Saçların değiyor yanağıma...

17 Eylül 2016 Cumartesi  |  KÖŞE YAZILARI

- 9 yıl önceden bir yazı --burcu'ya-
 
saçların yok mu bir  rüya gibi, bahçede seni görmek, derslikte sana bakmak aslında saçlarını görmek.

saçların kızılla sarı arası bir renk, önce bunu söylemeli. sarıya daha çok kaçtığı oluyor güneş vurunca yere. aynı böyle. bir renk değil, yalnızlığa ışıyan bir yıldız. evren yalnız değil, sen de değilsin diyerek; yalnız değil  yanı başında olan bir kuyruklu yıldız. çarpmadan göz kırpıp bu yakışıklı dünyaya geçiyor, üzerimizden.
 
saçlarını benzetmek imkânlı değil bir kadının saçlarına. herhangi bir kadın böyle olamaz. herhangi bir dişil saç tutamı yalnızlığıma böyle bitişemez. -bitişik gözlerin de yani-
 
genç kadın olman, 22 yaşına adım atışına dört ay civarında kalması her şeyi açıklıyor. bu, içinde ışıyan doğum günü mumları sesi cızırtı ile yükselen. genç bir kadın; bu yalnızlığı kesin de sağaltıcı aynı anda, kadınsı -sakınmalı ve cesur- genç bir kadın oluşunu müjdeliyor hayata. ve sonra hayat eleştiriyor rüzgârla, saçlarını karıştırıyor ki, yaşadığı anlaşılsın.
 
saçların kıvrım kıvrım değil, toplu; at kuyruğu, gençliğiyle kadınlığı arasında ve uykusuz geçen yıllardan gözlerine düşüyor; perçem perçem. an an.
öğleden sonra yoksun okulda. okul, güzel saçlarından ayrı.

saç değil, fazla yaşama. fazladan eklenen soluk alma nedeni.

saç değil, yağmurdan sonra umut. güneş doğmadan önceki tan yeri zamanı.
 
umutsuzluk değil, yanılmadan inanılan yalan, güzel yalan.

saçlarına dokunabilmek isterdim. yağmurda  güneş parçacıklarını tutmak. gök kuşağı; senin ilkbaharın, yüzün, saçların, ellerin serin sularla yıkanıyor, yeryüzü de. ilkbahar yeryüzüne yakışıyor,

yalnızlığıma saçın, teli yüzümü yakan.
        
gidiyorum yüzünden.alarak umduğum her şeyi  yanıma. ummak tehlikeli sana ilişkin.
 
saçların değiyor yanağıma, ötekini çeviriyorum.