3 Temmuz'un kaybolan avukatı: Dupont

07 Ekim 2016 Cuma  |  MENTOR

Nihayet CAS Hakem Heyeti ve Dupont hakkında yazabiliyorum...Bu yazıyla birlikte 3 Temmuz'da Fenerbahçe yönetimi tarafından yapılan ve Fenerbahçe'nin kayıpları ile sonuçlanan hatalar???? zinciri ile ilgili beşinci yazımız olacak.

Bildiğimiz veya çoğu insanın bilmediği gibi "kamu düzeni" bir ülkede uygulanan tüm yasa ve kuralları ifade eder ve spor hukuku bu alana özgü "disiplin uygulamaları" konusunda yasalara aykırı kararlar alamaz çünkü yasalar spor hukukunun üstündedir.

Tam bu noktada Jean Louis Dupont'dan bahsetmek gerekir. Avukat ama uzmanlığı kamu düzeni ile spor hukuku arasındaki ilişkiler. Daha doğrusu, spor kukuku denilen hukuksuzluk ve keyfilik yığını haddini aşınca Dupont onlara tarihin en büyük dersini veren adam. Bosmann davasında UEFA'nın serbest dolaşım kısıtlamaları ve sözleşmesi biten oyuncunun bonservis ödemeden başka takıma geçmesini sağlayan hukuk adamı.

3 Temmuz tam da Dupont davası idi çünkü  "şike" gibi insanları toplumda küçük düşüren ve kişilik haklarını yaralayan bir konuda UEFA kırmızı kart çıkaran hakem edasıyla davranıyor ve kamu düzeni tarafından sağlanan "kişisel hak ve özgürlüklere" çöp gibi davranıyordu. Tam Dupont'un  kariyerine ve uzmanlığına uygun bir dava idi ve ilk günlerde Fenerbahçe'nin onunla anlaştığını gazetelerden okuduk. Fakat sonradan ne olduysa Dupont birdenbire ortadan kayboldu ve ilginç bir şekilde kimse ama kimse bu Dupont nereye gitti diye sormadı, araştırmadı.

Üstelik Dupont son derece medyatik bir avukattı, medya onun davalarına büyük ilgi gösteriyordu, bu sayede Avrupa'ya kendimizi anlatma fırsatı bulup gerçekleri de ifade edebilirdik. Hukuk toplumdan kopuk soyut bir kavram değildir, toplumla yaşar, toplumla karar verir bu nedenle kendini topluma anlatmak önemlidir biz bırakın anlatmayı, denemedik bile.

Dupont aynı zamanda UEFA'nın en nefret ettiği avukatlardan biri, yani UEFA ondan korkuyor, bizim için idealdi ama nereye gittiği, neden Fenerbahçe'nin avukatı olmadığı hala sürecin en karanlık bölgelerinden biri bence.

Gelelim CAS Hakem Heyetine; sürecin devam ettiği günlerde gazetelere bir haber düştü ve haber Fenerbahçe tarafından da yalanlanmadı. Fenerbahçe Ulrich Haas'ı, UEFA ise Efraim Barak'ı seçmişti, her ikisi de spor hukukunun aşırılıklarını törpüleyen ve özellikle  keyfiliğe set çeken hukukçulardı. Porto'nun cezasını kaldıran CAS heyetinde ikisi vardı, ayrıca  Efraim Barak Cantador davasında WADA tarafından taraflı olmakla suçlanmıştı, yani spor hukukundan çok kişi haklarına ağırlık veren hukukçulardı. Bu haberi okuduğumda içimden dedim ki; hayırlı olsun Fenerbahçe davayı kazandı çünkü çok garip bir durum olmazsa 3 oydan ikisi garanti idi, zaten Haas UEFA'nın Fenerbahçe'yi cezalandırmak için yetkisi olmadığı savundu.

CAS hakem heyeti bir daha da hiç gündeme gelmedi, ta ki karar açıklanan kadar. Bir baktık ki Efraim Barak yok onun yerine iki tane şike tecrübesi olmayan adı sanı duyulmamış hukukçu.

Dupont gibi Efraim Barak da kaybolup gitmişti, onlarla beraber Fenerbahçe'nin hakları da kayboldu gitti.

Biz ise hala hiç bir şey bilmiyoruz...