Ne oluyor bana, niye korkuyorum?

22 Eylül 2016 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

arkadayım genelde. 

su içmeye -mutfağa- ya da tuvalete, gitmekten korkuyorum. dikkatle, hızlı hızlı deviniyorum mutfağa. alelacele suyu koyuyorum bardağa, dikiyorum boğazımdan aşağı. radyo açık olmalı o sırada; sesi de biraz yüksek. çünkü, duyunca, sesini, söylenmesini b.annemin; psikiyatrik yapım bozuluyor. baştan aşağı -söyledikleri- dengemi allak-bullak ediyor. eski günler gibi; bunaltım yoğunlaşıp; tuvalete kapı kapalı giremez olmayayım diye. ya da tuvalete girdikten sonra, çıkarken sifonu çekmeyi unuttuğum, bunaltıdan atladığım günlere ya da kalın bağırsağımda kalabalık yaptığım bu yüzden; sıkıntıdan tuvalete gitmeyi hep ertelediğim günlere gene bulanmayayım diye. sakalımı üç günde bir kesiyorum. ancak geç saatlerde. b.annemin tuvalete gitme ihtimali azken. ya da yatınca.

ne oluyor bana? niye korkuyorum? 

durup dururken korkmuyorum. ağır bir bunaltı öyküsü var ardımda. en az 97-98'den 2009'a dek 2010'a dek. biraz biraz çıkar gibi oldum 2010'da. 2012' de hatta. okula başlayınca. ya da ikinci sınıf gibi. bu bunaltı da durup dururken değildi. b.annemin, izansız, ölçüsüz, mantık dışı; psikopati barındırır, patolojik sözlerinin, davranışlarının, etkilerinin etkisindeydim. ağır; güçlü baskılarının altında iki büklümdüm. 10 yıl en az belki 15 yıl. ne demek? insanın kaldıracağı gibi değil. aynı evde; üstelik tekrarlayıcı, aşındırıcı, "tüketici". her an, bir şey söyleyecek gibi, bir hamle yapacak gibi, -yıllardır- b.annem ve hep aşağılayıcı, yerici; olumsuz. 

ortada gerçekten ağır bir yük var ve başkası çekemez de, o derece ağır. 40 yıldır bu evde, iki ev üst üste. ve kaprisleri ve huysuzlukları. artık psikopati derecesine gelmiş tavırları. bu kadar "deli olurdu" bir torun, elinde ancak, belki daha çok. daha azı değil ama. 

kalkar diye korkuyorum, ışığı, tv'yi (uzak-tan-görüntüyü) açık görünce, söylenecektir. ya da, sabah gece lambasını öne (oturma odasına) götürünce, süs taşları bozulur, düşer diye, kızarak söylenecektir. ne o, ne bu. gündüzleri uyuyorum, akşam uykum -ister istemez- kaçıyor.( bugün de 2 buçuk 3'ten 4 buçuk'a kadar uyudum.) yazıları yazmak da tek çıkışım, yıldız hoca'mın dediği gibi. bu saatlerde ancak sessizlik oluyor ve sessizlik yazının en yakın dostu. 

saat, iki. 

daha kalkmadı b.annem, bir günü daha eksilsin diye -tanrı takvimiyle- umutla, susuyorum. 

susmak, en soylu direniş, hep. korku, çaresiz.

19 Mayıs 2016