kumarbazların cirit attığı bir spor batakhanesi yaratmıştır."

"Bu işin başı 12 Eylül faşist darbesine dayanır. Politika tatile çıkmış ve futbolcu devri başlamıştır. Şike mi arıyorsunuz? Cuntanın Ankaragücü'nü 2. ligden 1. lige çıkarmasını hatırlayın. Naim Süleymanoğlu'nu örtülü ödenekten 1 trilyon alarak Türkiye'ye getiren Özal şike yapmamış mıdır? Neoliberal politikaların yansıması dediğimiz şey böyle bir şeydir. Spor düzeni, sistemi ayna sadakatiyle yansıtır. Şike, rüşvetin spordaki adıdır. Bir ülkede rüşvet varsa sporda şikenin olmaması mümkün müdür? Böylesine trilyonların döndüğü, kapanın elinde kaldığı bir ortamda mafyanın olmaması mümkün müdür?"

Futbolun Spartaküs"ü sevgili Metin Kurt, sevenlerin seni hiç unutmayacak...

Çok özledik be abi...

Hala senin gibi yalnızız  ceza sahasında

İlhan İlmenöz