İktidar-Fenerbahçe 'kavgası'

29 Eylül 2016 Perşembe  |  MENTOR

Geçen yazıda Fenerbahçe yönetiminin 3 Temmuz sürecindeki hatalarını anlatmış ve bunlardan ikisinin mahkemede savunma yapması ve CAS davasınından feragat etmesi olduğunu söylemiştik. Bu konudaki yazılarım devam edecek ama bu yazımda Fenerbahçe neden sürekli ödün vermek zorunda kalıyor sorusuna cevap vermeye çalışacağım...

Bildiğiniz gibi o günler Hükümet FETÖ/PDY çatlağının başladığı günlerdi. 7 Şubat'ta MİT krizi çıktı, 14 Şubat'ta Silivri'de sahte Fenerbahçe davası görülmeye başlandı.

Öncelikle münferit bir Fenerbahçeli olarak 3 Temmuz'da Hükümet ve FETÖ/PDY'nin rolü konusundaki fikrimi paylaşayım...

Bir kere bu sahte davanın diğerleri gibi FETÖ/PDY'nin eseri olduğu ama ancak Hükümet tarafından da desteklendiğini sanırım kimse inkar edemez, ancak ondan sonra geçen zamanda yolların ayrıldığı ve farklı tavır alındığı da gerçek. 

Ayrıca 3 Temmuz'dan önceki dönemde Fenerbahçe-Hükümet ilişkilerinin oldukça iyi olduğunu Suriye ziyaretinden, Alex ve Aziz Yıldırım'ın Sayın Başbakanımızı  ziyaret etmesinden biliyoruz.

Ancak 3 Temmuz'da birbenbire Hükümet kanadı Fenerbahçe yokmuş gibi davranmaya başladı. İşin açıkcası siyasi görüşümden bağımsız olarak, bir Fenerbahçeli olan Başbakanımızın Fenerbahçe'ye kalkan olacağı fikrini hep aklımda taşıdım ama yapmadı. Ancak 3 Temmuz'da birdenbire ortaya çıkan ve Fenerbahçe sevgisinden önce gelen şeyin ne olduğu da hala sırrını koruyor.

Kendimce bir yorumum var anlatmaya çalışacağım; bu konuda ispat edilmemiş bir takım tezler var. Bir kısmı medyaya da yansıdı, söylenildiğine göre tapelerde saygı sınırlarını zorlayan ifadeler varmış ve Başbakan da o tapeler gösterilerek operasyona ikna  edilmiş, kızgınlığı da bundanmış. Ben münferit bir Fenerbahçeliyim, o nedenle bunlar dedikodu düzeyinde bilgiler.

Ancak 3 Temmuz'dan sonra Sayın Başbakanın Fenerbahçe ile Aziz Yıldırım arasına çok ciddi ve kalın bir çizgi çektiği görünüyor.
Çok uzun süre kişilerle kurumları ayıralım çağrısında bulundu, Sow konusunda aracı olduğu söyleniyor, 6222 değişikliği için sağlık problemlerine rağmen tek başına çabaladı gibi bir çok örnekler verilebilir. 

Tam burada da çatlak konusuna geri dönmemiz gerekiyor.

Çünkü 3 Temmuz'da Fenerbahçe-FETÖ/PDY-Hükümet koalisyonu arasında başlayan çatışma sonradan Fenerbahçe-FETÖ/PDY ve Fenerbahçe yönetimi-Hükümet çatışması olarak evrildi, yani konunun artık Fenerbahçe tüzel kişiliği ile hiç ilgisi yok geriye kişilerle yaşanmış kötü hikayeler kaldı çünkü FETÖ/PDY'nin kurmaca/komplo davası bitti ama tapelerin açtığı yaralar hala kanıyor. 

Aslında Fenerbahçe yönetimi ve Hükümet terimlerinin nasıl yorumlanması gerektiği zor bir sorunun cevabı değil. 

İşte tam burada Fenerbahçe adına verilen tavizlerin nedeni ortaya çıkıyor çünkü Fenerbahçe yönetimi Hükümetle arasını düzeltip herşeyin eskiye dönmesini ve sonsuza kadar Fenerbahçe yönetimi olarak kalmayı istiyor, o yüzden de kulübe ilişkin tavizlerin ve sessizliğin ardı arkası gelmiyor.

Uslu çocuk olalım derken şamar oğlanı olduk, hiçbir yerde gücümüzü yaşama geçiremiyoruz.

Gelelim Hükümet-Fenerbahçe ilişkisine amacı hükümet etmek ve oy almak olan bir partinin topluma mal olmuş geniş kitlelere hitap eden kurumlarla çatışma yaşamak istemesinin hiçbir maddi temel yok. Hele hele taraftar olarak geçmişi olan bir kitlesel kulüple duygusal bağı olduğu için hiç istemez. Sorunun kişisel ilişkilerden kaynaklandığı söylemek zor değil, eğer olaylar siyasi nedenlerden olsa çok daha farklı gelişirdi ve öncesinde Suriye ve Alex ziyareti gibi yakın ilişkiler olmazdı.

Zaten iktidarın diğer kulüplere olan katkıları, statlar vs. düşünülünce izlediği yolun da hiçbir kulübü karşısına almamak olduğu çok net görülüyor.

Siyasi rakiplik konusuna gelince...Galatasaray ve Beşiktaş da en az Fenerbahçe kadar muhalif vardır.

Konuyu dağıtmadan açık ve net söyleyelim; şu anda Fenerbahçe yönetimi kendi kişisel sorunlarını Fenerbahçe tüzel kişiliği üzerinden çözmeye çalışıyor.

Muhalif konusu açılmışken bir şeyler yazmak lazım...3 Temmuz'da ortaya çıkan ve artık Hükümet dahil herkes tarafından yanlışlığı kabul edilen süreci bazı Fenerbahçelilerin "siyasi bir rekabet" haline dönüştürmeye çalıştığı, doğru veya yanlış şu anda siyaseten rakipsiz kalan, sandıkta yenemedikleri AKP'yi Fenerbahçe'yi kullanarak ötekileştirmeye çalıştıkları da kesin.

Eksik fazla herkesin bir siyasi fikri var, bu fikrin yaşama geçip uygulanmasını istiyorsanız siyasi parti kuracaksınız Fenerbahçe'nin arkasına saklanıp siyasi pozisyon almayacaksınız.

Bu art niyetli politizasyon 3 Temmuz'da FETÖ kadar, belki daha fazla zarar verdi Fenerbahçe'ye. Fenerbahçe kimseye ait değil, MHP'nin de değil, AKP'nin de değil, CHP'nin de değil, herkesin. Fenerbahçe bir spor kulübü ve sırf kendi ideolojik ve bireysel tercihleri için ona ideolojik bir anlam yüklemek Fenerbahçe'ye karşı işlenen en büyük suçtur. 

Güven Sazak Başkan olduğunda MHP Fenerbahçe'yi ele geçirdi diye düşünmedim, Genelkurmay Başkanı Fenerbahçe locasında otururken de militarist elitizm Fenerbahçe'yi ele geçiriyor demedim, Kenan Evren gibi birisi Fenerbahçe üyesi iken de faşizm Fenerbahçe'yi ele geçirdi falan diye bağırmadım, bağırmam çünkü o çatı altında birlikte olmamızın tek nedeni var; Fenerbahçeyi sevmek. (Yalnız burada verilen örneklerin sahada yer alan 11 futbolcudan 6-7 tanesinin FETÖ/PDY suç örgütü üyesi olmasından ayrı olduğunu anlamak gerekir çünkü o örgüt yandaşlarını stratejik konumlara yükseltmek için ahlaksız yollar kullanıyordu.)

Galatasaray'a stat yapılır niye Fenerbahçe'ye stat yapılmıyor diye sorarım, Beşiktaş'a İETT arazisi verilir niye Fenerbahçe'ye Kenan Evren Lisesi verilmiyor diye sorarım, Fenerbahçe vergi ödüyor niye diğerlerinden alınmıyor diye sorarım. Fenerbahçe onca çile çekti oysa diğerleri neler yapıyor, Hükümet neden sessiz diye sorarım ama Fenerbahçe'yi politize etmem.

Benim için Fenerbahçe çatısı altında buluşmanın tek kuralı Fenerbahçeyi sevmek ve Fenerbahçeli olduğunu beyan etmektir. Sayın Cumhurbaşkanı da Fenerbahçeli olduğunu beyan etmektedir benim için Fenerbahçelidir. Yanyana oturur Fenerbahçe gol atınca da boynuna sarılır beraber sevinirim.

Benim siyasi fikrimin ne olduğunun zerre kadar önemi yok ama Fenerbahçe'nin siyasi fikri olamaz.

Ancak şunu söylemem gerekir son ortaya çıkan bilgilerden Sayın Cumhurbaşkanının etrafında çok güçlü bir Trabzonspor lobisi olduğu kesin. Sayın Cumhurbaşkanını da Fenerbahçe'ye karşı olumsuz yönlendirdiklerini düşünmek çok hayalci olmaz.

Asıl Fenerbahçe yönetimine düşen bu lobiyi  ortaya çıkarıp anlatmaktır ama o zaman kötü çocuk olurlar kusurları afedilmeyebilir ve sonsuza kadar Fenerbahçeyi aile olarak yönetme hayalleri çöpe gidebilir.

Sonuç olarak; Fenerbahçe-Hükümet çatışması diye bir şey yoktur, sorun Fenerbahçe yönetimi ile Hükümet arasındadır. Daha doğrusu Fenerbahçe yönetimi işlediği kabahatleri unutturup sonsuza kadar Fenerbahçeyi yönetmek için Hükümete ihtiyaç duymaktadır. Bunun için de Fenerbahçe'nin 1 değil 10 Şampiyonluk kaybetmesi umurunda olmaz. Sürekli Fenerbahçe'nin taviz vermesinin de temelinde bu vardır.

Hükümetten de bir ricam var; Fenerbahçe Aziz Yıldırım'dan ibaret değil 25 milyon insan bu renklere gönül vermiş ve belki farkında olmadan  bu insanları kendi aleyhinize politize ediyorsunuz. Doğru Türkiye'de insanlar spor kulübü-ideolojik tercih hiç karıştırmıyor ama Fenerbahçe'nin ötekileştirmesi o kadar uzun süredir devam ediyor ki, insanlar acı çektikce fikrini değiştirebilir...