Burcu'ya mektup...

04 Eylül 2016 Pazar  |  KÖŞE YAZILARI

-mektup-  -uzun-yıllar önceden bir yazı-      

sen yoksun,
bir şeyler eksik;

her sabah dışarı çıkarken aynı keder yüzümde, -yokluğunla-
otobüs durağı çok uzak, adımlarım küçük. çünkü -seni seviyorum- yoksun.

okula gitmek istemiyorum, varınca seni göreceğim ve gökyüzü alçalarak üstüme yığılacak sanki. oysa, duruyor her günkü yerinde. varınca da her sabah. 9 dersi olurdu geçen sene. gelmezdin. acaba ne yapardın dışarıda, hani bir gün derse girmeyip kantinde oturmuştun arkadaşı gelecek diyordu en yakın -sınıftaki- kız arkadaşın bir başkasına. acaba dedim kız arkadaşı mı, yoksa erkek mi "arkadaşı"? sevgilisi  olabilir mi? bu bir modadır üniversiteli kızlarda ya da ben öyle biliyorum. sevgilisini getirmek okula(üniversiteye) ( yerleşkeye) neyse bildiklerini bırak, diyordu içimdeki ses, o orada oturuyor ve bir sevgilisi yoksa da -ki bu imkânsız; o çok güzel, üstelik onu boş bırakmayacakları kadar hoş(tatlı "türk erkeği ağzıyla").- -herkes herşeyin en iyisine layıktır- kendimi ona layık görebiliyordum- diyelim ki yoksa, sevgilisi olmaya aday onlarca "türk erkeği" onun çevresindeydi. hayatımı belirleyenler, yalnız ve naçar oluşumu seni de diğerleri gibi hayatımdan çıkaran -hayatıma girmeden-.  her saniye benden uzaklaşıyordun yani. onlarla çevriliydin. orada oturuyordun ve kantine yanına gidemezdim. niye tam bilmiyorum belki çok kalabalıktı dünya. oysa ikimize aitti düşlerimde. dünya ikimizin olmalıydı. sessizce dönüyor olmalıydı senin güzelliğine. güzel; o, sakin, hırçın, çocuk, kadın, eksiksiz, hüzünlü, neşe dolu, o "artık ölmeyecek kimse" diyen; o derece tansık, o, arıtık, dingin, coşkulu, hoş bir çocuk şekeri tadında bakışı, o, genç kız örtük kirpiği görünen o güzel yüzün için. dünya çekilmeliydi oysa kenara. sen ve ben, iki kere aşk. oysa tekti aşk. çift değil. sen yoktun bu aşkta. bu aşktan habersiz. sen uzaktaydın. aynı derslikte, aynı koridorda. aynı taş duvarlar içinde. ancak uzakta.
 
birden aklıma düşüyorsun. birden, sessiz hayat. kız arkadaşlarınla konuşuyorsun mesela, duymuyorum artık sizi. duymuyorum okulun bahçesindeki curcunayı. sen dahil herkes gidiyor -sen varken-. sen o kadar yalnızsın ki yanımda, dünya çekiliyor aradan. akşamüstü ders bitince de dönmek istemiyorum o dört duvar arasından. o bahçede sen varsın çünkü, gülümseyişinle gökkuşağı,
ağzından çıkan sözlerle peri sözleri -sanki-   

(akşam oluyor, gül kırmızısı mutluluğunda bir akşam. sen varsın, bakışlarımda en azından.)   
 
yine anlıyorum, yokluğuna sevdalıyım. gelseydin, belki bu kadar sevemezdim seni. konuşsaydık yarım saat, her şeyi anlatsam gözlerine, sana kavuşsaydım biterdi bu yangın.
 
yine anlıyorum, hiçbir parçasıyla eksilmiyor aşkın.   
              
 akşam üstüyü geçti dünya saati; çekiyor ayaklarını gün, ben sana yöneliyorum elimde aşk, beyazıt sokakları  tanık.
 
seni arıyorum.