Eğitim reformu

07 Ekim 2016 Cuma  |  KÖŞE YAZILARI

Başbakanımız reform paketinin en önemli eğitim ayağını açıkladı: "Yarım gün eğitim alanlar da tam gün eğitim alacaklar". 

***

Çok çok eski zamanlarda, insanların ürettiği bilgiyi geleceğe taşıyabilecek tek araç, sözlü anlatımdı. Bunun için söylenenleri akılda tutup sonra da başkalarına eksiksiz aktarmak çok büyük bir meziyetti. 

Yazının bulunması bu külfeti yok etmediyse de hafifletti. Hıfzetmenin yanında, okuyup yazabilmek değerli hale geldi. 

Söz konusu devirlerde, bilginin yenilenmesi yavaştı. Mevcut bilginin âlimlerden bellenmesi ilim sahibi olmaya yetiyordu. 

Son birkaç yüzyılda, hele hele son birkaç onyılda işler çok değişti. 

Ne var ki, eğitim bu değişime ayak uyduramadı. 

İlk öğrendiğimde, yaşları 500 yıla yaklaşan kıraathanelerden bir sahne, "günümüz eğitiminden farkı yok!" dedirtmişti: Kahvehanelerin ikizi olan bu mekânlarda, toplumda okuryazarlık oranı düşük olduğundan, okuryazar biri ortada okur, çevresindeki 20-30 kişilik grup okunanları dinlermiş. 
Günümüz öğretmen ve öğrenci ilişkisinin kıraathanede olup bitenden bir farkı var mı?

Ne yazık ki yok! 

Ve ne yazık ki, sınavların başarı ölçüsü, bilgilerin akılda tutabilmesi yani ezberlenmesidir. 

***

Evet, oysa çok şey değişti. 

Kimileri içinde bulunduğumuz dönemi "bilişim çağı" olarak adlandırıyor. Devasa boyutlardaki bilgi, ufacık belleklerde saklanıyor ve istendiği anda, tek tıkla erişilebiliyor. Yani artık, akılda tutup ezberleyebilmek bir meziyet olmaktan çıktı. 

Buna karşılık bilginin yenilenme hızı inanılmaz seviyelere geldi. Artık her birkaç yılda bir, yeni bilgiler eskileri ikiye katlıyor. 

Günümüzde maharet, bu yeni bilgileri üretebilmek haline geldi. 

Bu yüzden yeni eğitim anlayışının, mevcut bilgilerden hareketle, yeni bilgi üretme becerisi kazandırmayı amaçlaması gerekiyor. 

Bunu başarmanın yoluysa; güncel bilgiye hızla erişim, erişilen bilginin güvenirliğini değerlendirebilme yetkinliği ve daha önemlisi erişilen bilgilerden ihtiyaç çözecek yeni bilgileri üretebilme becerisidir. 

***

Ezberci eğitim anlayışını sürdürerek eğitim reformu yapamazsınız. 

Bir şeyleri yanlış yapıyorsanız, zamanı artırmak, yanlışlarınızı artırmaktan öte bir işe yaramaz!

Kafa yormamız gereken şey, çocuklarımıza, çözüm bekleyen sorunları, mevcut bilgilerden yola çıkarak halledebilecek yeni bilgi üretme becerisini nasıl kazandırabileceğimizdir. 

Ve artık geleceğimizi, problemin çözümüne yarayabilecek güncel bilgilere, formüllere erişimin serbest olduğu; kitaplara, internet üstünden bilgiye ulaşımın kısıtlanmadığı, hesap makinalarının hatta bilgisayarların kullanılabildiği yani bir anlamda "kopya çekmeye" izin verilen sınavlarda başarılı olanlara teslim etmeliyiz.