FETÖ-2: Köpeksiz köyde değneksiz gezmek

13 Eylül 2016 Salı  |  KÖŞE YAZILARI

Hükümetin, akla ziyan darbe teşebbüsü sonrası "panik" düğmesine basması hoş olmasa da anlaşılabilir. Geçmişte ortaklık yaptıkları ve "ne istedilerse verdik" beyanları unutulabilir. 

Zaten öyle de yapıldı. Yok saydıkları muhalefet ve ötekileştirip düşman gösterdikleri toplum kesimleri dâhil herkes darbecileri lanetledi; sorumluların hesap vermesi için iktidara desteğini ilan etti. 

***
Ne var ki, darbeye teşebbüs edenlere yönelik başlayan taarruz, her geçen gün yayılıp büyüyerek devam etti. Hiçbir yasa dışılığı olmayan Cemaatle her türlü temas, gözaltı ve tutuklama gerekçesine dönüştürüldü. 

Onbinlerce kişi açığa alındı, işten çıkarıldı, tutuklandı. Gazete, dergi, ajans ve televizyonlar kapatıldı. Yüzlerce şirkete el kondu, yüzlerce okulun kapısına kilit vuruldu. Şirket ve şahısların mal ve paraları ellerinden alındı. 

Müdahalelerin, panikle gerekçelendirilemeyeceği bir aşamaya geldik. Cemaate değenler, masum dahi olsalar, yanmaya devam ediyor. Gözaltı, tutuklu, mağdur listelerine her geçen gün yenileri ekleniyor. 

Dahası, FETÖ gerekçesiyle takibata uğrayanlar kervanı, Cemaati çoktan aştı. Önce HDP ve sempatizanları, sonra sosyalistler ve liberaller derken MHP'li muhalif milliyetçiler de furyadan nasibini aldı. 

Artık bir FETÖ operasyonu değil, muhalifleri yıldırma ve sindirme operasyonuyla karşı karşıyayız. Ne yazık ki, kurunun yanında yaşın yanmasını bile geride bıraktık. Yaşın yanında kurular yanar hale geldi. 

İşin tuhafı, Cemaatin baş destekçisi AKP'nin muafiyeti sürüyor. Gazeteci Murat Yetkin'in ifadesiyle "bunca yaşın yanında, kurular yanmaktan kurtuluyor!".

En kötüsü olup bitenler sırasında hak ve hukukun ortada olmayışıdır. Olağanüstü hal denerek, hukuk ötelenmekte ve/veya yok sayılmaktadır. 

***

İktidarın arzusu, bildiğini okurken tepki görmemek idiyse, bunu büyük ölçüde başardı. 

Herkes meçhul bir ihbarın, kör bir kurşunun kurbanı olabileceğini, sonra da haksız-hukuksuz mağdur edilebileceğini gördü. 

En yüzsüzler; göze girebilmek, krizi fırsata çevirmek ve canına okunanlardan doğan boşluğu doldurabilmek için, çirkin bir yarışın içindeler. 

Cemaatle hesabı olduğunu düşünen bir kesimin, sıranın tekrar kendilerine geleceğinin aymazlığıyla etekleri zil çalıyor. 

Biraz daha edepli ama korkaklar pusmuş, fırtınanın savuşmasını bekliyor. Eh, ne de olsa, "bana dokunmayan yılan, bin yaşasın!" deyişini sindirmiş bir milletiz. 

Bencileyin az sayıda delinin feryadıysa dijital boşlukta yankılanamadan kayboluyor. 

***

Köpeksiz köyde değneksiz gezme rahatlığı, iktidarı mutlu ediyor olabilir. Ama bu rahatlığın ne ülke, ne de iktidar için "hayırlara vesile" olacağını sanmıyorum.