'Anmayı yasaklayan zihniyet'

15 Ekim 2016 Cumartesi  |  GÜNLÜK

10 Ekim katliamından Hakan Fidan'a Başbakanlıkça soruşturma izni verilmemiş olup, bu konuda Cumhurbaşkanlığına yaptığım itirazın reddedildiği de, 10 Ekim tarihli yazı ile bildirilmiştir.

10 Ekim katliamı için yapılan anmayı yasaklamak yetmezmiş gibi, 10 Ekim tarihli işlemle, acılara bile saygı duyulmadığı açıkça görülmüştür.

***
AKP döneminde yapılan bir düzenleme ile, ilk kez Cumhurbaşkanlığı makamı, soruşturma izni konusunda bile görevlendirilmiştir. 

MİT Müsteşarı hakkında Başbakanlıkça gerçekleştirilen soruşturma izinleri konusundaki itirazlarda Cumhurbaşkanı yetkili kılınmıştır.

Böyle bir konuda bile Cumhurbaşkanının görevlendirilmesi, aslında açıkça başkanlığın yaşandığının da bir örneğini oluşturmuştur.

Daha bu hafta içinde Bekir Bozdağ, Cumhurbaşkanının fiilen başkanlık yaptığını ifade etmekle, aslında anayasanın ihlal edildiğini, bir darbe, bir vatana ihanet halinin yaşandığını itiraf etmiştir.

Öte yandan, AKP'nin anayasayı gözetmeden soruşturma izni konusunda Cumhurbaşkanını görevlendirmesi de, Cumhurbaşkanının anayasal konumu ile bağdaşmayan, anayasaya aykırı bir düzenlemedir.

Mevcut Anayasa iktidar için bir anlam ifade etmemektedir.

***

Cumhurbaşkanı'nın görevleri, Anayasanın 104 üncü maddesinde sayılmıştır.

Bu maddede, Cumhurbaşkanının yasama ve yürütme alanlarındaki görev ve yetkileri, Anayasada sayılarak ortaya konulmuştur.

Dolayısıyla, yasama ve yürütme alanlarında, anayasada sayılmayan bir konuda, Cumhurbaşkanına yasa ile görev yüklenemez.

Yasa ile yüklenecek görev, ancak anayasada sayılan konulara ilişkin olabilir.

Anayasanın aynı maddesinde, yargı ile ilgili konularda ise bu anlayış benimsenmemiştir. Anayasada sayılmayan yargı alanındaki bazı konularda, yasalarla da Cumhurbaşkanına görev yüklenebileceği ifade edilmiştir.

MİT Müsteşarının soruşturma izni konusu, MİT'in yürütme içinde yapılanmış olması nedeniyle, yürütme alanındaki işlemlerden olup, böyle bir görev Anayasada sayılmamıştır.

Anayasa bile aşılarak, bir yasa ile Anayasada sayılmayan bir konuda Cumhurbaşkanına görev yüklenmesi demek, Cumhurbaşkanının başkandan da öte yetkilerle donatılması demektir.

Bu anayasal ve hukuksal durum karşısında, MİT Müsteşarı için soruşturma izni konusunda ortaya çıkan bu düzenleme, bir parti devleti ve daha da öte bir ajan devlet yaratmak demektir. Başkanlığın yapıtaşlarının döşenmesi demektir.

Öte yandan, Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler kategorisinde kalan işlemlere karşı, Anayasadaki düzenleme uyarınca yargı yolu kapalıdır.

MİT Müsteşarı hakkındaki izin vermeme işlemine itiraz üzerine Cumhurbaşkanı'nca yapılan işlem, bu kategorideki işlemlerden değildir. Çünkü önceden yapılan bir işlemle bağlantılıdır. Dolayısıyla, bu işleme karşı yargı yolu açıktır. 

Bu gerçeklik karşısında Cumhurbaşkanı'nca yapılan böyle bir işlemde, bu işleme karşı başvurulabilecek yargı yolu ve süresinin de gösterilmesi gerekmektedir.

İtiraz üzerine Cumhurbaşkanınca yapılan bu işlemde ise, yargı yolu ve süresi de gösterilmemiştir. 

Böylece Cumhurbaşkanının bu işlemine karşı yargı yolunun kapalı olduğu anlayışı da öne çekilmiştir. 

Bunu da hukukla açıklamak söz konusu değildir.

Bu tablo, hukuk ve anayasanın dışlandığı, bir mutlak iktidar anlayışını yansıtmaktadır

****

10 Ekim katliamı ile ilgili işlemin aynısı, İstanbul patlaması hakkında da yapılmıştır.

Ömer Faruk Eminağaoğlu