Taraftar devrimi

18 Ekim 2016 Salı  |  MENTOR

Galatasaraylılar ve Beşiktaşlılar devletin koruma duvarları arasında gününü gün ederken bu dünyanın tartışmasız "ağası" olan Fenerbahçe sessiz sedasız bundan 10-15 yıl sonra Galatasaray ve Beşiktaşlıların geçmişte olduğu gibi "taklit" edeceği (bu defa edebileceklerini sanmıyorum) bir devrimi gerçekleştiriyor.

Taraftar devrimi...

Demokrasi anlayışı nerede çokluk orada kötülük düzeyinde olan bir ülkede yazacaklarımı sanıyorum Fenerbahçeliler anlayacaktır.

Yıllardır bu ülkede milyonlarca taraftarın alın teri bir grup zengin ve önceliği her zaman kendi kişisel çıkarları olan yönetici tarafından har vurup harman savrulur siyasiler de bu çarpık sistemi kendi lehlerine rahatlıkla kullandıkları için kulüpleri zengin yönetici diktatörlüğünden kurtaracak modern yasaları çıkarmazlar.

Ancak 3 Temmuz bu ülkede sporu çok değiştirdi, bence kırılma noktası idi. Galatasaray ve Beşiktaş kendi marka ilkesini ne pahasına olursa olsun "sportif başarı" olarak belirlerken Fenerbahçe "özgürlük" olarak belirledi.

Elbette özgür olmak hem içeride hem de kendi yönetiminde olmalıydı, şimdi onu yapıyor Fenerbahçeli.

Henüz emekleme aşamasında kurumları yok, sistem kurulmamış ama en önemlisi var; ortak akıl ve ortak akılı belli bir amaca yöneltecek dışarıdan bir etki olmadan kendiliğinden harekete geçen taraftar duyarlılığı ve bağlılığı, kurumları bir şekilde oluşturulacaktır.

Ne medya ne de milyonlarca takipçisi olan yönetimi kutsayan taraftar siteleri bu "ortak aklı etkilemeyi" başaramıyor, 3 Temmuz'da başlayan bu refleks gelişerek devam ediyor.

Bundan sonra Fenerbahçe'yi Fenerbahçeli yönetecek. Zaten artık Fenerbahçeli'nin zengin yönetici ve zengin başkana ihtiyacı yok, yeni gelişmeler ve Fenerbahçeli taraftarın aydınlanması düşünüldüğünde o model Fenerbahçe'ye kaostan başka bir şey getirmez. Adı ne olursa olsun Fenerbahçeli artık "zengin yönetici" sistemine tahammül etmeyecektir. Ayrıca zengin yöneticinin kaybedecek çok şeyi oluyor, bu nedenle gündeminde en son sırada Fenerbahçe çıkarları duruyor. Sıkışınca ilk "satılması" gereken Fenerbahçe oluyor. 3 Temmuz direnişi bu yüzden çoğu zaman hak ettiği sonuçları alamadı.

Zengin yönetici modeli yerine kendi temel mesleki faaliyetinde çok başarılı olmuş, ekonomik olarak sorunu olmayan ancak biraz da yaşama zaman ayırmak için profesyonel yaşamı bırakmış, kimseyle çıkar ilişkisi kalmamış, yüreği Fenerbahçe sevgisi dışında bağlılık taşımayan insanlar benim favori adaylarım.

Bayern Münih buna benzer bir modeli uyguluyor ve çok başarılı, Fenerbahçe de bunu başarmak üzere.

Fenerbahçe gibi temel karakteri özgürlük haline gelmiş bir camia bunu rahatlıkla başaracaktır.

Diğerlerine gelince yüz yıl sonra bile başarma şansları yok çünkü bir tercih yaptılar ve geçmiş değerlerinden vazgeçtiler. Onların taraftarları sadece ve sadece sportif başarıya anlam yüklüyor, kulüplerinden ilke beklentileri yok, o yüzden de böyle bir taraftar insiyatifi oluşması olanaksız.

Beşiktaş protest tavrından Türk sporunun yarattığı en protest markasından "efendi"ye döndü, artık kupası ve stadı var ama içi boşaldı.
Galatasaray da öyle "Batı'ya açılan pencere" artık bir kaç kupa için doğunun karanlıkları ile işbirliği ile anılıyor.

Daha kötüsü taraftarları da bundan rahatsız değil ve onlar için bundan geri dönüş yok.

Fenerbahçeli'nin tercihi ise açık ne pahasına olursa olsun "Özgür Fenerbahçe", bu tercih elbette Fenerbahçe'yi bir kaç kongre lobicisinin eline teslim etmeyecektir. 

Not; Özgür olmak herkesle kavga etmek anlamına gelmez her iyi ilişki de teslim olmak anlamını taşımaz.