Yalancı Tanıklar Kahvesi

14 Eylül 2016 Çarşamba  |  KÖŞE YAZILARI

"Hoca gülümsüyordu

Anadolu'da bir kentte, Adliye Sarayı'nın karşısında "Yalancı Tanıklar Kahvesi" varmış. Yalancı tanık arayan iş sahipleri gidip birileriyle anlaşır, duruşmaya çıkarırmış.

Adam girmiş kahveye, bakınırken biri sokulmuş yanına:

-Yardımcı olabilir miyim, nedir sorun, demiş.

-Bir alacak davası, demiş adam.

-Hala vermedi değil mi, o namussuz adam paranızı?

Adam, biraz çekinerek:

-Para benden isteniyor, demiş.

Hemen yetiştirmiş herif:

-Kaç kez vereceksiniz beyefendiciğim, kaç kez vereceksiniz!"

Geçenlerde kaybettiğimiz büyük Üstat Vedat Türkali'nin kitabında yer alır bu hikaye, aynı zamanda geride bıraktığı eserlerinden, kitaplarından birinin adıdır. (*)


Gazeteciliğe başladığım ilk yıllarda, bırakın yalanı, içeriğinden kuşku duyulan haber yapanı bile hemen, aynı gün, o saatte kapının önüne koyarlardı.

Şimdi ekranlarda, "Tartışma Programları"nda baş tacı ediliyorlar. 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana, bir numaralı "Kabataş yalancısı"ndan tutun da, eski FETÖ'cü olduğu ileri sürülen ne kadar "abla", "imam", "tetikçi" varsa TV'lerde allayıp pullanıyorlar. 

Kimi haber kanallarının genel müdürlerini, yayın yönetmenleri ile haber müdürlerini tanırım, aralarında birlikte çalıştıklarım ve dost olduklarım da var. Çok değil, birkaç yıl öncesine kadar böyle değillerdi. Gazeteciliğin evrensel ilkelerine sahip çıkan, en küçük haberde bile kılı kırk yaran, güçlüden değil, doğrudan yana geleceğe ışık tutan gazeteci idiler.

Sormadan edemiyor insan:

-Ne oldu sizlere, bu hale nasıl geldiniz? 

Haksızlık etmeyelim, sadece gazeteciler mi değişti?

-Hayır!

Kısaca özetlemeye çalışalım:

Zorunlu değişikliklere  gidilen yönetim sistemlerinde "güçlüden yana" olma modası yeniden gündemde. 

"Kıraldan çok kıralcı" olmaya çalışanlar, göze girmek, yaranmak, koltuk uğruna olmadık işlere soyunanlar, STK yöneticileri, sendikalar, işadamları, bürokratlar, kimi sanatçılar ve siyasetçiler

-Ne oldu sizlere?

Kocaeli Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü, "Trafik kurallarını ihlal edenler" ile ilgili bayram öncesi yayımladığı genelgede özetle diyor ki:

"...Siz bu cezayı 15 Temmuz gecesi ödediniz, hayırlı yolculuklar dileriz."

Sosyal medyadan gelen tepkiler üzerine, genelge geri çekilse bile soralım:

-Bu genelgenin, darbe girişimiyle ne ilgisi var?

 22 Eylül 1933'te, Nazi Almanya'sında çıkarılan bir yasa ile Propaganda bakanı Dr. Goebbels'in Başkanlığında bir "Kültür-Değişim Odası" kurulmuş, (**) amaçları şöyle anlatılmıştı:

"Siyasette, yerel yönetimlerde, güzel sanatların her dalında ve bütün alanlarda Alman hukümetinin önderliğinde kurumlar ve yöneticiler, birleşik örgüt haline getirilmelidir."

Çok geçmeden siyaset, müzik, tiyatro, film yapımcılığı ve basın, tam anlamında "kıraldan çok kıralcı olmuş, uşaklaşmış, dalkavukluğu soyunanların haddi hesabı yapılamaz hale gelmişti.

İş çığrından çıkınca Dr. Goebbels dedi ki:

- Basının bugünkü tekdüzeliği ve taraftarlığı, hukümetin aldığı kararlar değildir. Bizim istediğimiz bu değildi...

Kısa keselim, bayram havası olsun!

İyi Bayramlar...


(*) Yabancı Tanıklar Kahvesi. Türkçe Edebiyat Dizisi Yayınevi, 2009

(**) William L. Shirer, Berlin Diary