Uzakta bir yerde 'dünya' var ve dokunulası...

28 Ağustos 2016 Pazar  |  KÖŞE YAZILARI

-"saltanat"-  

b.anneme göre ben, saltanat yaşıyormuşum. bana, b.annem  ne diyor, biliyor musunuz? 

sabahtan akşama kadar, -yalnızca- evde oturup televizyon seyrettiğim halde, -çoğunlukla odamda- ; hiçbir sosyal ortamım, ilişkim, iletişimim olmadığı halde, hiçbir arkadaşım, kız arkadaşım olmadığı halde, 3 lirayla sokağa çıktığım halde, bilet doldurarak; tramvaylara binip, yanımda, kitaplarım; son durağa değin gidip, aynı tramvaylarla geri döndüğüm halde, tek eğlencem, tek dinlencem bu olduğu halde, bana, saltanat sürüyorsun diyor, tuvalete giderken; -cuma akşamının son saatlerinde- geçerken; yüksek sesle; -tv'nin sesine sığınmaya her ne kadar çalışsam da, bir yöntem diye, kaçış adına- o saate değin tv seyrettiğim -tüm gece- odanın önünden; bu saltanat bitecek diyor, "o ölünce de" bu "saltanat" bitecekmiş. bu; saltanatmış ve ben saltanat yaşıyormuşum.

gerçekleri eğip bükmekte bu kadar usta. gerçekleri bu kadar bozuyor değerlendirirken.( işine geldiğince)  

benim hayatım, çoğu zaman "yalnızlık dört duvarı" içerisinde geçiyor. bu yüzden, saltanat. cebimde -çoğu zaman- on lira olmuyor. tek yapabildiğim, toplu taşıma araçlarını doldurmak ve rotam olan hat'ta; gazete- mısır- dondurma- ve bazen-üç liralık- tavuk dönerle; bu sınırlı meblağı harcamak. yitmek gazetelerde; okurken. gazete okumak; yüzde 75-80'lik bölümlerini okumak gazetelerin, kimi zaman daha az, kimi zaman daha çok; tamamına yakınını okumak; ve mutlanmaya çalışmak; sahte de olsa. gazete okuma keyfi-hazzı- tek hazzım dünyada.(kitaplar dışında ve beraber) ve, cennette, tek istediğim, bir cennetin var olması halinde, "gazete okumak" olurdu, her sabah. haberleri- köşe yazıları- spor sayfalarıyla bir gazete. 1 buçuk lira, dünya parasıyla, ya da 75 kuruş. tek haz imkânım diye; haberler ve köşe yazıları, spor sayfası, kültür sayfası, ve en önemlisi, "dünya", ekonomi- çalışma yaşamı- aktüalite haberleri. hayata bir bağlanma yolu. dünya dönüyor diye fark etme çabası.

bu, tek haz, demek, saltanat. başka haz yolum, eğlencem, uğraşım olmadığından; saltanat. başka  keyif aldığım hiçbir "şey" olmadığından. 

ve param olduğunda -bu meblağ dışında-, kitap alınca. bu, en yapılmayacak şeyi yaptığımda türkiye'de,  sanki, değerlenmişim gibi, oysa, kitap okuyan en değersizdir, toplum gözünde.
ve en yalnız olduğumda -yani-. 
bunlar, hep saltanat.  

öye bir saltanat ki, -anlayacağınız- kimsenin istemeyeceği cehennem ateşi. 

öyle bir saltanat ki, yaşamı yitirten. bulamadıkça, bunaltıya girdiğim. 

öyle bir saltanat ki, hiçbir haz içermeyen ve gökyüzü olmayan.

saltanat, ama saltanattan başka her şey.


uzakta bir yerde "dünya" var. ve dokunulası. ancak, dokunmaya elim yetişmiyor.