Sanırım beni sevmiyorsun

07 Eylül 2016 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

-suskun ve aşık- -10 yıl önceden bir başka yazı-burcu'ya-

-suskunum, çünkü güzelliğin dünyaya denk-

ben suskun bir adamım.

sen böyle konuşurken hızlı hızlı -ondan- susuyorum.

susuşum seni şaşırtıyor olmalı koridorlarında okulun kimi karşılaştığımızda. göz göze, art arda gelince; hani arkadaşların da olmadığında. "onlar" yok -olur- ve ben sana gene tek kelime edemem. "gözlerindeki ifadeden hiç bir anlam çıkaramıyorum"," bana olumlu mu yaklaşıyorsun yoksa tek kelime etsem tersler misin?"

susarken bakıyorum yüzüne. yüzün, bir portre kusursuz; sadeliğin kusursuzu, yüzün, kötü geçmiş bir hayatı karşılamaya hazırlanan bir melek yüzü,(şefkatle ellerini sürecek yaşlı ve yorgun bedenime "gel" diyecek "rahatla, bitti") yüzün yumuşak bir bakış, -ancak bana değil-
saniyenin binde biri bir zamanda "anladın" ve arkanı döndü bedenin sen de gittin onunla. yüzün de.

_sanırım, beni sevmiyorsun.

beni sevmen için bir neden de yok tabi, niye beni sevesin ki? bir kere bile karşına çıkmadım, ben seni böyle böyle seviyorum, senin o güzel kızıl- sarı arası koyu sarımsı saçlarına aşığım, o kadar çok seninle yarım saat, gül kırmızısı mutluluğunda yarım saat geçirmek istiyorum, eğer günler dursaydı, bir gün kalsaydı güneş son kez batacak olsa ben seninle geçirmek isterdim o yarım saati,

o kadar güzelsin ki güzelliğine dokunmaktan çekiniyorum diyemedim. sana -evet- seni seviyorum diye baktım örneğin, öğretim üyelerine anlamsız seni sevdiğimi belirtir, onları pek o kadar ilgilendirmeyen "sessizlikler" gönderdim. müzik dinlerken seni düşündüm; sevgilim gibi.
sonra beni sevmediğine kanaat getirdim.

hiçbir zaman doğrulatamayacağım tez.

hızla kendime çekildim. yazmaya. sonra, işte, sonra ondan suskundum ya.

*"boş geçen yıllardan neden içim ezik"

boş geçti hayat. bir kız arkadaşım olmadı, ya da "sevgili". hep, bir parça içi buruk, kırık; birileri değil, "öbürleri"; kaybedenler değil kazananlar, mazlumlar değil ezenler, "hayatın iliğini emenler"; yani bir ingiliz; adını unuttuğum şairin sözüyle; hayat boşa geçti ve -ben- en çok, nasıl olurdu, onu merak ediyorum; "diğerleri" olmasaydı, senin ellerini, beyaz teninde tuttuğum beyaz bir dünyayı; iyimser, güzel, mutlu; farklı bir dünyayı tutmuş gibi olmak? bir kere yanağımdan öpseydin -buse- dudağa en yakın yerinden ve masum, dünya benim olurdu, yeterdi.

bugün sensizdim. ve anlamsızca alışık,

mutsuzluğa.

bir gün daha kaydı elimden ve sen biraz daha imkânsız oldun. imkânsız ve güzel.

suskun biriyim, güzelliğinden ötürü.

*orhan veli