Ruh-Tuz ruhu-Yenikapı

06 Ekim 2016 Perşembe  |  KÖŞE YAZILARI

Ruh denildi mi?

Casper.

Ruh dediğinde biri, ilk aklıma düşen Casper olur.

Çocukluğumun (ki 1950'lerin sonu ile 1960'ların ilk yarısına denk düşer benim çocukluğum)

Önde gelen çizgi kahramıydı Casper. Evet, Miki Fare, Donald Amca filan da vardı ama koyver kuyruğunu, sevdiğimiz Casper'di.

Sevimliydi çok. O yılların siyah beyaz TV'lerinde (Kıbrıs adasında TV yayınları Türkiye'den çok önce başlamıştı. İngiliz sömürge dönemiydi.) sevimliydi çok, bulutsu bembeyaz, iyilik sever, kötülerin baş düşmanı ve asla şiddete baş vurmadan , aklı, kurnazlığı ve muzipliği ile başı dertte olan çocukları, büyükleri ve diğer canlıları mutlaka kurtaran bir kahramandı  (umarım bir gün kötülereden kötücüllükten kahraman olmayacağını da kavrarız)

Casper, duvarları çelikten de olsa, camları istediği kadar kırılmaz olsun ve 9 kilit altında olsa da kapıları süzülüp geçerdi. Ruhtu o. Ve kapılar kapalı da olsa dahi duvarlar durduramaz ruhları hoop süzülüp geçerler.

Nerede ve kimin eline düşmüş zor durumda bir çocuk ya da annesi babası, kedi köpek kuzucuk olsa Casper bir biçimde haberdar olur ve süzülüp karanlıklardan, bembeyaz süzülüp aklıyla kurnazlığı ve muzipliğiyle kurtarırdı zor durumda olanı. USA ordusu gelse engel olamazdı Casper'e.

Ruhtu O.

Ruh ile iyilik kavramı, doku uyuşması içindedir hep. 

Ruh ile iyilik kavramlarının bir birlerini bütünlemesi ve ayrılmaz doku birlikteliğinde olmaları çocukluktan ilk gençliğe geçiş yıllarımda Kıbrıs'ta yaşadığım her şey ile perçinlenmiştir.

Bir ruhtu biz Kıbrıs Türkleri için Mücahitlik. 14 yaşından 80 yaşına kadar bütün bir halkın destansı direnişi, hem de neredeyse silahsız denebilecek denli birkaç yüz av tüfeği birkaç yüz ikinci dünya savaşı artığı piyade tüfeği ile direnişi ruhla açıklanabilir ancak...

Sonrası bile sayılmaz o yıllarda, bir de nane ruhu kavramı ile tanışmıştım ve ne alâ ki o da iyi birşeydi.

Ve lâkin, sanayileşme bu tuttu ve ruh kavramını kötücüllüğüne alet etti

Tuz ruhu ile.

Tuz ruhu evet  temizlik işlerinde kullanılır ve fakat bu kullanım da kötücüldür. Ortaya çıkan parlaklık bir temizlik değil bir aşındırma yok etmedir ve canlıyı canlılığı yok eder kökten toptan

Tuz ruhu bu günlerde de aklıma düşer oldu çok sık

1968 yılı ile birlik dünyayı yeni bir ruh dalgalandırmaya başlamıştı .

İster sol olsun, ister demokrat ister sağ dünya gençliği yeni bir dünya yaratabilmenin, daha güzel bir dünya yaratabilmenin telaşı içindeydiler ve çok şey bilmemelerine rağmen tertemiz prıl pırıl bir ruhla davranmış eyleme geçmişlerdi.

O yılları ve sonrasını uzun uzun anlatmaya gerek yok.

Devrimcilik, Atatürkçülük diye söze başlarsak bugün, demek istediğimiz şey ete kemiğe bürünmüş bilimsel verilerin yanında, ruhtan da söz ediyoruz demektir

Çünkü ruh iyilikle akrabadır ve birbirlerini bütünlerler

Tribünleri 'vur kır parçala, bu maçı kazan' diye inim inim inletmek zaten adı üstünde inim inim inletmektir ve bu sportmenlik futbolseverlik Beşiktaşlılık, Kanarya ya da 35,5 luk , Göz Göz Göztepelilik ruhu olarak adlandırılamaz

Ruh şiddetten nemalanmaz.

Ve bize uzak bir kötücülük var, günümüze hakim olan ' ananı da al git', ' sıfırla' diye özetleye bileceğimizbir kötücüllük

Son günlerde, tuz ruhundan söz eder gibi kükreyenler de var

Tuz ruhu, Yenikapı markası ile piyasaya sürülmüş sanki

Ruhumuzu şiire şarkıya aşka vuralım ve uçalım iyiliğe güzelliğe doğru