Kadın Partisi'nden açık mektup

26 Ağustos 2016 Cuma  |  GÜNLÜK

Ülkemiz maalesef 15 Temmuzda çok ciddi , menfur bir darbe teşebbüsü yaşadı. Çok şükür ki kandırılamamış askerlerimiz ve polislerimiz ve halkımızın topyekün karşı çıkması sayesinde ülkemiz bir felaketten kurtuldu.
 
Ayrımcı Dil
 
Sayın Başbakan ve her partiden siyasetçiler,  o saatten itibaren, halkımızı birlik ve beraberliğe davet eden birleştirici konuşmalar yaptılar.
Ancak bizler  daha olayın etkisini üzerimizden atamamışken  Sn. Cumhurbaşkanımızın  TV.lerde "Taksim'e Topçu kışlasını yapacağız kimse engelleyemez", "halkımız idam istiyor, biz de bunu meclise getireceğiz" sözlerini duyduk. Donduk kaldık. Zira beklediğimiz, bir iç savaşın eşiğinden dönmüş halka moral verecek, bizleri  normal yaşama  döndürecek motive edici sözlerdi. Sn. Cumhurbaşkanı'nın böylesine hassas bir dönemde felaket eşiğinden dönülmüşken, aynı ayrımcı dili devam ettirmesinden derin üzüntü ve endişe duyduk Her zamanki ayrımcı dili kullanmış,  üstelik böylesine karmaşık bir ortamda bunu söyleyerek  toplumun birbirlerine girme olasılığına hiç aldırış etmeden..
 
Masumiyet Karinesi
 
Menfur olayın üzerinden daha iki gün geçmeden, yüzlerce sivilin gözaltına alınması binlerce kişinin bir anda işlerine son verilmesi akıllara "bu listeler zaten hazırmış" düşüncesini getiriyor ister istemez. Masumiyet karinesi hiçe sayılarak, hukukun üstünlüğü ilkesi bir kere daha görmezden gelinmiş, herkes peşinen suçlu ilan edilmiştir. Bu kişilerin masum olup olmadıkları yargılama sonunda kuşkusuz  ortaya çıkacaktır ama ne zaman? Ya sonrası, aileleri, yakınları, yok olan yaşamları...
 
Geçmişte yaşadığımız Ergenekon, Balyoz  gibi davaların bu gün  ne kadar düzmece olduğu ortaya çıkmışken bunlardan hiç mi  ders çıkartılamayacak, başka adlarla hayatlar söndürülmeye devam mı edecektir?  Herkesin peşinen suçlu ilan edilip, aynı torbaya atılması, toplumun vicdanını yaralamakta ve yargılamanın meşruiyetine gölge düşürmektedir.
 
Kapatılan Okulların Mağdurları
 

Cemaatle ilişkisi olan okulların kapatılarak, öğrencilerin çeşitli okullara gönderilmelerini gençler açısından  doğru bulmuyoruz. Genç yaşta kendilerinin dışında meydana gelen bir olay nedeniyle belki de tahsil hayatlarını ve yaşamlarını etkileyecek kararların insan haklarına aykırı olduğunu düşünüyoruz. Peki, cemaatle hiç ilgisi olmayan sadece çocuğunun iyi bir okulda okumasını isteyen velilerin çocuklarının günahları neydi?
 
Ayrıca yargılamaların neden 17-25 Aralık sonrasını kapsadığını da çok anlamak mümkün değil. Zira malum örgütün onlarca yıldır sinsice yapılandığı herkesçe malumken.
 

OHAL'den normale dönüş

 
Ülkemize karşı yapılan bu hain kalkışmanın ardından tüm ülkede ilan edilen OHAL durumunun üç aydan uzun sürmemesini diliyoruz. KHK'de belirli çerçevede yani OHAL'i gerektiren konularda kullanılması gereğini hatırlatmak isteriz.
 
Siyasi Sorumluluk
 
Sonuç olarak şunu söylemek istiyoruz 15 yıldır bu ülkeyi Sayın Cumhurbaşkanının liderliğindeki bir kadro yönetti. Şimdi darbeye teşebbüs eden örgüte mensup, toparlanmaya çalışılan bu kişileri de aynı kadro , hakim, savcı, asker, elçi, bürokrat, milletvekili ve bakan yaptı. Hatta Sn.Cumhurbaşkanı  "ne istediler de vermedik" demişti.
 
Bu yaşananların, yaşatılanların hiç mi siyasi sorumluluğu yoktur?! Kandırıldık kelimesi yönetenler için geçerli değildir. Kandırılan yönetenlerin siyasi sorumluluğu vardır ve bunun hesabını vermeleri gerekir.  Ayrıca bundan böyle yönetmeye hakları yoktur, çünkü bir daha aldatılmayacaklarını kimse garanti edemez.
 
Mutabakat
 
Bu nedenle bu olağanüstü şartlar altında alınacak tüm kararların ,mecliste bulunan seçilmişlerle birlikte bir mutabakata varılarak alınmasının bugün çok ihtiyaç duyduğumuz  birlik ve beraberlik açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.
 
Yaşadığımız olaylara bakarak laikliğin ne kadar kıymetli olduğunu , din referanslı cemaatlerin kontrolsüz faaliyetlerinin bedelini hep birlikte yaşayarak öğrendik.
 
Gerçek Demokrasi
 
Ülkemizin bir an önce OHAL'den normal hayata döndürülmesi, insan haklarına saygılı, hukukun üstünlüğünün hakim olduğu  bir ortamın yaratılması , iç ve dış barışın sağlanması gibi demokratik unsurların, gerçek demokrasinin artık söylemlerden çıkıp   pratik hayata geçirilmesi mevcut  hükümetten en büyük beklentimizdir.
 
Saygılarımızla,
 
Kadın Partisi Yönetim Kurulu