Halk ne eylerse doğru mu eyler?

01 Ekim 2016 Cumartesi  |  SERBEST KÜRSÜ

Halkların vermiş oldukları kararlar "kutsal" mıdır ? 

Eleştirilmeleri, kınanmaları mümkün değil midir ?

Eğer öyle ise; milyonca kişinin ölümüne neden olan Hitler 'i, yapılan seçimle iktidana getiren Alman halkının, bu siyasi tercihine saygı duymak gerekir mi ?

"Seçim" demokrasinin, olmazsa olmazlarından sadece birisidir; hepsi değil. 

Demokrasi 'nin temel dayanağı ise; "insan hakları" 'dır. İnsan hakları kavramı; aynı anda, hem "demokratik seçimleri", hem "hukukun üstünlüğünü", hem "kişisel özgürlükler" 'i ve hem de "sosyal adaleti" kapsar. Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan bildirgeye, Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan sözleşmeye ve Avrupa ülkelerinin kurduğu mahkemeye, başka bir ismin değil de; bu kavramın "isim" olarak verilmesi tesadüf değildir; "İnsan hakları" kavramın ne denli geniş bir kapsayıcılığa sahip olduğunun göstergesidir.

Gözden kaçmaması gereken bir başka unsur ise; "insan hakları" ' nın sadece çoğunluğun değil, bütünü oluşturan her bir bireyin sahip olduğu haklar olduğudur. Bu yönüyle "insan hakları" kavramının; "demokratik" olduğu rahatlıkla söylenebilir.

İlginç olan şudur ki; yeryüzünde "insan hakları" 'na dayalı olarak faaliyet gösteren her yönetim; "demokratik seçimler" ile iktidara gelir. Ancak, "demokratik seçimler" ile iktidara gelen her yönetim; "insan hakları" 'na dayalı olarak faaliyet göstermeyebilir. Demokrasinin zaaflarından biri bu 'dur.  Öte yandan; demokrasi; kendi ilkelerine aykırı hareket edecek, hatta  onları yok edecek iktidar adaylarının seçimlere girmesini çoğu zaman engelleyemez, hülle yapmalarının önüne geçemez. Bu adaylar iktidara geldikten sonra ise; artık her şey için çok geçtir. Aynen; Nazi Almanya 'sında yaşananlar gibi. Demokrasinin bir diğer zaafıdır bu.

Nazilerin iktidara gelmesi bize şunu göstermektedir ki; köşeye sıkıştırılmış, her şeyini yitirmiş veya yitirmiş olduğuna inandırılan her toplum; "mantık dışı" tercihlerde bulunabilir. Bunun gerçekleşmesi için; sadece bir kişinin, o toplumu peşinden sürükleyebilme kabiliyetine sahip olması yeterlidir. 

Çünkü, toplumlar da, aynen insanlar gibi; çoğu zaman, duygularıyla hareket edip, duygularıyla tercihlerde bulunurlar; mantıklarıyla değil.
Dünyanın önde gelen emperyalist ülkelerinin, diğer ülkelere "demokrasi" ve "serbest seçimler" konusunda akıl verip, baskı yaparken; aynı hassasiyeti, neden o ülkelerdeki "insan hakları" konusunda göstermediklerinin cevabı işte burada saklıdır. Diğer ülkelerdeki, bilinç düzeyi düşük çoğunlukların, yapılacak seçimlerle siyasi tercihlerinin gerçekleşmesi için..

Ne denli yanlış "siyasi tercih"; o denli kötü "ülke idaresi".. Ne kadar kötü "ülke idaresi"; o kadar, zor duruma düşmüş ülke. Ve ne kadar zor duruma düşmüş ülke; o kadar emperyalist ülkelere mahkum olmuş ülke demektir, çünkü.

Bu nedenle; halklar ne eylerse doğru eylemez. Bilinç seviyesi yüksek ve manipüle edilemeyen halklar ne eylerse doğru eyler.

Bülent Akyol