Fenerbahçe'nin 'mahalle baskısı' gücü kalmadı

03 Ekim 2016 Pazartesi  |  MENTOR

Hafta sonu bütün maçları seyrettim, Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe hepsi birbirinden kötü, sonucu belirleyen hakemlerin tavrı.
Çok açık bir şekilde hakemler Beşiktaş ve Galatasaray aleyhine düdük çalmaktan korkuyorlar ama iş Fenerbahçe'ye gelince Anadolu takımlarından bile rahat hakemler, cart diye çalıyorlar. Hal böyle olunca aradaki puan farkı ortaya çıkıyor.

Ama ben Fenerbahçe yönetiminin yaptığı gibi konuyu bir "şer ittifakına" bağlayıp "vallahi bizim hiçbir suçumuz yok hep hakemler yapıyor" noktasına getirmeyeceğim. Tam tersine Fenerbahçe gibi artık çok güçlü bir sportif sivil toplum örgütü olduğu toplumun her kesiminden kabul gören bir organizasyonun, camianın, toplumsal gücün gücünün bu denli "etkisizleşmesinden" yönetimin sorumludur diyeceğim.

Bana göre yapılan hatalar şunlar:

1- Fenerbahçe'yi kulübün menfaatleri dışında politize ettiler, toplumda öyle bir hava yaratıldı ki Fenerbahçe kendi hakları ve masumiyeti için mücadele ederken artniyetli bir şekilde Fenerbahçe iktidara alternatifmiş gibi bir izlenim oluşturuldu. Hal böyle olunca iktidarın da bundan rahatsız olması kaçınılmazdı, her şeyin mükemmel işlediği bir ülkede yaşamadığımıza ve herkesin güce bakarak pozisyon aldığı bir ülkede hakemlerin de Fenerbahçe aleyhine böyle cart diye düdük çalmasına şaşırmamak gerekiyor.

Elbette Fenerbahçe'nin herkesin rakibi olmasından kaynaklanan "doğal düşman" olma pozisyonu var ancak son 4-5 yılda olanlar bunun çok ötesine geçtiği gibi, Fenerbahçe yönetimi Fenerbahçe toplumu ile bağını kopardığı için bu yanlışlıklara gerekli toplumsal tepkiyi oluşturarak cevap veremiyoruz. Eskiden bu doğal düşman olma durumundan kaynaklanan negatif etkileri toplumsal gücünden kaynaklanan pozitif etkilerle dengelerdi Fenerbahçe ama şimdi yapamıyor. Bunda yönetimin Fenerbahçe'yi politize ederek çok önemli bir Fenerbahçeli potansiyelini dışlamasının da etkisi var.

Bakın size Fenerbahçe'nin politize edilmesine bir örnek vereyim. Benim Lozanla ilgili olumsuz bir görüşüm yok ancak Fenerbahçe Yöneticisi unvanını taşıyan bir kişi yaşanan siyasi tartışma ortamında "taraf" olarak pozisyon alamaz, Fenerbahçe Yöneticisi unvanı ile sosyal medyada bu tartışmaya taraf olacak paylaşımda bulunamaz, bulunursa hakemler de cart diye çalar garip bir şey yok. Sanırım Lozan olayına müdahil olan başka spor yöneticisi de yoktur ama Fenerbahçe Yöneticisi var. Elbette insanın siyasi bir fikri vardır ancak spor kulübü yöneticisi olmak bu konuda tarafsız olmayı gerektirir. Fenerbahçeli olmanın koşulu Lozan'la ilgili muhakkak olumlu (ya da olumsuz) düşünmek değildir.

İlginç; bu konuda çekinmeden paylaşımda bulunan Fenerbahçe yönetimi FİFA Etik Düzenlemeleri Ligde yarışan kulüplerin Federasyon Başkanı'na 100 milyon TL.'yi aşkın borcu olmasını yasaklamasına rağmen bu konuda ağzını açmıyor.

Bana Fenerbahçe'nin menfaatleri çok da umurlarında değil gibi geliyor.

2- Fenerbahçe'nin gücünden kaynaklanan her türlü medya gücü de Fenerbahçe menfaatleri için değil sadece Fenerbahçe yönetiminin iktidarını sağlamlaştırmak için kullanılıyor, Fenerbahçe'ye yapılan haksızlıklar kimsenin umurunda değil. FBTV sürekli pinpon başarılarını ve tesisleşme hamlelerini anlatırken Fırat Aydınus'un Lens'e çelme atılan pozisyonda gözünün önündeki pozisyonu görmezden geldiğini kimse anlatmayınca Mete Kalkavan da olmayan pozisyonda cart diye penaltıyı çalıyor.

Fenerbahçe taraftarının Fenerbahçe'ye bağlılığı bu konuda da istismar ediliyor maalesef, Fenerbahçe adına hereket etmesi beklenen tüm medya olanakları Fenerbahçe yönetimi adına kullanılıyor, Fenerbahçe menfaatleri bu denli geride kalınca da Fenerbahçe toplumu da etkisizleşiyor.

3- Ersun Yanal olayından sonra Fenerbahçe yönetimi ile Fenerbahçe toplumu arasında çok derin bir çatlak oluştu ve yönetim hatasını kabul etmek yerine taraftara saldırmaya başlayınca bu çatlak uçurum haline geldi, stadın dolmaması da başka kanallarda da Fenerbahçe etkinliğinin giderek azalmasının kaynağı da budur.

Fenerbahçeli yönetimin artık "çekilmez" hale gelen hatalarına kendince tepki veriyor. Hep destek tam destek iyi bir slogan da insanlar da makina değil yapılan yanlışlara, saygısızlıklara bir şekilde tepki veriyor. 

Fenerbahçeli artık bir bütün olmadığı gibi büyük çoğunluk Fenerbahçe ile ilgili konulara ilgi de duymuyor. Bunun doğal sonucu da Fenerbahçe toplumunun Fenerbahçe lehine "mahalle baskısı" oluşturma gücünü kaybetmesidir.

Bu durumun Fenerbahçe yönetiminin yönetememe sorunundan kaynaklanıyor ama Fenerbahçe'nin toplumsal etkinliğini düşürdüğü de gerçek.
İnanıp inanmamak size kalmış ama bence Fenerbahçe toplumunun şu andaki önceliği şampiyonluk veya hakemlerin Fenerbahçe'yi doğraması değil yönetimin yanlışları ve Fenerbahçe'nin nasıl düze çıkacağıdır.

4- Fenerbahçe yönetimi ile futbol aktörleri arasında Fenerbahçe menfaatleri dışında bireysel tartışma ve hakaretlerden kaynaklanan kronikleşmiş düşmanlıklar var. Konu Fenerbahçe'nin menfaati olsa bile uygulanan yöntemlerin saldırgan ve hakaretvari olması futbol dünyası ile aramızda kan davaları oluşmasına neden olmuş ancak insanlar çıkıp ben şu kişiye kinim var demek yerine hesaplarını Fenerbahçe üzerinden görüyor, bu da ayrı etkinlik problemi oluşturuyor. Fenerbahçe kendi olanaklarını da kullanarak toplumu bilgilendirmeyince kamuoyu haklı bile olsak hep aleyhimizde oluşuyor.

Süleyman Seba benim çok sevdiğim bir Başkan ve onun döneminde sportif olarak Beşiktaş bizi çok hırpalamasına rağmen ben hiç Süleyman Seba'dan nefret etmedim, Süleyman Seba'nın Beşiktaş'ın menfaatlerini korumadığını söyleyebilir misiniz? Elbette hayır, söylediğim tam da budur.

Sonuç olarak; Galatasaray ve Beşiktaş lehine Fenerbahçe aleyhine çok ciddi bir hakem tavrı söz konusu ancak bunun bir numaralı sorumlusu Fenerbahçe'nin tüm kaynaklarını kendi iktidarını sürdürmek için kullanan Fenerbahçe menfaatlerinin yanından bile geçmeyenlerdir.

Bu uğurda Fenerbahçe taraftarını bile şucu, bucu, esrarcı, alkolik, iyi Fenerbahçeli, kötü Fenerbahçeli diye ayrıştırıp çatıştırmaktan çekinmediler.   
Yönetim Fenerbahçe toplumundan tamamen koptu, belki dizayn edilmiş kongreyle iktidarı elinde tutabilir ama artık Fenerbahçe onların değil ve artık bu iyileştirilebilir bir yara da değil, onlar yönetimi  bırakana kadar hiçbir şey düzelmez.

Bir söz de  kişisel kinlerini Fenerbahçe nefreti ile iyileştirmeye çalışan futbol aktörlerine... Fenerbahçe Aziz Yıldırım'dan ibaret değil 25 milyon Fenerbahçeli var ve yaptığınız şey bugün size mantıklı gelse bile uzun dönemde toplumunun çok önemli bir kesiminin sizden nefret etmesine yol açıyor. İki yanlış bir doğru etmiyor.